BU KEZ CTP DESTEK VERSİN: Özyiğit: Biz 2010 yılında CTP’nin desteklediği Talat’a destek olduk. Bu defa da gelsinler onlar bizim adayımıza destek olsunlar. Solda birliği böyle sağlayalım. Belediye seçimlerinde bizimle bir şey paylaşma istememeleri kendilerine pahalıya mal oldu. Şimdi gelsinler doğrusunu yapalım
BELEDİYE SEÇİMİNDEKİ BİRLİK SÜRECEK: Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili Birleşik Kıbrıs Partisi’nin desteğinin olduğunu ifade eden Özyiğit, Baraka’nın da desteğinin Akıncı yönünde olacağını düşündüklerini söyledi.
EROĞLU SAMİMİ DEĞİL: “Eroğlu kendine güvenen kesimlerin istediğini yapıyor. Manevra yapıyor. Bu da bir samimiyet göstergesi değildir. Biz samimi davranılması ve içten gelerek bir şeyler yapılmasını bekliyoruz. Sağ kesim hep şunu söylüyor. “ille de çözüme muhtaç değiliz” hayır çözüme muhtacız. Çünkü uluslararası hukukun içine girmek için başka şansımız yoktur”
Bertuğ TOPAL
Toplumcu Demokrasi Partisi Genel Başkanı Cemal Özyiğit, Mustafa Akıncı’nın bağımsız aday olma kararının ardından TDP’nin Akıncı’ya destek vereceğini belirtti. Özyiğit, solda birleşme adına 2010 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler’in desteklediği Mehmet Ali Talat’a destek verdiklerini bu seçimde ise aynisini CTP’den görmek istediklerini belirtti. Solda fedakarlık yapan kesimin bugüne kadar hep TDP olduğunu ifade eden Özyiğit, bu kez ise CTP’nin fedakarlık yaparak Mustafa Akıncı’yı desteklemesini istedi.
TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit, 2015’te yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden, Kıbrıs sorununa, Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun müzakere masasındaki niyetliliğinden birçok konuda Havadis’e açıklamalarda bulundu.
İşte TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit ile yaptığımız röportaj:
Soru: 2015 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Mustafa Akıncı aday olabileceği konusunda beyanatlar verdi. TDP’nin duruşu nasıl olacak bu süreçte?
Özyiğit: Biz öteden beri Akıncı’yı aday olması için teşvik etmeye çalışıyoruz. Nitekim özellikle kendisi daha önce bunu sadece bizim istencimiz mi yoksa halkın da geniş kesimlerin istenci olarak algılanabilir mi diye hep değerlendirmeye çalıştı. En sonunda özellikle Lefkoşa’daki belediye seçimlerinde bizzat kendisi de Harmancı ve bizimle birlikte dolaşmaları gerçekleştirdi. Bu doğrultuda şöyle bir nokta tespit ettik biz. Yerel seçimlere gidilirken halk Akıncı’ya “tamam Harmancı’ya oy vereceğiz biz. Siz seneye Cumhurbaşkanı adayı olacak mısınız” diye bire bir mesaj verdi. Bazı basın yayın organlarında bu mesaj “sadece Lefkoşa’ya göre değerlendirmek doğru olmaz” diye çıktı ama ben bunu şöyle değerlendirebilirim. Bir kere ben parti başkanı olarak sadece Lefkoşa’da değil Erenköy’den Lefke’ye kadar aday gösterdiğimiz tüm beldeleri dolaştım. Oralarda da gördüm bu durumu. Her yörede insanlar Akıncı’nın aday olmasını bekliyor. Özellikle Kıbrıs sorununda gelinen aşama ve 11 Şubat tarihli ortak açıklama metnine göre yapılan müzakereler. Eroğlu’nun ikili tutumu. Bir yanda