Geçen hafta gerek dünyayı etkisi altında tutan Merkez Bankalarının özellikle FED kararlarının ve diğer etkili ülkeler kararlarının gelişmekte olan Ülke ekonomilerine ve politikalarına olan etkileri ile küreselleşmenin yarattığı olumlu ve olumsuz etkilerini değerlendirmiştik. Bu hafta da, geçen aynı hafta içinde FED faiz kararı ile TCMB’nın aldığı faiz kararlarının Türkiye ekonomisine muhtemel veya beklenen etkilerine bakalım.
TCMB’nın geçen hafta aldığı faiz indirim kararlarının bu yıl içinde peyderpey devam edeceği görüşleri ağır basmaktadır. Esasen Hükümetin de iş çevrelerinin de ve özellikle İhracatçıların istedikleri karar bu yönde idi. Nitekim Devlet ve Hükümet Yöneticileri verdikleri beyanatlarda TCMB’nın faiz kararlarını desteklemişler ve doğru yolda olduğuna dair çeşitli açıklamalar yapmışlardır. İhracatçılar Birliği Başkanı da bu kararları memnuniyetle karşıladıklarını duyurmuştu.
Faiz kararı ile 25 baz puan azaltılarak fonlama oranının % 8.25’e indirilmesi ve borç faizinin de %10’dan % 9.75’e düşürülmesinin devam edeceği, ve bu yıl içinde faiz koridorunun %7.25 – % 7.75 arası olacağı tahmin edilmektedir.
Yeni Merkez Bankası Yöneticilerinin, Hükümetin arzu ettiği politikaları ile uyumlu bir çizgide gitmeyi tercih ettikleri görülmektedir. Veya aynı görüşleri paylaşmış olmaları da mümkündür. İlle de farklı olma veya icraatlarda didişme gerekmez, ancak önemli olan çok teknik ve konularında derinliğine uzman bir Kuruluş olan ve sürekli ülke ve dünya piyasalarını, parasal hareketleri, bankacılık ve mali sektörü ile ekonominin genel gidişatını ve göstergeleri takip ederek Merkez Bankasınca alınacak her kararda ne gibi neticelerin olabileceği tahminlerini en yakından takip eden uzman bir kuruluş olarak Merkez bankalarının görüşlerini serbestçe söyleyerek bağımsız bir düşünce içinde kararlarını almasıdır ki her halde de böyledir.
Teknik gereklilikleri iyice tartıp ekonomide istikrarı sağlayacak önlemlerin hangisinin doğru olduğunu ortaya koyarak Hükümetin yeterli oranda bilgilendirilip doğru kararların kendilerince hangisi ise olumlu veya olumsuz olsun, dikkat çekmeleri de merkez bankalarının görevleri olmalıdır.
TC Merkez Bankası, faiz kararlarında şimdiye kadar daima piyasa istikrarının öncelik aldığını vurgulamakta idi, ve sıkı para politikası esas alınmakta idi. Bu defaki kararda ilk defa ‘temkinli para politikası uygulanacağı’ ifade edildi, ve parasal genişleme politikası sinyalleri verildi. Kredi hacimlerinde genişleme ve tüketim meylinin arttırılması için bankaların kullandıracakları kredi hacimleri yükseltildi. Vadeleri uzatıldı, kredi kartlarında limitler bir misli arttırıldı, ayrıca bankalardan alınan tüketici kredilerinden tüketicinin talep etmesi halinde yapılandırılmasında vade 72 aya yükseltildi. Normal tüketici kredileri vadesi de 36 ay yerine 48 ay’a çıkarıldı.
Kredi kartı faizlerine de banka tüketici kredisi faizlerinin uygulanması öngörüldü. Borç faizleri düşürüldü. Kredi kartları taksit sayıları arttırıldı. Ve kredi kartı limitleri kredi kartı sahibinin aylık gelirinin iki katı iken bu limitler 4 katına çıkarıldı. Yatırım ve konut alma dahil gerek düşük faiz gerekse peşinatlar için evin bedelinin ödenmesinde kriter % 25 ‘ten % 20’ye düşürüldü.
Bu önlemler tabii ki vatandaşın düşen harcama meylini Hükümetçe getirilen bu kolaylıklarla yükseltme amacı vardır. TCMB’nın aldığı düşük faiz kararı da destekleyici önlem olarak görülmektedir.
