Köşe Yazarları

Tuhaflık ve Gürültü






İnsan bazan kendinde hapistir bir türlü dışarıya çıkması mümkün olmaz.

Öyle hisseder kendini.

Kendinden dışarıya çıkmak ister, çıkamaz.

Etten kemikten bedeni sanki demirden bir kafes…

İnsan dışarıdaysa, dışarda hapis olabilir mi?

Öyle olur işte!

Bazan,

Bir tuhaflık gelir zapteder insanı hiç sebep yokken, yani, belirgin bir sebep yokken.

Belki de sebepler birikmiştir, sorun hangisi.

Hangi sebep hapsetmiştir kendini kendi içine?

Ve bir çırpınmadır sürer gider kendinden çıkmak için dışarıya…

İnsan kendinden çıkıp dışarıdan kendine bakabilir mi?

Orhan Pamuk “Kafamda bir tuhaflık var” adlı romanında, yarattığı roman kahramanı Mevlut’un kafasındaki tuhaflıkları anlatıyordu hayatın sessizlikten bir gürültüye doğru giden akışı ile birlikte.

Bir köyden İstanbul gibi kalabalık bir kente göç eden Mevlut şehirle birlikte tuhaflıklar yaşıyordu durmadan.

Kişisel tuhaflıklar,

Toplumsal tuhaflıklar,

Kentsel tuhaflıklar,

Sosyal tuhaflıklar…

Bir insan için hayat zaman zaman da olsa sıkıcı hale geliyorsa bunun nedeni hayatın kendisi mi?

Hayat nasıl olsa akıp gidiyor; gündüz geceye, gece gündüze akıyor durmadan, bulutlar toplanıyor, bulutlar dağılıyor, güneş açıyor, güneş kapanıyor, mevsimler akıp gidiyor aynı şekilde ve hayatın her şeyi, ağaçları, dağları, ovaları denizleri kendini yaşamaya devam ediyor.

Terk edilen bir ev yine aynı yerdeyse,

Terk edilen bir sokak, bir mahalle,

Bir kent,

Yine aynı yerdeyse.

Ve kendini kendinde hapis gibi hissediyorsan; bir türlü kendinden dışarıya çıkamıyorsan,

Bir “tuhaflık” olmalı…

Mevlut’un başına çok şeyler gelir.

Roman öyle demez ama kendinden dışarıya çıkamaz bir türlü; öyle anlaşılır…

Sevdiği kız yerine onun ablası ile evlenir bir tuhaflık sonucu.

Sonra karısı ölür, gün gelir sevdiği sandığı o kızla evlenir yine bir tuhaflık sonucu.

Mevlut bozacıdır İstanbul sokaklarında.

Hani salepçiler vardı Lefkoşa sokaklarını arşınlayan kış gecelerinde, işte öyle bir şey ama yine de bu başka bir şey, buralarla benzerliği yok.

Fakat tuhaflık tuhaflıktır nerede olursa olsun.

Neticede Mevlut’un ömrü tuhaflıklarla geçer; bir kentin gün be gün değişimine tanık olur ve sessizlikten giderek çoğalan gürültüsüne…

Belki bu gürültüdür insanı kendine hapseden şey, bilemem.

Lakin bundan da önemlisi insanın kendi gürültüsüdür galiba önemli olan.

Ve aslında içinizde durmadan gümbürdeyen o gürültüden çıkmak istersiniz…








Başa dön tuşu