görüşme masasında başka şeyler var. Diğer yandan ortaya koyduğu şeyler farklı. Nitekim son BBC’nin muhabirine verdiği demeçlere de bakılırsa aslında içten olmadığı samimi olmadığı ortada. Bunun yanı sıra Talat’ın da artık yıpranmış olduğu imajı var toplumda. Bunu ciddi şekilde değerlendirmek gerek. Kaldı ki şunun da altını çizelim 2010 yılında TDP Talat’a destek veren ekibin içindeydi. Bu dönemde bizim desteğimiz Akıncı yönündedir. Akıncı TDP’nin öncesinde TKP BDH süreçlerinde parti başkanlığı yapmış. Parti adına hükümette başbakan yardımcılığı yapmış ve LTB Başkanlığı döneminde de iz bırakmış çok değerli bir şahsiyet. Bize göre bir onurlu duruş sergileyen bir kişi. Kıbrıs Türkünün böyle bir cumhurbaşkanına ihtiyacı vardır diye düşünüyoruz ve bu doğrultuda bizim desteğimiz Akıncı’ya olacak. Akıncı ile birlikte yollarda olacağız biz elbette arzumuz tıpkı 29 Haziran LTB seçiminde nasıl ki Harmancı bir ittifakın adayı olarak başkan seçildi. Sadece bu ittifakın ve çevresindeki sinerjinin oylarıyla seçilmesi mümkün değil yani sonunda biz Harmancı gibi geçiş hükümeti döneminde kararlı bir duruş sergileyen bir arkadaşımızı aday gösterdik toplum sahip çıktı. Halkın adayı oldu bir anda. Biz Harmancı’nın halkın adayı olduğu gibi Akıncı’nın da Kıbrıs Türk halkının adayı olacağına yürekten inanıyoruz ve bu doğrultuda bütün gücümüzle destek olacağız.
BKP’nin desteği Akıncı’ya
Soru: Solda birlik adına Akıncı çevresinde bir birleşme için görüşmeleriniz oldu mu?
Özyiğit: Bir ön görüşme yapıldı. BKP ve Baraka ile. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki BKP’den İzzet İzcan bunu televizyondan da söyledi Akıncı’ya destek vereceklerini. Baraka’nın da edindiğimiz izlenim Akıncı’yı destekleyeceği yönündedir. Biz bu yapının daha sonra resmi açıklamaları yapılacak. Sadece bu yapının değil daha geniş halk kitlelerinin destek vereceği yönünde bir beklentimiz vardır.
“2010’da biz onları destekledik. Şimdi onlar bizi desteklesin”
Soru: CTP’nin tavrını nasıl görüyorsunuz?
Özyiğit: CTP önce kimi aday gösterecek orada ciddi bir tartışma yaşanacak. Belli olan birkaç isim var. Talat 5 yıldır Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybettiğinden beridir boş durmadı. Sürekli dolaşıyor halkın içindedir bu önemli ama bir de Sibel Siber’in aday olması ihtimali var. Hatta son dönemde Özdil Nami’nin bile adı geçiyor. Önce CTP kimi aday gösterecek onu belirlemeli. Kaldı ki şurada artık şunu söylüyoruz biz 2010 yılında CTP’nin desteklediği Talat’a destek olduk. Bu defa da gelsinler onlar bizim adayımıza destek olsunlar. Solda birliği böyle sağlayalım. 29 Haziran öncesi biz solda birlik için çok uğraştık. İki kez genel sekreterler düzeyinde görüşme yapmamıza rağmen bir zemin bulamadık. Çünkü onlar genel çerçevede bizimle bir şey paylaşmak istemedi. Bizimle birlikte bir şey paylaşma istememeleri kendilerine pahalıya mal oldu. Şimdi gelsinler doğrusunu yapalım. Geçen defa biz onların adayına destek verdik bu defa da onlar destek versin.
“Hep destek veren taraf biz olamayız”
Soru: Akıncı’nın desteklenmesi için CTP ile görüştünüz mü?
