Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Talat kolları sıvadı ama…

İlk kez bu kadar açık konuştu.

Aslında Sayın Talat’ın söylediği şu:
“Bu parti yapısı ile aday olsaydım, kazanma şansım yoktu. Aday olmak yerine, partiyi toparlamak daha ağır bastı ve onun için çalışacağım. Bu başkanlığa beni götürürse, gerekirse başkan olacağım…”
Tavır net.
Peki bu CTP içerisinde nasıl kabul görecek.
Henüz ses yok.
Yetkili olanları konuşturmaya çalışıyoruz ama doğrusu henüz başaramadık.
Bir soru daha var.
O da şu:
“Talat’ın bu çıkışı, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde CTP ve Sibel Siber’i nasıl etkiler?”
  Aslında, pazar günü içinde yer aldığım bir sohbette, siyaseti uzaktan takip eden ve CTP’ye oy vermeyen bir dostum aynen şunu söyledi:
– “Bence, Mehmet Ali Talat aday yapılmadığı için, ortalığı karıştırıyor. Bu yolla, Siber’in kazanmasını da engelleyecek.”
Diğer dostum da CTP’ye oy vermeyen birisiydi… Tam tersinden baktı olaya:
– “Eğer, Mehmet Ali Talat, dediği gibi, ‘Bu CTP yapısı ile seçim kazanamam’ düşüncesinden hareketle CTP Başkanlığı’na soyunuyorsa, bu CTP için de Sibel Siber için de avantaj. Hele de, Talat, CTP’nin adayı seçim kazansın diye aktif bir şekilde çalışacaksa, ego yapmayacaksa, partiyi düzeltip, seçime hazırlayacaksa… Bu Sibel Hanım için avantaj…”
Üç aşağı, beş yukarı birçok yerde konuşulanlar bunlar.
Ben, “ego” kısmına taktım.
Sayın Talat, CTP’nin başarılı olması için, Cumhurbaşkanlığı seçiminde de aktif görev almalı.
Alır mı?
Alırsa, siyaseten bildiğimiz her şeyi ters yüz eder.
“Kişi için değil, parti için de çalışan siyasetçiler var” dedirtir…
Zaten aksi davranış, Talat’ı da sıradanlaştırır.
Süreci birlikte göreceğiz.

***

Tek suçlu Değgin mi?

Serdar Denktaş’ın, “Milli Eğitim Bakanlığı”na vekalet ettiği günler.
Mustafa Arabacıoğlu istifa etmiş, Özdemir Berova ise henüz atanmamış…
Serdar Bey, “vekalet” ettiği bakanlıktaki müsteşarı değişiyor, boş kadrolara atamalar yapıyor.
“Vekaleten” görev yürüten bir bakanın, o bakanlıkta “yasa” gereği görevden “alma- atama” yapması uygun değil.
Ötesi var…
Etik de değil…
Özdemir Berova göreve gelmeden bir gün önce, tüm atamalar yapılıyor.
Özdemir Berova, kendi çalışacağı ekibi seçemiyor.

Peki neden?
Eğitim Bakanlığı’nda müsteşar Sevgi Değgin neden görevden alındı?
Sayın Serdar Denktaş’a sordum, “Bakanlığa yeni bir dinamizm getirmek istedik” dedi.
Bu doğru.
Sistemle mücadele edemeyen, sendikalara teslim olan, haklı ya da haksız, hiçbir konuda adım atamayan bir bakanlıkta, bakan gidiyorsa, oraya yeni bir ekip de şarttır.
Hadi, yeni bakana, “Ben bunla çalışacağım” deme şansı bırakmadınız.
Kim atandı müsteşarlığa?
Rauf Ataöv.
Kimdi?
Mustafa Arabacıoğlu döneminde bakanlık müdürü.
E o da müsteşar oldu?
Yani, bu bakanlığın kötü yönetilmesindeki tek suçlu, müsteşarlık görevinden alınan Sevgi Değgin mi?
Bu da enteresan…

***

Gençlik ve Spor artık “Eğitim”de değil…
Resmi Gazete önümde.
Küpürleri de sizlerle paylaşıyorum.
Altında üç imza var.
Biri bakanlığa vekalet eden Serdar Denktaş’a ait…
Diğeri Başbakan Özkan Yorgancıoğlu’na…
Son imza, Cumhurbaşkanı’nın.
Bakanlığın adına dikkatinizi çekerim…
Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı…
İşte ciddiyet de burada.
Gençlik ve Spor, Serdar Denktaş’ın, “uzun isimli” bakanlığı bünyesine alınmıştı.
Ama Resmi Gazete’de…
Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı…
Serdar Bey imzalıyor, görmüyor…
Başbakan imzalıyor, görmüyor…
Cumhurbaşkanı imzalıyor, görmüyor…
Ya ıslak imzalı bir kaşe var, çatdadanak oraya vuruluyor…
Ya da Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Başbakan Yardımcısı ne imzaladığını bilmiyor.