Toplumlar başkalaştıkça,
Ya da yabancılaştıkça eski, sade günlere özlem duyarlar…
…
Keşke ta başından bu ülkeyi yönetenler, ayaklarının bastığı bu toprakların geleceğini başka açıdan görebilselerdi…
…
Klima yoktu ama kerpiç duvarların arasında odalar serindi.
Dahası,
O duvarlara yuf delikleri açılır,
Rüzgar evin içine bir girer bir çıkardı…
…
Her dönemin kendine özgü koşulları vardır ve insanlar o koşullara göre ayak uydurur.
Şimdi yürürken ayaklarımızın karışması nedendir?
Ne ellerimizi ayaklarımıza,
Ne ayaklarımızı ellerimize göre uydurabiliyoruz…
…
Ada Osmanlılar tarafından yeni fethedildiğinde,
Kıbrıs Tarihçesi’ni yazanlar şöyle diyordu:
“Osmanlı ülkelerinde yetişen ne varsa bu adada da mevcut olup başka yerden getirtilecek bir nesneye çokluk ihtiyacı yoktur.”
…
Bu yüzden ada iliğine kadar sömürülüyor,
Harnubu, zeytini, üzümü, narı, tuzu alınıp dışarıya götürülüyor,
Bir de kelle başı vergiler toplanarak,
Yıllık kira ödeniyordu…
…
Fabrikalara kilit vurduktan,
Sanayiyi geberilmiş hale soktuktan,
Tarımı kuruttuktan sonra,
Eh,
Zeytini bile dışarıdan getirirsin artık…
…
Sonra kalk gökdelen iste…
…
Adam fi tarihinde Kıbrıs’a gelip bütün bitki örneklerini toplamış.
Bakmış ki çalıların arasında bir ot türü.
Ondan Hint Yağı oluyormuş…
…
Bastığın yeri bilmiyorsan…
…
New York değilsin gökdelen istiyorsun,
Roma değilsin pizzaya bayılıyorsun.
Fransız’a ördek haşlama,
Japon’a suşi,
İtalyan’a spagetti,
Ta Endonezya’dan devşirme tavuk dolma yapıyorsun…
…
Kimsin?
…
Osmanlı iş başı yaptığında baktı ki nüfus az.
Nüfus getirdi.
Hatta bazı kaynaklara göre göç eden ve dağlara kaçan yerli nüfusu geri getirmek için canını yedi.
Toprak işlenecek ki ürün artsın,
Kelle sayısı fazlaşacak ki vergi alınsın.
En sonunda yeterli bir sayı tutturuldu.
Ta ki İngiliz gelsin…
…
İngiliz gelince, bu kez Türkler kaçmaya başladı…
…
Ada’nın nüfusu son birkaç yüz yıl git-gel’ler yaşadı.
Kimi zaman artış gösterdi,
Kimi zaman azalış.
Ama hiçbir zaman adanın kaynaklarının kurutulacağı kadar taşıma nüfus öngörülmedi…
…
İngilizler de tuhaf millettir.
Seksen yıl kadar adayı idare ettiler,
Kimseyi ne Protestan olmaya,
Ne İngiliz olmaya zorladılar,
Tam aksine özellikle Türkleri bir “İslam toplumu” olarak tutmak için ellerinden geleni yaptılar.
Ki altında siyasi bir tutum vardı…
…
Ne diyordu fetihçi?
“Osmanlı ülkelerinde yetişen ne varsa bu adada da mevcut olup başka yerden getirtilecek bir nesneye çokluk ihtiyacı yoktur.”
…
Şimdi tersi yapılıyor.
Ve aynı yola çıkıyor…
































