Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

“Tatlıynan gandırır beni be çocuklar.”

Ali Atamer: Bizlere kendinizden kısaca bahseder misiniz?

  
E.P: İsmim Erol Paşa. 1937 senesinin 9. ayında Bağlıköy’de doğdum. 1 buçuk yaşında Uzun Meşe köyüne yerleştik. 2 sene ortaokula gittikten sonra 3 yıl da terzi yanına gittim. 4 yıl İngiliz üslerinde çalıştım. 12 yıl mücahitlik ettim.
   S.P: İsmim Serim Paşa. 1939 Aydoğan doğumluyum.10 gardaşıdık. Ben da deden gibi 2 sene terziliğe gittim…

Ali Atamer: Bekarlık döneminizdeki yaşam şartları neydi? Sosyal hayatınız nasıldı?
  
E.P: Böyle şimdiki gibi eğlence-piknik yoğudu. Maddi sıkıntı vardı. İnsanlar geçinme derdindeydi, gezme efkarında değil. Lefkoşa ya bile gidemezdin Rumların gurduğu barikatlardan. 12 senelik mücahitlik zamanımda 1 kere gittim Lefkoşa’ya. Ama gene da mutluyduk bu gadar imkansızlığa rağmen.

Ali Atamer: Peki dedeciğim bu kadar olumsuz şartların içinde nasıl tanıştınız?
 
E.P: Nenenin köyü ile benim köyüm arasında 50 km mesafe var. Ama bu kadar uzaklığa rağmen babam aracı oldu işimize. Birbirimizi tanımazdık ama hanım beni görürkandan yelkenleri suya indirdi.
   S.P: Ya sen da öyle zannet. Aileler gördü ilk dünürcülükte olmadı. 6 ay sonra tekrar geldiler işte o zaman verdiler. Çünkü benim ailem uzağa istemezdi versin. Ben 19 yaşındaydım nişanlandığımda.
Vallahi büyükler karar verdi bize hiç birşey düşmedi. Şimdiki gençler gibi ne aşk ne meşk. Heyecan meycan yok.
   E.P: Elektrik geldi tamamdır. Benim içimde neneme karşı bir istek arzu olduydu ne yalan söyleyim

Ali Atamer: Yaşadığınız köyler birbirinden çok uzaktı. Zor olmadı mı görüşmek?
  
E.P: Nikaha gadar bıraktılardı görüşelim ama her zaman gidemezdim uzağıdı diye. Çok özlerdik birbirimizi. Mektupcuk yazardık birbirimize. Aşk vardı. Çocuk da olduktan sonra daha fazla pekişti aşkımız.
   S.P: Napsan gün geçtik sonra garı-goca birbirine ısınır
   E.P: Mektup’un en altına bir sürü çarpı korduk. Anlamı da seni öpüyorum demekti
   S:P: Ben anlamazdım o çarpıların manasını bilmezdim.
   E.P: Buna katılmıyorum çünkü Serim hanım da bana aynı çarpılardan kordu. Şimdi naza çeker, o gadar da olacak.

Ali Atamer: Aşkınızı ne zaman resmileştirdiniz?
  
E.P: Medeni kanunla şahitler huzurunda kıyıldı nikah. Hanımın köyde Aydoğan’da. Yemekler yaptık, lokumlar ağırlandı. O gün için sade kıyafetler geydik. Ama düğünde daha özel geyindik. 
   S.P: Çok güzel geçti bizim o dönemler. Sinemeya, Çağlayan’a gadar giderdik. O zaman yabancı filmler vardı. Ama Türkçe filmleri da seyrederdik. Neriman Köksal, Ayhan Işıklar popülerdi.
   E.P: El ele tutuşup gezerdik.

Ali Atamer: Serim teyzeciğim dünya evine ne zaman girdiniz?
  
E.P: 25 Ekim 1959’da evlendik.
   S.P: Eskiden düğünler 4-5 gün sürerdi. Gelin hamamı Salı günleri olurdu. Çarşamba ve Perşembe alay olurdu gezdirirlerdi gelini, Cuma da biterdi. Gelin onarıcısı süslü Kezban idi. O zamanın berberi işte. Çalgıcılar vardı. Döplekci Düriye vardı. Adamların da Hannas idi. Klarnet-keman çalardı. Eğlenceler ayrıydı.
   E.P: O zaman ki oyun havaları çiftetelli Kıbrıs müziği vardı. Şimdiki gibi değil. Mendil oyunu vardı.
   Davulunan zurnaynan gelini gezdirirlerdi. Cuma günü gerdek gecesi olurdu. Ertesi gün da yeme içme olurdu. Ama şimdi beğenmem 2 saatte biter. Sağdıcımız vardı kırmızı kolluk asardı koluna. Damadın yardımcısı olurdu. Düğüne gelen eli boş gelmezdi. Yem yeycek getirirdi. Zordu ama zevkliydi düğünler.

Ali Atamer: Bir yastıkta 50 yıl dile kolay…
 
S.P: Bu 50 yılın içinde iyi da var kötü da var. Her şey insanlar için.
   E.P: Tuzu biberidir değil mi acılar-tatlılar. Böyle evin içinde tartışmalar olduğunda çok uzamaz. Ben hemen devreye girer “halladerim hiç merak etme her şey istediğin gibi olur” derim ve işin içinden sıyrılırım. Böyle geçer. Gerçi kadınları kandırmaca bir lafdır bu ama olsun.
   S:P: Biraz sinirlidir. Alma derim getirme derim her şeyi eve biraz sinirlenir.
   E:P:  Yahu şimdi gendi istediğimi eve alamaycak mıyım? Sinirlenirim tabii e ondan sonra çeker giderim gaveye. Ama 5 dakika sonra sabun köpüğü gibi kaçar sinirim.
   S:P: Te gitsin gelsin unuturuk. Sevdiği tatlıları yaparım. Eski usulleri yaparım. Katmer, börek, bulgur köftesi yaparım gendine yesin
   E.P: Tatlıynan gandırır beni be çocuklar. Neysa be çocuklar öyle veya böyle bütün zorlukları tek bir yumruk haline geldik ve aştık. Zaten bir ailenin dünyadaki en büyük arzusu çocuklarını bu günlere getirebilme erdemliliğini göstermektir. Ve biz bunu başardık.