Köşe Yazarları

TEL TEK DÖKÜLEN KKTC’NİN KÜÇÜK RESMİ

Halil Paşa yazdı...


“Tel tel dökülmek”; yalnızca başarısızlığı değil, aynı zamanda dağılıp gitmeyi, yok olmayı ifade eden bir deyiş. İnsanlık 21. yüzyıla adım atalı beri, yerküredeki nüfus artışının devamı, betonlaşma, çevre kirlenmesi, yeşilin ve yaban hayatın giderek yok olması…

Bütün bunlar insanın bizzat kendi eliyle daha kötü bir dünyaya savruluşunun en bariz göstergeleri.

Doğaya düşman insanoğlu, aynı zamanda kendi neslinin de düşmanı. Örneğin başta ABD olmak üzere “gelişmiş ülkeler” yoksul ülkelerin yeraltı ve doğal kaynaklarının yanı sıra ucuz iş gücünü de sömürüyor. Gelişmiş ülkelerdeki sermaye yalnızca yoksul ülkeleri değil, kendi vatandaşlarını, kendi milliyetinden emekçilerini de sefalete itiyor. Dünyanın en varsıl şehri New York caddelerine dolaşmaya çıktığınızda, geniş kaldırımlarında dilenen aç ve evsizlerle karşılaşırsınız. Ara sokaklar ise çöp karıştıran işsizlerle doludur.

Modern kapitalizmin “pazar için üretim” yasası dünyanın en küçük noktasına varıncaya kadar ulaşır, varsılları paraya boğarken yoksullukları da çöp karıştırmaya sokaklarda dilenmeye yönlendirir.

Siyasal jargonda “az gelişmiş” daha az incitici bir tabirle “gelişmekte olan ülke” Türkiye, “gelişmişler” kulübündeki ABD’den misliyle fakir. Kıbrıs’la başlayan denizaşırı serüvenine, yakın geçmişte başarısız Suriye ve Irak girişimleri ve şimdi de Libya’yı katmış. Amacı emperyal gelişmişler ailesine katılmak.

Bakmayın siz AKP’nin “din kardeşiyiz” üzerinden yaptığı “ahirette herkes eşittir” vaazlarına. Tükiye’de de, tıpkı gelişmiş ülkelerde olduğu gibi azınlık varsıllar bir yanda ve çoğunluk yoksullar öte yanda.

KKTC’ye gelince. Kapitalist dünyada değil etkisi, adı bile yok! Böyle bir ülkenin varlığı (var olsa bile) resmen tanınmıyor. Şimdilik etkinliği yalnızca Türkiye’nin hakkında vereceği kararların dünya ekonomik ve siyasal sistemine olan “gıdıklama” etkisiyle sınırlı.

Buraya kadar dünya siyasi arenasında KKTC’nin yer al(ma)dığı büyük resmi gördük.

Dünyayı değil ama bizi, KKTC vatandaşlarını ilgilendiren kendi küçük resmimize gelince.

……………………………………………..

1974 yılından sonra adanın kuzeyinde sırasıyla otonom, federe ve en son KKTC altındaki yönetimler Kıbrıs Sorununa bir çözüm bul(a)madı. Şimdilik bir barış planı falan da yok ortada. 46 yıldan bu yana siyasi geleceğe hakim olan şey, BELİRSİZLİK.

BELİRSİZLİK; 1974 yılından bu yana bir türlü ayakları üzerinde durabilen bir ekonomi kuramamış, meclisteki parti ve hükümetlerimizin, “ambargolar altındayız” şikayetlerine yakın gelecekte de mazeret olmaya devam edecek.

“İlacı olsa kendi başına süren kel” misali, geçmiş Türkiye siyasal iktidarları gibi, AKP de, adanın kuzeyindeki yönetsel beceriksizliklere ve siyasi yolsuzluklara, kendi ülkesindeki beceriksizlik ve yolsuzlukları, “soydaşlarımız ve din kardeşlerimiz” nutuklarıyla perdeleyip örttüğü ölçüde kol kanat germeye devam edecek.

****

Kuzey Kıbrıs’ı yöneten siyasal hükümet, parti, lider ve vekillerine gelince…

1974 yılından bu yana hükümetlerin siyasal beceriksizlik ve acizlikleri, taraftar ve akrabalarına iş, kamuda terfi, ganimet, ihale ve çeşitli menfaatler dağıtılarak seçmen tarafından görmezden gelinmesi sağlanmış. Hala bu yol hükümetlerin başvurduğu ve seçimlerde karşılığını aldığı için geçer akçe olmayı sürdürüyor.  Çünkü seçmen “seçim rüşvetine” alış(tırıl)mış

Menfaate tiryaki seçmen, devlet okulları yerini paralı özel okullara, devlet hastaneleri paralı özel hastanelere terk ederken, suyun ücreti üç misli artar ve sorumluluk da Türkiye’ye havale edilirken bundan sorumlu bakan ve vekilleri yeniden seçmeye devam etmiş.

Ne kamu kaynaklarını yasa dışı olarak özel kişilere dağıtan, ne maaşından çok para harcayan, ne de hakkında rüşvet dedikoduları arşa çıkan ve ne de “emret komutanım” aczi içerisinde hareket eden vekiller kaybetmiş seçimleri. Aralarında oyunu artıranlar bile olmuş.

“Üzüm üzüme bakarak kararır” gibi seçmen siyasetçiye, siyasetçi de seçmene bakarak kararıyor bu adayarısında. Seçmenin ve siyasetçinin, milliyetçi, mukaddesatçı, menfaatçısı “makbul” olmayı sürdürürken, gitgide cemaat olmakta bile zorlanan Kıbrıslı Türkler de tel-tel dökülüyor, başarısızlık yok oluşa götürüyor.

KKTC’nin küçük resmi de bu…



Başa dön tuşu