Köşe Yazarları

TANIDIK ŞARKILAR EŞLİĞİNDE

Böyle serin haziran ve bayram günlerinde memleketin her yeri güzelken birçok şey yerli yerindeydi, hayat o şekilde yaşanırdı.

Ölçü birimleri değişmemişti, okka, önge vardı.

Bakkaldan yarım okka fasulye, bakkaldan bir okka ekmek, kasaptan 1 oka et almak mümkündü…

Henüz siyasal örgütlenmeler yerine oturmamış, birçok parti kurulmamıştı, sendikalar da öyle.

Hayat öyle akıp gitmekteydi radyolarda tek ses…

Karayollarında uzunluk birimleri de yerli yerindeydi, Girne 16 mildi; bazı deniz sahilleri 3 mil, 6 ve 6 buçuk mil olarak bilinirdi.

Yollar böyle akıp giderdi…

Trafik bugünkü kalabalığında değildi, kimin hangi arabası vardı bilinirdi.

Boğaz yoluna sıralanan arabaların neredeyse hepsi bildik arabalardı, içindekiler de.

Arabası olmayanlar seyahatlerini otobüslerle yaparlardı; otobüs kullanmak yaygındı; köylere kasabalara genellikle otobüslerle gidilirdi.

Hayat bu otobüslerle akıp giderdi…

İletişim olanakları bugünkü gibi değildi ama haberler kulaktan kulağa tez duyulurdu…

Bayram yeri Çağlayan’dan önce Musalla burcunda yer alırdı ki o burç “Barbaro” burcuydu ta Venedik döneminden kalma.

Venedikliler bu burçlara surların yapımında hizmeti geçenlerin ve bazı komutanların isimlerini vermişlerdi.

1571 saldırılarında bu burç, Kostanza (Bayraktar) burcuna göre daha sakindi, Osmanlı ordusu Kostanza tarafından şehre saldırmıştı.

Aslına bakarsanız belki de yanlış bir stratejiydi çünkü burcun en yüksek tarafını oluşturuyordu Kostanza.

Bir gezgin, surların kimi yerde yüksek kimi yerlerde daha alçak olduğunu tespit etmişti.

Bu tespit şimdi de yapılabilir ama ne anlamı olur bilemem…

1963 fasariyalarında durum tam tersiydi.

Musalla ve Girne Kapısı savunma yerleri olarak önem kazanmıştı…

Dönem olmuş Venedikliler savunma yapmıştı,

Dönem oldu Türkler savunma yapmıştı surlarda…

Fakat bizim yazı konumuz başka.

Diyoruz ki,

Böyle haziran ve bayram günlerinde ve henüz Paris yanmadan, güzel günler de olmuştu memlekette.

Deveciler hanı ile Lefke hanı yerli yerindeydi; gürültülü motorlarıyla köy otobüsleri konaklardı buralara.

Lefkoşa sokakları çocuklarla birlikte bayram sevinci yaşar; kim nereden gelirse gelsin herkesi kucaklardı.

Ayasofya’nın alnı açık, başı dik.

Panjurlar, kapılar açık; sündürmeler ferah, avlularda akasyalar açmış.

Henüz her şey yerli yerindeydi, tel dolaplarından toprak su küplerine kadar.

Haziran serinliği yuf deliklerinden bir çocuk heyecanı ile dalardı evlere.

Leylim leylim bir hava.

Yel değirmenlerinin uğultusu ıslık sesine benzerdi; tanıdık şarkıları çalar gibiydiler ve sanki herkes eşlik ederdi o şarkılara…

 

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı