Erdoğan Özbalıkçı
Çok laf karın doyurmuyor. Türkiye’deki iktidara yakın medya görevini çok iyi yaparak siyasal iktidarı övmeyi sürdürüyor.
Gerçek ise çok farklı.
Ekonominin bilimsel analizi mümkün olmasaydı, ekonomi ve iktisat’la ilgili bu kadar üniversiteler açılmazdı.
Devlet’i yönetenler NAS saçmalığıyla, TL nin değer kaybının olduğu dönemde FAİZLERİ İNDİRME politikalarıyla ekonomiyi yönetmeye çalışırken, anlı şanlı profesörlerin yağcılık yapması, topluma yapılan en büyük ihanetti.
Türkiye halkı çok cesur, bilgili insanlar yetiştirmesi yanında, ruhunu şeytana satan çok kaypak insanların da alabildiğine yetiştiği bir coğrafyada yaşamaktadır.
Bir insanın, inanmadığı politikalar peşinde koşturmasının bilimsel analizi mutlaka yapılmalıdır. Bu yapılmadan, Türkiye’de zihinlerde kültürel bir devrim yaratacak adımlar atılmadan ne ekonomi ne de siyasi ortam düzelebilir.
TL nin döviz karşısında yıkılışının sonuçları da halk arasında pek tartışılmıyor. Halk gittikçe yoksullaşmasına rağmen hala örgütlü bir şekilde mücadele etmeyi öğrenemiyor. Bunun suçunu halkta aramak da doğru değil. Tüm suç, sahte bir aydın toplumu yaratan feodal bataklıktadır.
1 Euro 29 TL ye yaklaşmışken, 1 sterlin 33 lirayı geçmişken, Kıbrıs Türk’ü çocuklarına nasıl bir gelecek verebilir?
Emeği ile çalışan insanların artık çocuklarına bir ev yapmaları mümkün değildir…
Küçük işletmelerin de yanlarında eleman çalıştırmaları iyice zorlaşacaktır.
Bu şartlar altında Kuzey Kıbrıs’ta egemen eşit iki devlet politikası nasıl hayata geçirilebilir. Halk bu hamaset nutuklarıyla daha ne kadar uyutulabilir?
TL nin yıkılışının Türkiye açısından farklı anlamları da olacaktır.
Dış borçlanma alabildiğine artarken, yabancı sermayenin Türkiye kaynaklarını azgınca yağmalandıklarını , Türkiye Dış Politikasının manevra kabiliyetinin azaldığını da göreceğiz.
Türkiye Latin Amerika ülkelerinin ekonomileri kötüleştikçe, DIŞ KARIŞMACILIĞIN da arttığı benzer bir sürece doğru hızla sürüklenecektir.
Tayyip Erdoğan’ın temelsiz ve dini yorumlara dayandırarak izlediği politikaların bedelini hem Türkiye halkı, hem de Kıbrıs halkı ödemektedir.
Tayyip Erdoğan özellikle az gelişmiş bölgelerdeki insanları dini sloganlarla uyuturken, milliyetçilik şerbetini alabildiğine verirken, Kıbrıs Türk halkı da bu KAOSUN ORTASINA sürüklenmektedir.
Kıbrıs Türk’ü çözümsüzlüğün bedelinin acı olacağını bilmesine rağmen, içinden çıkılmasının mümkün olmadığı bir girdaba sürüklenmektedir. Bu girdap’tan çıkışın tek yolu, Kıbrıs sorununun bir an önce çözülmesidir. Ancak ne yazıktır ki, Türkiye’li politikacılar Kıbrıs sorununda belirleyici olma şansını, Kıbrıslıların elinden, yöneticileri ele geçirerek almıştır.
TL yıkımdır.Bu yıkımın etkilerini her geçen gün, artan dalgalar şeklinde göreceğiz.
































