Genellikle tüm Kıbrıslılar için söylenir ama bazen durum değişiktir.
…
Eskiden adaya gelen bir gezginci, Rumların Türklere oranla daha tembel olduğunu söyler.
“Rumlara göre eziyetlenmek kölelere mahsustur” der.
…
Türkler dünya işleri ile fazla meşgul olmazlarmış.
Şu saptama yapılır:
“Bir Müslüman’da hâlâ daha çoban yaşamının zevklerinin sürdüğü görülür…”
…
Gezginci W. Hepworth, Rumların dünya işleri ile uğraştığından, haberleri izleyip banka falan gibi işletmelerin açılması ile ilgilendiklerinden söz eder ve onlar için “Kuruşunu şilin yapmaya uğraşır (lar)” der.
…
Bizim ahali ise bahçe işleri ile uğraşır, su çeker, arılara bakarak olurmuş…
…
Baka baka bu günlere gelindi…
…
Kuruşu şilin yapanlar.
Çoban zevki olanlar…
…
Bizim cenah kuruşu şilin yapmaz.
Bakarsınız, bir gecede olur…
…
Son durum Türkiye’de böyle değil miydi?
Kuruşları şilin yapmak da ne!
Bir gecede ayakkabı kutularına dolarları istiflediler.
Evlere para kasaları koydular.
Kasaları Euro ile doldurdular.
Zor sıfırladılar…
…
Ama zevklerine baktığınızda aynıdır.
Örtünürler.
Osmanlıcaya dönmek isterler.
Ayran içerler.
Kadının elini sıkmazlar.
Çok çocuk sahibi olmak isterler.
Bir, iki, üç, dört, beş, altı…
…
Çoban kültürü…
Sürüye de bakarak olmak isterler…
…
Bir de tarihle yüzleşme var.
Yüzlerine gözlerine bulaştırdılar.
Çünkü çoban…
…
Yüz yüze gelmek.
Göz göze gelerek hataları konuşup çözümlemek…
…
Medenice…
…
40 yıldır masada yüzleşenler,
Toprak,
Mülk,
Siyasal eşitlik,
İki bölgelilik,
Federal sistem,
Falan konuşuyorlar.
Diz dize, yüz yüze…
…
Bunları yapamayanlar, katliam, tecavüz gibi insanlık dışı meseleleri nasıl konuşacaklar?
…
Bir zaman Litvanya’ya gitmiştik.
Vilnüs sokaklarında her bastığımız yer, affedersiniz tükürük ve balgamdan geçilmiyordu.
Neydi bu?
Bir protesto şekli.
Dönem henüz Sovyet dönemiydi…
…
Silah yok,
Taş yok,
Sopa yok,
Cam çerçeve indirmek yok,
Molotof kokteyli yok…
…
Yüzlerine tükürdükçe rejim çöküyordu…
































