Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Talat Sennaroğlu ile görüşmedi bile…

CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Taat ile, geçtiğimiz haftalarda geniş bir gazeteci grubu ile bir araya geldik…
Levent Özadam, kahvaltı bitti, ayaktayız, sayın Talat ile bir diyalog yaşadı:
– Özadam: Sayın Önder Sennaroğlu partinizden istifa ediyor, haberiniz var mı?

– Talat: Bilmem…
– Özadam: Peki, görevden aldınız, daha sonra telefonda ya da yüzyüze bir görüşmeniz oldu mu?
– Talat: Hayır olmadı…
Aslında…
Önder Sennaroğlu’nun istifasının özeti de budur…
Kendisini görevden alan genel merkez, en ufak bir temas kurma gereği bile duymadı…
“Bana, sen bize lazımsın bakan kal dediler, kaldım. Ben bakanlığa devam etmek istemiyordum ki…”
Bu sözler de sayın Sennaroğlu’na ait…
Yani…
Ortada bir diyalog yok…
Parti içi dayanışma yok…
“Ast- üstü” ilişkisi var ki…

Bunu da herkese kabul ettiremezsiniz…
“Bakanlıktan alındığı için istifa etti” Sennaroğlu’nun en kızdığı yaklaşım.
Zira, ilk baştan görevi reddederken, “sana ihtiyacımız var” diyenler, görevden aldıktan sonra, “Bakanlıkta hata yaptı”  dedikodularına zemin hazırladı.
Sennaroğlu’nun avukatı değilim.
Yerinde olsam, istifa falan da etmezdim.
Ancak CTP’nin böyle bir sorunu var…
“Diyalog eksik…”
Herkes kendi ekseninde siyaset yapmaya devam ediyor…
Eminim ki…
“Sadece bir sohbet” CTP tarihinde çok da alışık olmadığımız bu istifayı önleyebilirdi.

***

Gündüz’ün Denktaş’ın yüzüne bakacak yüzü yok mu?
Genel Başkan MYK’yı toplamış…
Genel Sekreter istifa etmiş…
Başkan sormuş: Başka istifa edecek olan varsa, hemen kabul edeceğim…
Çıt yok…
48 saat sonra…

Cep telefonundan, başkanın cep telefonuna:
“Ben istifa ediyorum…”
Yahu yüz yüze bakarken ne söylemen?
Ne değişti o 24 saatte?
Ben de merak ediyorum…

***

Onlar erdi muradına…
Kooperatif Merkez Bankası’na bağlı “Şeker Sigorta” ile ilgili size onlarca gelişme ve olay yazdım…
Kimseye “para yedi” falan demiyorum…
Ama “benden- yandaşım- yoldaşım- gardaşım” ilişkileri o kadar rahatsız edici ki…
Kamu kuruluşlarının “arpalık” olarak kullanıldığı…
Partilileri “tımar” yeri olduğu…
Liyakat…
Yetenek…
İş yapma becerisi…
Başarı…
Falan filan
gibi unsurların ise işe yaramadığını biliyoruz.
Eren Adataş, 12 bin 400 TL maaşla, Şeker Sigorta Genel Müdürü olarak atandı…
5 aydır “Bu göreve atanması uygun değil” diyen para Kambiyo Dairesi, bir anda “evet atanabilir” dedi.
Neden demedi daha önce?
5 ay sonra neden dedi?
Hiç…
Daha önce “vasıfları müdür atanmaya yeterli değil” deniyordu ama, ne olduysa, ataması yapıldı.
Yasa diyor ki: Genel Müdürlüğe atanacak kişinin en az yedi yıl mesleki deneyiminin olması gerekmektedir.
Dört sorum var:

– Eren Adataş’ın sigortacı olarak kaç yıl sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı yatırımları yapıldı?
– 7 yıl hangi sigorta şirketinde yöneticilik yaptı?
– Hangi şirkette Şeker Sigorta büyüklüğünde bir ekonomiyi yönetti?
– Para ve kambiyo dairesi, beş ay önce “hayır” dediğine beş ay sonra neden “evet” dedi?
Belgeleri ile ispat edilsin…
Kılıfına uydurulmadığı konusunda kamuoyu ikna edilsin.
Ya da unutun gitsin…
Diğerleri gibi…