Köşe Yazarları

‘Tarzan’ ve federasyon zorda anladık da…


Genel kabul görmüş kuraldır, siyasette umut vadedemeyenin seçim kazanması zora girer.

 

Akıncı’nın çözüm ile değil bambaşka tartışmalara toplumu sürükleyerek gündem oluyor olması da artık umut olamadığının dışa yansımasıdır.

 

Tarzan zordadır.

 

Oradan oraya sıçrayarak tutunacak dal aramaktadır.

 

Tarzan ile birlikte onunla ete kemiğe bürünmüş federasyon fikri de zordadır.

 

Yine de 2020’nin Kuzey Kıbrıs gerçeklerine bakıp yorum yapmak gerekirse Akıncı’nın çözüm adına umut vadetmediğini söylemek ona karşı seçim kazanmak için yetmeyebilir.

 

Bunu fırsata çevirmek en fazla da en büyük parti olan UBP’nin elindedir.

 

Hatta iki adım daha ileriye giderek, diyalog kurup birlikte çalışmaları şartıyla, çözüm iradesini AKEL, Akıncı ve CTP’nin elinden almak, UBP ve DİSİ’nin elindedir.

 

Evet doğrudur bu ilişkiyi başlatmak ve geliştirmek siyasi risk almayı gerektirir. UBP ve DİSİ’nin kuruluş temelleri biri TMT, diğeri EOKA’ya dayanıyor olması birlikte çalışmak için engeldir.

 

İki kesimdeki en güçlü iki partiyi ayrıştıran bu temel unsur yanında her iki partinin ortak noktaları da vardır.

 

Adanın AB çatısı altında olmasını desteklemektedirler.

 

Her iki parti de liberal ekonomiyi savunuyor.

 

TMT ve Eokacılar ile birlikte bu iki partinin en büyük destekleyicileri ekonomiye yön veren iş insanlarıdır.

 

Yıllardır usulen yeri geldiğinde söylenenleri bir kenara koyun, iki parti de konuşula gelen çerçevedeki federasyona ve bunun inşa edilmek istendiği ortak salt ‘’Kıbrıslılık’’ temeline inanmıyor.

 

Bunun için bugüne kadar siyasi eşitliğe dayalı federasyon ile çözüme yönelik gerçek irade ve ısrar büyük ölçüde AKEL ve CTP ile diğer marjinal partiler himayesinde yürüdü.

 

40 yılı aşkındır çözüme mesafeli duruş olgu ve algısının oluşmasından da ne UBP ne de DİSİ gocunmadı.

 

İki partinin destekleyicileri arasında ille de federasyon değil ama ille de anlaşma ile her iki kesimde de ekonomik pastayı katlanarak büyütme potansiyeli olduğunu anlayan ve düşünenler var.

 

Rum kesiminde DİSİ içindeki elit kesim 1974’te kaybettiklerini kazanmayı bir kenara bırakın kazandıklarını da kaybetme endişesine girdiler. Takip ediyorsanız Cyprus Mail ve ana akım medya organlarında ciddi kamuoyu oluşturucuları alışık olmadığımız yorumları dile getirmeye başlamaları bunun dışa yansımasıdır.  

 

Anastasiades, Crans Montana’da bunu en net şekilde ortaya koydu.

Akıncı ve T.C devletinin verdiği tavizlere rağmen, Anastasiades ‘’yapamam çünkü devleti paylaşmayı kabul ettiremem’’ dedi.

 

Siyasi eşitliğe dayalı Federasyonun olası oylanacağı referandumda Rum tarafı yine ‘’ohi’’ derse hiçbir şey elde edemeden bir de üstüne üstlük yelken açacakları belirsizlik ile karşılaşma ikilemi ile karşı karşıyalar. Bunun için tekrar federasyonu görüşmek istemeyecektir.

 

Bunun alternatifi de anlaşarak alacağı toprak ve diğer tavizleri alıp karşılığında AB çatısı altında iki ayrı devleti kabul etmektir.

 

Rum toplumunu bu sonuca hazırlamak için artık sahada adımların atılması gereken bir sürece girmeliyiz. Bunu da biz yapmalıyız

 

Adayların sahada Maraş ile birlikte irili ufaklı başka ne adımlar atabileceğimizi detayları ile anlatmalarını bekliyoruz.

 

Birbirimizi bulmamız gerekiyorsa Crans Montana sonrası kabak gibi tescil edildiği üzere diplomasinin bittiği yerdeyiz.

 

Bunun için sonuç doğuracak diplomasiyi tekrar tesis etmek için artık masadan önce sahada ve siyasette ezber bozacak adımlara ve açılım yaratacak temaslara ihtiyaç hat safhadadır.

 

Akıncı ve Arıklı’yı anladık ama diğer adaylarla bir arada artık tümünü dinlemek istiyoruz.

 

Yapabileceklerimizi ve en önemlisi gerçeği anlatmalarını bekliyoruz.

 

Bunu yaparken de kucaklayıcı ama gerçekçi olunmasını, siyasi risk alınırken çekinilmemesini bekliyoruz.

 

Bir de en azından uçağın hızından daha hızlı bir şekilde gerçek olmadığı ortaya çıkacak şeyler söylemesini istemiyoruz.

 



Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı