Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Topuklu ayakkabı, kutsal kase ve sumada!

İnsanoğlu önce yere çıplak ayakları ile bastı.


Ayak izlerini fark eden ilk insan ne düşünmüştü?

Ayakkabının eski Mısırlılar döneminde bulunduğu söylenir.
Bazı kaynaklara göre M.Ö. 500’lü yıllarda Mısırlılar ıslak kuma basarak ayaklarının ölçüsünü çıkarırlar, sonra pipürüs kağıtlarından sandalet yaparlarmış…


Ayakkabı, bu serüveni yaşadıktan sonra gelişti…

Önce bir ihtiyaçtı.
Sonra ticari bir mal haline geldi.
Her şey gibi…

Rönesans devrinin büyük sanatçısı Leonardo da Vinci, ayakkabılara ilk topuk yapmayı düşünen kişi olarak geçer bazı kaynaklarda.
Belirtildiğine göre, Vinci, kısa boylu bir kadının düğününde kalabalık içinde gözlerden kaybolmaması için ayakkabıya topuk yaptırmış.
Böylece kısa boylu kadının boyu, biraz da olsa yükselmiş…

Şimdiki ayakkabılar yoktu.
Genellikle çizme yapılırdı.
Hatta kadınlar da çizme giyerlerdi.
Kapitalizmin maskaralığı içinde ayakkabılar da evrim geçirdi!
Şimdi çeşit çeşit ayakkabı var.
Ayakkabıda seri üretim 19. yüzyılda ayakkabı makinelerinin çıkması ile başladı.
Artık kutusu bile işe yarıyor!..

Ayakkabısız insan yok.
Ayakkabı giyilirken veya yürürken ayakkabının hikayesini düşünmeye gerek yok…


Kahveyi cezvede kaynatırken kim cezvenin başından geçen serüveni düşünür ki?
Ateşe ilk konan cezvenin izi sürülebilir mi?
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var ama cezve ne desin?

Fakat bazı bilinen hikayeler vardır ki, o hikayelerde yer alan şeylerin önemi büyükten de öte kutsal!
Mesela İsa’nın Kutsal Kasesi.
İnanışa göre, Kutsal Kase İsa’nın son akşam yemeğinde kullandığı kasedir.
İsa çarmıha gerildiğinde Aramatyalı Yusuf söz konusu kaseye İsa’nın çarmıhtayken damlayan kanını akıtmış…

O gün bugündür,
Hıristiyan cephesinden niceleri Kutsal Kase’nin peşindedir!

Dini eğilimlerin baskısı altında binlerce yıl şekillenen dünya, bugün geldiği noktada ne kadar ilimin, gerçekliğin peşinde olsa da, binlerce yıllık dini birikim düşünceleri etkilemeyi sürdürmektedir.
Bu etki nedeni ile inançlara saygı bir insan hakkı meselesidir…

Hala Sultan çevresinde Rumlar piknik yapacaklarmış.
Orada alkol da dağıtılacakmış.
Hatta Rum belediyesi bira, şarap, zivaniya falan ikram edecekmiş.
Haber duyulunca tepki de geldi tabii.
Bir ibadet yerinin çevresinde bu olur mu?

Bir dönem bir çalışma yapıldı.
Kuzey Kıbrıs’ta kilise, manastır ve şapel gibi ibadet yerlerinin sayısı 500 civarında.
Bunlardan 300’ü döküm döküm dökülmekte…


Bir ibadet yerinin çevresinde alkol almak, eğlence düzenlemek “ahlak” dışı mı?
Diyelim ki öyledir.
Selimiye Camii’nin çevresinde alkol alınabilecek yerler dolu.
Bu bir yana,
Kiliselerin içine s..çıyoruz!
İnsan pisliğinden geçilmiyor.
Kiliselerde pisliklerden korunmak için topuklu ayakkabı giymek gerekiyor!

Nerde kaldı, Hristiyan ahali sırasında kilisede şarap içiyor!

Aslında meseleyi kutsal kase ile topuklu ayakkabı arasındaki ilişkiye bağlayacaktık.
Fakat konu dağıldı!
Zaten bir ilişkisi de yok!..


Hala Sultan’a gelince…
Keşke çevresinde sumada içilse!
Çözüme katkı olur!
Bizden de söz:
İçine etmeyeceğiz!..