Özyiğit: Hep destek olan ve özveride bulunan TDP ve sol gruplar olmamalı. Artık CTP de eğer gerçekten bir şeyler yapalım diyorsa bu ülkede sol adına kendini öne atmak istiyorsa gelsin bu defa özveride bulunan kendisi olsun.
Bu bayramdan sonra oturup bu seçenekleri parti yetkili organlarında değerlendireceğiz. Neden olmasın biz herkesle görüşmek ve Akıncı’ya destek isteme niyetindeyiz çünkü Akıncı’nın bu onurlu görevi en iyi şekilde yapacağını Kıbrıs Türkünü uluslararası arenada en iyi şekilde temsil edeceğini, görüşme sürecinde müzakereleri en iyi şekilde götürebileceğini ve tarafsız bağımsız bir duruş sergileyerek Kıbrıs Türkü’nün her anlamda bir temsilcisi olacağına yürekten inanıyoruz.
“TDP ve CTP sürece destek veriyor. UBP ve DP ise Eroğlu’na destek veriyor”
Soru: Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulmak için yapılan müzakereler tıkanmış gibi görünüyor. Geçtiğimiz hafta ise bir tartışma yaşandı. Kıbrıs sorununun gidişatını nasıl görüyorsunuz?
Özyiğit: Anastasiadis gibi Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olmuş çok deneyimli bir siyasetçi her ne koşulda olursa olsun kendini kontrol edebilmeli. Tepki verip de küstüm kaçıyorum imajı yaratmak bir siyasetçiye asla yakışmayan bir duruştur. Bu doğru değil. Ne olursa olsun kesinlikle sabırlı davranılmalı ancak bu doğrultuda şunu söylemek gerek. Yine Aralık ayında bizim dışımızda Saray’da yapılan bir görüşme vardı. O toplantıda ortaya çıktı ki daha sonra Davutoğlu geldiği için Eroğlu ve UBP DP başkanları tek egemenliği kabul eden metne evet dediler. Bunu Rum tarafına önerdiler. Bunu daha sonra 11 Şubat tarihli metin öncesinde metinlerin kabulü gündeme geldiğinde ikinci toplantıya biz de katıldığımızda gördük ki aslında çok da içselleştirmediler. Ve oradaki görüşmelerde “biz aslında sırf görüşmeler başlasın diye evet dedik” gibi bir konu ortaya çıktı. TDP ve CTP sürece destek veriyor. UBP ve DP ise Eroğlu’na destek veriyor. Onlar kendilerine göre “Eroğlu’na güveniyoruz. O nasıl olsa bir şekilde çevirecek ve bir şey olmayacak.” Ama öyle değil biz artık yarım asrı aşkındır devam eden bu sorunun çözümlenmesi gerektiğini torunlarımıza miras kalmaması gerektiğini söylüyoruz. Samimi ve yapı olunması gerektiğini belirtiyoruz. Nitekim 11 Şubat tarihli ortak açıklama gösterdi ki gerçekten çok iyi ciddi bir zemin var. Bu doğrultuda biz her iki liderden ve müzakereci heyetlerden bu zemin çerçevesinde görüşmeleri yürütmesini ve kalıcı barışla sonuçlanmasını bekliyoruz. Ama 11 Şubat’tan bugüne kadar 6 alık dönemde bir bakıyoruz ben görüşme tutanaklarını da okuyorum hep konunun etrafında dönülüyor. Ansızın bir bakılıyor yıllar önce anlaşılmış üzerinde uzlaşılmış konu gündeme geliyor. Orada da Rumların bir samimiyetsizliği var. Bunu da görmek gerek. Anastasiadis ansızın diyor ki biz dönüşümlü başkanlığa evet demedik. E evet dedi birileri. Bunlar konuşuldu ve uzlaşma sağlandı. İkide birde daha önce konuşulan ve