Bu yıl gerek Rusya krizi ile kısıtlanan ticaret, ve yasaklanan, ayrıca terör gerekçe gösterilerek batı dahil Türkiye’ye yönelik turizm akımını da kısıtlayıcı önlemler, beyanat ve telkinler dolayısıyla turist sayısında yarıdan fazla bir azalma oldu. Aynı şekilde turizm gelirlerinde yine yarıdan fazla olan azalma, ticaret hacmine de etkisini göstererek ithalatta düşüş, ihracatta duraklama, halkın gelirlerine de olumsuz etki yapmıştır. İlaveten böyle durumlarda halkın psikolojik olarak harcama meylinin azalması ve parayı tedbir için tutması da söz konusudur. Bu itibarla Hükümet harcamayı teşvik edici önlemleri etkili oldu.
Dolayısıyla bu tedbirlerle görüyoruz ki büyüme hedefi TCMB’nın da birincil tercihlerine girmiştir. Çünkü TCMB’nın uzun yıllardan beri birincil hedefi enflasyon ve fiyat istikrarı iken, demek ki şartlar veya yeni politikalar hedef enflasyon tercihlerini değiştirmiştir.
Esasen 2016 yılı sonu itibariyle konan yıllık % 5 enflasyon hedefine ulaşılamayacağı şimdiden görülmektedir, fiilen değişecek, çünkü halen yıllık enflasyon % 8’lerde cereyan ediyor. Geçen yıl da hedef alınan enflasyon % 5 iken yıl sonu % 8.2 olarak gerçekleşmişti. Bu yıl sonu beklentisi de %8.2 öngörülüyor. Ancak yeni alınan önlemler, tüketimi hızlandırma önlemleri çerçevesinde fiyatları da arttırma meylini hızlandırabilecektir.
Nitekim TCMB, faiz düşürülmesi gerekçelerinde, tüketim meyli azaldığı ve turist azlığı ile düşen talebin azlığı sonucu gıda fiyatlarında düşüş olmasına karşılık, akaryakıt ve enerji fiyatlarına yapılan vergi artışlarıyla enflasyonun düşemediği vurgulanmıştı.
Şimdi alınan kararların devam eden hedefi, büyüme ve büyümenin, tüketim artışı ile sağlanmasının ön plana alınmasıdır. Diğer taraftan büyümeyi destekleyecek olan AB ülkeleri halkının talep artışı ve ihracat artışının olumlu katkı vereceği düşünülmektedir. Raporda ve kararda ayrıca Hükümetin Yapısal reformlara hız vermesi gerekliliği üzerinde duruluyor. Alınan bu kararların nedenleri olarak ekonomik faaliyetlerde ivme kaybı olduğu da göz önünde tutulmuştur.
Bir veya bir buçuk yıl önce tüketici kredileri kısıtlanmıştı. Limitler azaltılmış taksit tutarları azaltılmıştı. Ben o kararın yayınlanmasını müteakip o günlerde yazdığım değerlendirme yazımda, vatandaşın özellikle dar gelirli olup takside muhtaç olan vatandaşların -ki Türkiye’de gelir dağılımına bakıldığında- nüfusun %80’den fazlası orta direk ve dar gelirlidir-, sıkışacağını emtia ve mal alışı ile satışı yapacak kişiler arasında çeşitli yöntemlerle, kredi kartı limitleri dışındaki kısımlar için kayıt dışı ek borçlanmalara girmek durumunda kalacağı tahminimi belirtmiştim. Çünkü zorlama sınırlandırmalarla ekonomik faaliyetlerin kısıtlanmasının, insanları ihtiyaçları için başka yollara başvurmasına yol açacağı görüşlerimi yazmıştım. Bu böyledir.
Nitekim bu kısıtlamalarla bir yere varılamadığı için kısa sürede şimdi yeniden gevşetme ve tüketiciyi rahatlatma yoluna gidilmiştir. Aslında Kredi kartları ile alış verişin teşviki, aynı zamanda kayıt dışılığı da önlemektedir. Ekonominin kayıt düzeni için kredi kartı kullanımının daima teşviki gerekir. Türkiye’de vergi takibinde kredi kartları harcamaları ve ödemeleri Vergi dairelerince önemli bir vasıta olarak kullanılmaktadır. Alınan bu önlemlerin büyümeye tüketim açısından katkı yapacağı beklentisi yüksektir.
Enflasyon hedefinin ikinci plana alındığı izlenimleri dolayısıyla yapılan eleştirilere Başbakan Yardımcısı M. Şimşek enflasyon ve cari açıkta sıkıntı olursa önlemlerin gözden geçirileceğini söyledi. Bu da herhalde büyüme hedefini ikinci plana koyacak bir önlem olmayacak sanırım.
30.9.2016 Onur Borman
































