Köşe YazarlarıSürmanşet

TAYYİP ERDOĞAN  SATRANCI







Siyasette , yüzeysel ve aceleci yaklaşımlar, insanları daima yanlış değerlendirmelere götürür.




Özellikle Montana sürecinin başarısız olmasından sonra, Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki söylemlerinin değişmesi, yeni bir stratejinin adım adım öne çıkacağının habercisiydi.



Birçok çevre, değişen bu siyasetin, Kıbrıs’ta çözümü imkansız kılacağını savunmaya başlamışken, biz yazılarımızda, uygulanan siyasetin Rumları masaya, uzlaşıcı bir çizgiyle döndüreceğini savunmuştuk.

Kıbrıs Sorununda ana sorunun, emperyalizmin dış karışmacılığı, Amerika ve Rusya’nın bölgedeki güç mücadelesi olduğu unutulmamalıdır.

Ancak dış karışmacılığı bölgede güçlendiren ana çatlağın, Rumların Türklerle yönetimi ve kaynakları paylaşmamak olduğu unutulmamalıdır.

Annan Planı sürecinde AB ye katılan Kıbrıs’ı birleştirmek, ABD nin de desteklediği bir projeydi.

Papadopullos ve Rum hakim sınıfları, özellikle yönetimi Kıbrıs Türkleriyle paylaşmak istemedikleri için, Annan Planına karşı çıkarak Kıbrıs’ın birleşmesini engellediler.

Hristofyas ve daha sonra da Annan Planı sürecinde bu planı destekleyen Anastasiyadis de, Rumların çözüm karşıtı politikalarını devam ettirdiler.

Türkiye , çözümcü Akıncı ile Montana’da çözüm yönünde radikal adımlar atarken, Anastasiadis, zamana oynama stratejisiyle tehlikeli hamlelerine devam etti.

Anastasiadis, çözümden kaçarken ,özellikle Doğu Akdeniz’deki Enerji savaşlarında, Türkiye’yi devre dışı bırakacak, Mısır, İsrail, Yunanistan ve İtalya ile antlaşmalar yaparak, boyundan büyük işlere kalkıştı.

Türkiye’nin bu hamleleri boşa çıkartacak  en etkili hamlesi, mevcut olan askeri gücünü oyuna sokmaktı.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de gaz arama çalışmalarını başlatması ve Libya ile olan antlaşma, tüm bölgede taşları oynatan  önemli hamlelerdir.

Kıbrıs’taki Cumhurbaşkanlığı seçiminde Türkiye’nin TÜM GÜCÜYLE, bir aday yanında devreye girmesi ve Maraş açılımı, gerçekte Rumların içerisinde çatlak yaratmak ve  onları masaya getirmek için planlanan bir stratejidir.

Türkiye’nin gayrı resmi 5 ARTI bir şeklinde özetlediği konferans, Ocak ayı sonunda veya Şubat ayı başlarında gerçekleşecektir.

Rum lider Anastasiadis’in Partisi DİSİ nin başında  bulunan Neofidos Averof, birkaç gün önce,  Rum tarafının çözüm mü, Türkiye’yi uluslar arası arenada cezalandırmak mı şeklinde iki politikanın izlenebileceğini, kendisinin artık , ÇÖZÜM ü ön plana alan bir siyaset izleyeceğini açıkladı.

Rum tarafında birçok çevre, başlayacak görüşmelerin başarısızlığa uğraması durumunda, Maraş’ın hemen kaybedileceği ve Kıbrıs’ta iki devletin kurulması yönünde uluslar arası arenada, bunun önündeki engellerin kalkacağı görüşündedir.

Tayyip Erdoğan’ın Merkel ile yaptığı telefon görüşmesinde federasyon için son bir çabaya daha katlanacağı, başarısız olunması durumunda bu kapının kesinlikle kapanacağını ilettiği , AB li yetkililer tarafından Rumlara söylenmiştir.

Anastasiadis görüşmelere, Maraş’ın BM kontrolünde fakat çözüm olana kadar Türk tarafında kalacak şekilde yerleşime açılması karşılığında, Ercan ve Mağusa Limanının yine BM kontrolünde Uluslar arası ulaşıma açılacağı kartını ileri sürecektir.

AB li yetkililer, Rumlara, Kıbrıs sorununda can alıcı noktanın SİYASAL EŞİTLİK olduğunu ,  Türkiye’nin bu noktada adım beklediğini, bu yapılmadığı takdirde, Rumların Kıbrıs Sorununda yalnız kalacağını  açık bir dille ilettiler.

Yunanistan Başbakanı Mitsodakis de benzer bir uyarıyı Anastasiadis’e bizzat yaptı.

Tayyip’in Maraş ve Kuzey Kıbrıs’ı her açıdan kontrol etme hamlesi, öyle görünüyor ki, 2021 yılında, Kıbrıs’ta önemli adımların atılmasını sağlayacaktır.

 









Başa dön tuşu