“…kabul edilemeyecek derecede tembeldirler. Mantıklı bir iş yapmak için veya ailelerinin faydalanacağı bir şey yapmak için veya toplumun ortak refahı için kullanmaları gereken zamanlarını çocuksu oyunlarla veya haince planlar yapmak için harcamaktadırlar.
Gerçekte adada yaptıkları imalatlar da vardır fakat stok yapmak istememekte, onun yerine doğru bir şekilde talimat almak istemektedirler.”
…
1700’lü yıllarda yabancı bir gözlemcinin ada insanı hakkındaki yargısı bu.
…
Talimat almak istiyorlardı.
Talimat gelirse,
O zaman biraz kıpırdanmış olurlardı…
…
Şimdi de pek farksız değildir.
Talimat alırsa hareketlenirler.
Almazsa hain plan yapmazlar ama çocuksu oyunlarla meşgul olur, bulmacayla ya da facebook’la uğraşırlar…
…
Yabancı gözlemcilerin bu duruma niye bu kadar şaştıkları anlaşılmazdır.
Ada ahalisi, oldum olası kendi yaşadığı toprakların “Efendisi” olamamış,
Hep başkaları tarafından yönetilmişti.
Öyle ki ezgi ve cefa ile.
Lüzinyanlar döneminde Rumlar verdikleri vergi bir yana,
Haftanın iki günü Krallar için çalışmak durumundaydılar.
Venedikliler döneminde daha beterdiler.
Aşağılanıyorlardı.
Bu yüzden Osmanlı’dan yardım istedikleri söylenir.
Padişah karıları ile anaları da Ortodoks olunca, pek mesele yoktu…
…
Osmanlı geldiğinde, Türk/Osmanlı kadınlarının Hıristiyanlarla evlenmeleri caiz değildi,
Lakin erkekler Hıristiyan kadınlarla düşüp kalkmakta; evlenmekte serbesttiler.
Bu konuya değinen bir yazar,
Rum kadınların Türklerle evlendiğini ama asla dinlerinden vazgeçmediklerini belirtir…
…
Adanın kadınları tarlasında işinde olmakla beraber,
Kendilerine bakmasını biliyorlardı.
Türk kadınları beyaz çarşafların içinde narin bir vücuda sahiptiler.
Hatta bazı gözlemcilere göre, güzellik konusunda Türk kadınları Rum kadınlardan daha güzeldiler.
…
Şimdi olduğu gibi o dönemde birçok kadının saçlarını sarıya boyadıkları anlaşılıyor.
Esmer tene sarı saç.
Bu sarı renk altın sarısıydı.
Günümüzde genellikle Avrupa’dan ihraç edilen çeşitli saç boyaları,
O dönem Afrika’dan getirtiliyordu.
Bu konu, adayı gezen bir yazarın ilgisini çekmiş ve gördüğü sarı saçlı bir kızın babasına,
Kızının saç rengi ile ilgili boyayı nerden aldıklarını sorunca,
Evin annesi bir kap içindeki toz boyayı göstermişti.
O boya İskenderiye’den getiriliyormuş.
Yazar “Bu nedenle güzelliklerinin bu bölümünü borçlu oldukları yer Afrika’dır” der.
…
Şimdi Avrupa’dır…
…
Diyeceğim,
Tembellik belli oranda sürüyor.
Ama tembelliğin de nedenleri vardır…
































