Bilginiz üzere, tarım reformu gündemde.
Bu tartışmalar hiç bitmedi. Bitecek gibi de görünmüyor. Tarım bu ülkede olmazsa olmaz. Su tartışmaları da biter de su hayatımıza girerse, köylüyü köyde tutma, gençlerin tamamını iş sahibi yapmak için kooperatifleşme ve tarım kaçınılmaz bir kapı olacak.
Bu nedenle, “reform” denilen olayı doğru kurgulamak ve ciddi adım atmak gerekiyor.
Devlet bu alana “çeşitli kalemlerde” teşvik aktarırken, kaliteyi ve üretimi teşvik etmeli.
Kalite, hayvan sayısının artması, süt miktarının artması değildir.
Hayvancılar Birliği başkanı Mustafa Naimoğulları öyle cümleler kurdu ki…
İrkildim.
Birlik başkanı olarak ne et ne de süt fiyatının armasını istiyor.
İnek sütü 1.5 TL… Keçi süttü 1.90 TL… Koyun sütü 2.5 TL. Keçi sütü yakında 2.50 TL olacak, koyun sütü ise 3.10.
Günde 430 ton süt üretiliyor adada. Sadece 9 tonu küçükbaş. Kim neden yapsın küçük baş hayvancılığı. Bir inekten 14 kilo süt alırken, keçi 2, koyun 1.5 kilo süt veriyor. 430 tonda 9 ton. Oysa, hellim standartları göz önüne alındığında, en az 80 ton küçükbaş hayvan sütü üretmek gerekiyor.
Bu da inek sayısında düşüş, küçükbaş hayvan sayısında artış demek.
Reform, hayvan başına teşvik içeriyor.
Düşünün 1- 50 arası büyükbaşa hayvan başı bin 200, 51- 100 arasına bin, 101- 150 arasındaki büyük başa ise hayvan başına 800 TL teşvik öngörülüyor.
“Kaldırın bunu, ne gerek var” diyen de Hayvancılar Birliği başkanı.
Kaynakların, yanlış yönlendirildiğine inanıyor.
Bana da sitemi var. “Bilgi eksikliğin var” var diyerek şu cümleyi kuruyor:
“Özellikle dağıtılan paradan bahsederek sanki Tarım ve Hayvancılığa birşey veriliyormuş gibi tavır içindesiniz. Özellikle bir ülkede tarım sektöründe ekmek yiyen kesim direk veya endirek olarak en az elli bin kişinin olduğunu bilmeniz gerekir. Bu ülkede kamuda çalışan 13. Maaş olarak 190 milyon verilirken, bütün tarım sektörüne öngörülen rakam yılda 140 milyon TL’dir. Dünyanın her yerinde tarım desteklenmektedir.
Tarımda ve hayvancılıkta köylüyü kırsalda bırakmak ve bu insanları üretimden koparmamak için desteklemek zorundasınız. Eğer üretim istenmiyorsa planlama yapılsın ne kadar süt ve et üretimi isteniyor masaya koyalım. Buna göre sektörü planlayalım, defalarca bu konuda düşüncelerimizi aktardım. Çözüm yok. Sayın Ekmekçi üretici hükümetlerden öncelikle yapısal sorunların çözülmesini beklemektedir.”
Yapısal sorunları çözelim
Naimoğulları’na göre yapısal sorunları çözmeden, teşvik sistemleri bir işe yaramayacak. Nedir bu
Nedir bu yapısal sorunlar, şöyle sıralıyor:
1. Türkiyede bile hertürlü süt ve et ürünlerine yüzde180 fon konulurken bizde bu rakam % 1’dir. Bu sektörü desteklemekmi yoksa ithalata tüccarın cebini doldurmakmıdır. Bu ucuzluk piyasaya yansıyor mu tüketici memnun mu? Hayır.
2. Neden biz ürünlerimizi pazarlarken orjinal paketlerinde pazarlarken bu ülkeye gelen ürünler blok halinde gelmekte, neden son kullanma tarihi yakın olan ürünler gelmekte, neden burda ambalajlanmakta, neden burda son kullanma tarihi konularak fiyatlandırılmakta bunu düzenlemek zor mu?