uzlaşılan konuları da ele alacaksak bir yere varmamız çok mümkün değil. Ama samimi yaklaşarak hem Rumların hem Türklerin bir çözüm bulma ihtimalleri çok yüksektir. Ne Eroğlu’nun masada federasyon görüşüyoruz diyerek aslında iki ayrı egemenlikten konfederasyon çağrısı yapan iki devletten bahsederek bir zemin yakalanabilir ne de Rumların üniter devleti federasyon diye kabul ettirmeye çalışmasından. Burada açık metin var ve bunun öncesi BM Genel Sekreteri’nin taraflara sunduğu 77 sayfalık üç başlıklı belge var. Bizim beklentimiz uzlaşılamayanlardan başlanmasıdır. Onlarda bir yakınlaşma sağlanmalı ki al-ver süreci başlayabilsin. Ben yıllarca sendikacılık da yaptım görüşme masalarını da biraz biliyorum. En sonunda bir yere gelirsiniz tartışmalardan sonra ve dersiniz ki tamam siz bunu kabul ederseniz ben de bunu kabul edebilirim. Bir al ver süreci böyle başlar. Eroğlu şimdi diyor ki al vere başlayalım. Al vere nasıl başlanacak ki daha bazı konularda yakınlaşma sağlanmadı. Yakınlaşma sağlanmalı önce bu konulara yoğunlaşılmalı.
“Eroğlu samimi değil”
Soru: Sizce Eroğlu müzakere masasında samimi mi?
Özyiğit: Eroğlu kendine güvenen kesimlerin istediğini yapıyor. Manevra yapıyor. Bu da bir samimiyet göstergesi değildir. Biz samimi davranılması ve içten gelerek bir şeyler yapılmasını bekliyoruz. Dikkat ederseniz gerek Cumhuriyet Gazetesi’nin mülakatından gerekse BBC’ye yaptığı mülakatta Eroğlu diyor ki “daha bizi ne kadar masaya oturtacaklar.” “Biz istemeyiz ama birileri bize ısrarla oturun” demek istiyor. Hayır biz masada oturmak istiyoruz. Çünkü Kıbrıslı Türkler 15 Kasım 1983’ten bu yana uluslararası hukukun dışındadır. Ve dünya tarafından tecrit edilmiş uzaklaştırılmış bir yapıdadır. Şimdi beğensek de beğenmesek de bizim geçmişte yaptığımız hatalar ki Kopenhag’da ve Lahey’de yaptığımız hatalar nedeniyle Rumlar AB vizesini tek başlarına aldılar. Tek başlarına AB vizesini aldıkları için de Annan Planı’na hayır deme lüksüne kavuştular. Oysa bizim hatalarımız olmasa AB vizesini tek başlarına almayacaklar ve tek başlarına AB’ye giriş hakkını alamadıkları için de bir uzlaşmaya mecbur olacaklardı. Bu olmadı. Onlar girdiler diye şu anda Rumlar Kıbrıs Cumhuriyeti adına AB ve BM üyesidirler. Biz sadece BM’de görüşmeler gündeme geldiğinde ayrı bir toplum olarak tarif ediliyoruz. Ve sadece toplumun liderini kabul ediyorlar. AB’ye bakılacak olursa 1960 anlaşmalarından doğan bireysel haklar nedeniyle bir AB vatandaşı sayılıyoruz ama bireysel olarak sadece. Nitekim AP seçimlerinde AB demedi Kıbrıslı Türklerin de şu kadar ayrı sandalyesi vardır. Dolayısıyla biz hale daha uluslararası yapının dışındayız. Kıbrıslı Türkler uluslararası yapının içine girmelidir. Bunun da tek yolu bir çözümdür. Çözüm için koşulları zorlamak lazım. Sağ kesim hep şunu söylüyor. “ille de çözüme muhtaç değiliz” hayır çözüme muhtacız. Çünkü uluslararası hukukun içine girmek için başka şansımız yoktur.
































