Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Televizyondaki çocuk

“Dinlediniz mi o televizyondaki çocuğu? Bizden hiçbir şey olmazmış. Sanatçı da olmazmış. Aşık da olunmazmış burada… Bir de bize dar edecekmiş Kıbrıs’ı.”

“Yahu biri de sus demedi mi bu çocuğa, beğenmiyorsan defol git demedi mi?”
“Terbiyesiz herif! Kaçak emlakçılık yapıp istismar ettiği grubu savunur gibi yapıp ucuz kahramanlık yapıyor.”
Geçen hafta en çok işittiğim cümlelerdi bunlar.
Şu meşhur televizyon programında ki Türkiyeli çocuğun söyledikleri çok dokundu bizim ahaliye.
Çocuk haddini biraz da aşarak “Kıbrıslıya Kıbrıs’ı dar etmezsek namerdiz” demiş ya, millet en çok ona bozuluyor.
Aslında ben o çocuğa hiç kızmadım. Bu nedenle ona kısa mesajım var:
“Yahu evlat, Kıbrıslıya Kıbrıs’ı dar etmek için kimler uğraşıyor bilsen. Başta Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği, Türkiye, Yunanistan vs. Sen de bunların yanına katılsan ne olur katılmasan ne olur. Olsa olsa çorbada senin de bir kaç milimetre küp suyun olur. Zaten dar olmuş olan ortam daha ne kadar dar olabilir ki. Bu nedenle boş ver sen bunları. İşine bak, okulunu bitir.”
Evet kızmadım ben o çocuğa. Zira biz de yaşadık o yaşların heyecanını. Bir sözümüzle dünyayı değiştirebileceğimize bizde inandık o yaşlarda. Sonra hayal kırıklıklarımızla baş başa kaldık gerçek dünyada.
Kızamadım çocuğa, zira aslında bizlerin dertlerini sıkıntılarını dillendirmişti bir yerde. Bazı gereksiz sözlerle haddini aşmasa, bizi ötekileştirmese ve kendini bizden soyutlamasa bizden bile sayardık kendini.
O kadar ki bu güzel adanın bu halde olmasına kafa tutsa, öfke roketlerini çarpıklığı yaratanları doğru seçip yönlendirse şu an kahraman bile olurdu. Ama ya yüreği elvermedi ya da kafası basmadı. Fakat ben yine de kızamadım çocuğa. Neticede o daha olgunlaşmaya yeni başlayan bir insan. Hata yapacak ki tecrübesi olsun. Tecrübesi olacak ki başarılı olsun.
Ağır mı konuştu? Evet çok ağır konuştu. Mekan ve zaman seçimi yanlıştı. Hedef aldığı kişiler yanlıştı. Ama olan oldu. Birlikte hayatının bir dönemini yaşayacağı toplumu kırdı. Peki şimdi ne yapması gerek?
Bize adayı dar etmesi için elinden geleni yapma yolunda planlar mı hazırlamalı? Yoksa bizden bazılarının istediği gibi hemen adayı terk mi etmeli?
Bence bunların hiçbiri olmamalı. O genç arkadaş, erken vardığı bir kararın yanılgısı ile doğru olanları yanlış kişileri hedef alarak söylediğini fark etmeli. Doğru insanların yanında mücadelesini sürdürmeli. Çünkü gençliğin ona verdiği dinamizmi doğru kullanmasını bilmelidir. Birlikte yaşadığı topluma karşı sorumluluğu bunu gerektirir.
Kıbrıs Türk toplumu içinde de olaya sağduyu dışında yaklaşanların hemen şapkalarını öne koyup düşünmeleri gerekir. Bu çocuğu haddini aşan bir konuşmaya iten etkenlerden, kendinin sorumlu olduklarını tespit etmeli ve düzeltme yoluna gitmelidir.
Bir gerçek vardır ki, üniversite adası olmak yolunda ilerleyeceksek, temel hedefimiz öğrenci memnuniyeti olmalıdır. Öğrenci burada yaşamaktan mutlu olmalıdır. Kıbrıs halkı öğrenci memnuniyetini sağlamalıdır. Tek öğrencinin dahi kaybı önlenmelidir.
Aksi halde ne mi olur? Televizyondaki çocuk da unutulur. Tıpkı bundan önce benzer çıkışları yapanlar gibi… Ta ki yeni bir televizyondaki çocuk çıkıp haddini tekrar aşana kadar…

ANLAYAMADIKLARIM
Türkiye Hükümeti iç hatlarda uçuş yapan uçakların tavan fiyatını 309 TL olarak belirledi. Yahu biri de çıkıp bu hükümete bizim de MERSİN 10 olduğumuzu neden hatırlatmaz. Bari bizde o tarifeden uçardık. Anlamak zor.

VE ŞİİR
Bu hafta VE ŞİİR köşemde sizlere, Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan kıymetli meslektaşım Dr. Şifa Turan’ın “Düş” isimli şiirini sunuyorum.
DÜŞ
Bazen bir var bir yok olur,
Ama bazen dalarsın
Bir bakarsın cennet olur,
Aşk bir masal bazen rüyalarla avunur
Ama biz inanırsak eğer,
Daldığın duş gerçek olur…

 

OBJEKTİFİMDEN- ALTIN KUMSAL-KARPAZ

 

 

KARİKATÜR