Bu ülkeye gelen ürünlerin orjinal pakettinde gelmesi sağlamak, hayır. O zaman neden düzeltilmemektedir. Çünkü siyasetçilerin de bu işlerden nemalandıklarını düşünmekteyim. Bu piyasaya ucuzluk getirmiyormuş.Hayır. Neden düzeltilmiyor?
3. Dünyanın hangi ülkesinde ithal içki fiyatları piyasada yarı yarıya düşürülmektedir. Eğer bir ülkede tarım ürünlerinde ucuzluk istiyorsanız Türkiyede olduğu gibi alkol,sigara ve lüks ihtiyaçlara bir düzenleme getirmeniz gerekir.Burdan gelecek kaynakla tarım üretim yerinde desteklenmeli ve enaz 5 yıl hedef konarak süt ve et fiyatları sabitlenmelidir. Sizin düşündüğünüz gibi devlet ne üreticinin dökülen sütünü, ne bozulan sütünü ne de diğer saydığınız maddeleri desteklemektedir. Bu ülkenin tarım sigortası özellikle üreticinin zararlarını karşılamak için kurulmuştur. Bugün tarım sigortası bütçesinde 25 milyon TL vardır. Bu üreticinin ürettiği sütünde, aldığı arpadan, aldığı ilaçtan vs kesilerek bu sigortadaki fon oluşturulmaktadır. Devletin verdiği bir kuruş yoktur. Hatta devletin memurları da burdan ödenmektedir. Çifçiye ödenmeyen arpa parası da burdan aktarılarak ödenmiştir. Burdaki kaynak tamamen üreticinin tazminatları için oluşturulmuştur.
4. Bu ülkenin ticaret dairesinden rakamları almak zor değildir. Siz bir ülkede ürettiğinizin süt ürünlerinin minimum 5 katı süt ürünü bir ülkeye ithal ediyorsunuz o zaman bizim ürettiğimiz ürünleri nasıl pazarlayacağız? Sadece bir yılda 12 milyon tl’lik dondurma ithal edilmektedir. Sonrada siz ürettiğiniz ürünü satmak için üstünden para vermek zorunda kalıyorsunuz. Biz kaşar peyniri, beyaz peynir vs birçok ürün üretiyoruz. Ve bu ürünleri pazarlamak için ciddi sıkıntılar çekerken sizin son kullanma tarihi yakın bir alana bir bedava zihniyetiyle bu ülkeye ithal ürünleri sokarak ahlak dışı rekabete müsade ediyorsunuz. Bunları düzeltmek zor değildir.
5. Hayvancı hiçbir dönemde ve hiçbir zaman ver ver dememiştir. Hayvancı 1 lt sütün maliyetini hesap etmiş ve onun karşılığını piyasadan talep etmiştir. Eğer siz süt üretimini istiyorsanız bunu planlarsınız ve piyasa ihtiyaçlarına göre üretim yaparsınız. Planlama yok, 3 yıl öncesine kadar ülkede üretilen sütün %65 ‘i iç piyasa koşullarında tüketilirken %35’ini ihracat olarak kullanmaktaydık. Şimdi ise bu tam tersine dönmüştür. İşte burdaki yanlışı bulup sorunu çözmek gerekir.
6. Sayın Ekmekçi bu kesim önerilerini her zaman ortaya koymuştur. Eğer sizin Arap ülkelerinden ve Türkiyeden başka pazarınız yoksa pazara göre doğru yönlendirme yapmalısınız. Buradaki doğru ürün kalitesini artırarak, kooperatifleşerek tek fiyattan pazara gitmekle olur. Türkiye pazarını ise ciddi ölçüde hellim bazında büyütebilirsek pazarlama şansımız artacaktır. Çiğ süt fiyatını artırmak hiçbir zaman düşüncemiz olmamıştır. Bütün düşüncemiz verimliliği ve kalitenin desteklenerek üretim maliyetinin düşürülmesi olarak ortaya çıkmaktadır.
