Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

Tarihi yağ değirmeni yeniden hayat buldu

Fatoş ARSLAN
Minareliköy’de 38 yıl atıl vaziyette bulunan tarihi yağ değirmeni, Minareliköy Kooperatifi tarafından restore edilerek, Kıbrıs kültürüne ait eşyaların sergilendiği kültür evine dönüştürüldü.
Minareliköy Kooperatifi’ne ait bu tarihi yapı, 1958 yılından 1974 yılına kadar yağ değirmeni olarak hizmet verdi.
Tarihin yağ değirmeni şimdinin kültür evi olan yapı hakkında bilgi veren Osman Özdemir, şunları söyledi: “Minareliköy’de 1958 yılında inşa edilerek uzun yıllar yağ değirmeni olarak hizmet veren tarihi yapı 1974’ten sonra kullanılmadı. Ben ve birkaç arkadaşım böyle bir kültürel mirasın yitip gitmesine izin vermemek adına değirmeni tekrardan çalışır duruma getirdik. Değirmende geçmişte olduğu gibi bir süre daha zeytinyağı ürettik ancak zaman içerisinde hizmete giren zeytinyağı fabrikalarına yenildik, işlerimiz eskisi gibi gitmemeye başladı. Hal böyle olunca da zeytinyağı üretiminden vazgeçtik. Ancak köy kooperatifi bu tarihi mirasa sahip çıktı ve kültürümüzü yansıtan eşyaların sergilenmesi amacı ile bir nevi kültür evine dönüştürüldü.”

Kıbrıs'a özgü çeşitli el sanatları, el emeği göz nuru çeşitli işlemlerin yanı sıra Kıbrıs mutfağına özgü gıdalar meraklıları ile buluşuyor.

 

Özdemir: Mutluyum
Değirmenin hayatında büyük öneme sahip olduğunu anlatan Osman Özdemir, yaşanan güzel anılarını Havadis okurları ile paylaştı.
“Zeytinyağı çıkarmak için değirmene gelen insanlarla çok güzel anılarımız oldu. Bir yandan yağlarımızı çıkarıyor öte yandan yemek yapıyorduk. Herkes bir şeyler getiriyor, sofraya katkıda bulunuyordu. Yemek yerken sohbetler ediliyor, yeni arkadaşlıklar, dostluklar kuruluyordu. Değirmen artık yok ama yine de bu tarihi yerin yeniden restore edilip halka açılması beni çok mutlu etti. Bu tip tarihi yapıların korunması kültürümüz açısından önemli ve gurur verici.”

Dağcılar: Kültürümüz yaşatılıyor
Kıbrıs kültürüne ait eşyaların sergilendiği bu tarihi yapının rehberliğini yapan Kezban Dağcılar, yağ değirmeninin restore edilerek kültür evi olarak yeniden halka kazandırılmasının gerek kültürün yaşatılmasına gerekse turizme büyük katkı sağladığını kaydetti.
Dağcılar, “Sabah 09.00’da hizmete açılan sergimiz akşam 17.00’ye kadar ziyaretçiye açık tutuluyor.  Bu tarihi yapı içerisinde Kıbrıs’a özgü çeşitli el sanatları, el emeği göz nuru çeşitli işlemeler, yanı sıra ev yapımı ceviz macunu, gabbar turşusu, incir reçeli, turunç macunu, molehiya, zivaniya, el makarnası, tarhana gibi Kıbrıs mutfağına ait çeşitli gıdalar da satışa sunuluyor. Burada asıl amaç satış değil aynı zamanda kültürümüzü, değerlerimizi tanıtmak, sahip çıkmak ve unutturmamaktır” dedi.
Kezban Dağcılar sözlerine şöyle devam etti: “Küçüklüğümden beri el işlerine çok meraklıydım. Sürekli gerek televizyondan gerekse internetten araştırmalar yaparak el becerimi geliştirdim. Gençlerimizden de aynı heyecanı görmek isterim. Bu gibi değerlere sahip çıksınlar. Unutulmamalıdır ki, kültürü olmayan bir milletin aslında kendisi de yoktur.”