7. Sayın bakan ve ekibi bizim karşımıza reforum paketi diye bir düşünce koymuşlar ama sonra bu pakette yazılanları kendilerine değerlendirdiğimizde aslında hiçbir şey bilmedikleri ve bu işten anlamadıkları ortaya çıkmıştır.Siz kuru tarıma 32 tl/dönümüne destek açıklıyor, yem bitkisi, sano,silaj yapanada 40 tl/dönümünü açıklıyorsunuz.Yani 8 tl/dönümü ekstra veriyorsunuz.Bu ülkede nasıl doğru üretimden bahsedebilirsiniz. Tarlasını ekenede ekmeyenede gübre atanada atmayanada 32 tl veriyorsun ama girdi maliyetlerini düşürmek isteyene 8 tl ekstra veriyorsunuz bu mantıklı bir durum değildir.
Biz içişleri bakanlığıyla yapmış olduğumuz görüşmede verdiğimiz yazılı metinde şunu ifade ettik maliye arazilerine yani devlette olan araziler Doğrudan Gelir Dsteği vermeyiniz ve yem bitkisi yapımını şart koyunuz biz bunu kabul ederiz dedik. İşte devletin kasasına 4 milyon minimum ekstra para girecektir. Göreceksiniz ki D.G.D vermediğiniz zaman bu arazileri hayvanına yem çıkartmak isteyen gerçek üreticiler alacaktır.
8. Reforum paketinde tamamen verimsizlik öngörülmekte ve dünyada bile görülmeyen kelle başı destek öngörülmektedir. Bu reforum değildir,reforumsuzluktur.Siz mezbahaya gidecek ,ağaç altında beslenen süt verimi düşük ineklere para vererek hayvan sayısının daha da artmasını öngörmekte ve mezbahaya gidecek inek bulamayarak et fiyatlarını yükselteceksiniz.
9. Sn Ekmekci reforum paketinde sununanlar asla çözüm olmaz, reforum köklü kalıcı tedbirlerle olur. “Özellikle”.
a) Nekadar inek sütü istiyorsunuz .
b) Nekadar küçükbaş sütü istenmektedir.
c) Süt üretiminde üst limit nasıl konulmalıdır.
d) İmalatcının talepleri alınıp minimum ve maximum talep ortaya konulmuşmudur.
e) Pazara göre planlama yapılmamaktadır.
f) Neden iç piyasadaki Pazar sayısı %65’lerden %30’ lara getirilmiştir.
g) Sektöre girişler yasaklarla sınırlandırılıp programlandı mı.
h) İthal ürünlere karşı Türkiyede olduğu gibi neden düzenlemeler yapmamaktasınız.
“Hepsini batırdılar”
Naimoğluları, tarımla ilgili olarak cümlelerini şöyle bitiriyor:
“Sn Ekmekci son olarak şunu belirtmek istiyorum olmayan bir ürüne verilen destekten bahsediyorsunuz. Lütfen Allah aşkına bu ürünün bu ülkeye sağladığı katma değerin ne olduğunu biliyor musunuz? Kimler bu sektörden ekmek yemektedir, küçük esnaftan tutun da her kesim bu sektörden ve bu üründen ekmek yemektedir. Lütfen diğer Avrupa Birliği ülkelerinde bütçenin yüzde kaçının tarıma ayrıldığını, bizde ise rakamın kaç olduğuna bakınız. Acımasız eleştiri değil yapıcı eleştiriler öngörerek sektörü yönlendirmeliyiz.
Bugün Tarım bakanlığı çatısı altında bu işleri yönlendirecek veya planlayacak bilgili eleman bulmak zor. Biz bilgi vermeye devam ediyor ve sektörü yönlendirmek için çaba sarf ediyoruz. Sayın bakana Sütek’i hayvancıya ve imalatçıya teslim etmesini önerdim, aslında bütün kurumlardan ellerini çekmeleri en doğrusudur. Çünkü her tarafı batırdılar. Doğru yönetemeyip, doğru yönlendiremiyorlar. Saygılar sunar çalışmalarınızda başarılar dilerim.”
































