Köşe Yazarları

Suruç’ta 20 Temmuz kan demektir


Erdoğan Özbalıkçı

Artık, hem Türkiye’nin, hem de bizim iki 20 Temmuz’umuz var.
Bu 20 Temmuz’lar, ne söylenirse söylensin, ne kadar gizlenirse gizlensin, KAN ve ÖLÜM’le özdeştir.
Savaşın, başka bir ulusun üzerinden geçen ateşin, tankların ve silahlı müdahalenin, gerekçe ne olursa olsun, tek taraflı bir bakışla, MUTLU BARIŞ HAREKATI olarak isimlendirilmesi kadar kışkırtıcı hiçbir şey olamaz.
Aynı cepheden bakılırsa, 20 Temmuz günü, SURUÇ’ta patlayan CANLI BOMBA da IŞİD yandaşları için, çok önemli ve KAFİRLERİN CEZALANDIRILDIĞI bir gün olarak nitelendirilebilir.
Gerçeklere tek yanlı bakış, hiçbir topluma birşeyler kazandırmaz. İsimlendirmelerin, aşırı bölücü ve parçalayıcı etkisinin, düşmanlık getirici PSİKOLOJİK ETKİSİ, göz ardı edilemez.
20 Temmuz’lar, olağanüstü koşulların getirdiği, altüst oluşlardan başka birşey değildir. Türkiye’deki 20 Temmuz da, Kıbrıs’taki 20 Temmuz da, artık tarihe, KANLI HARFLERLE kazınmıştır.
Kıbrıs’taki 1974 20 Temmuz’u, Sayın Akıncı’nın 20 Temmuz günü ifade ettiği gibi, gerçekte YIKICI bir savaştır.
Bu savaşın Rum toplumu içerisinde yarattığı ölüm travmaları, kayıplar ve 200 BİN’e yakın insanın, yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan sökülüp atılması, gerekçesi ne olursa olsun, YIKICI BİR SAVAŞ’tan başka birşey değildir.
15 TEMMUZ darbesi ve arkasından gelen 20 TEMMUZ, her iki toplumun, kader birliği etmezlerse, başlarına gelebilecek felaketleri çağrıştıran bir uğursuz gün olarak tarihe kazıldığı, ileride daha da belirgin bir şekilde ortaya çıkacaktır.
SURUÇ 20 Temmuz’una gelince, bir insanın, gençlerin çocukların ve yaşlıların arasına karışıp, kendisini de yok edecek bombayı patlatması, nasıl bir psikolojidir.
Suruç’ta patlayan bomba, DİNİ FANATİZMİN, en güçlü uyuşturucudan da daha etkili bir uyuşturucu olduğunu, tüm topluma YENİDEN HATIRLATMIŞTIR.
Atatürk’ün, laik devlet kurma öngörüsü, şimdi daha iyi anlaşılmaktadır.
Dini kullanarak, bir yere gelmeye çalışanlar, dini akımlara karşı hoşgörü gösterenler, önce, GÜLEN grubunca, şimdi de IŞİD yandaşlarınca saldırıya uğramaktadırlar.
“İki arada bir derede” politikaları artık sökmemektedir.
SURUÇ ve 20 TEMMUZ, IŞİD yandaşlarına karşı, hem siyasi, hem ideolojik ve hem de askeri mücadelenin birlikte yürütülmesinin aciliyetini ortaya çıkarmaktadır.
Türkiye’den IŞİD’e katılan militan sayılarının gittikçe arttığı gerçeği, artık kamuoyundan gizlenmemelidir.
Türkiye’den, IŞİD’e, ölümü de göze alarak katılan bu insanların analizi ile ilgili Türkiye basınında yazılan, televizyonlarda konuşulan, siyasilerinde fikir belirttiği bir yoruma hala rastlanılmaması, SORUMSUZLUKTAN başka bir kelimeyle ifade edilemez.
ARTIK, 20 Temmuz’lar, bölgemizde KAN, GÖZYAŞI VE ÖLÜM’ü çağrıştıracaktır.
Önemli olan, yeni 20 TEMMUZ’ların olmaması için, gerekli çalışmaların yapılması, olaylara tek yönlü bakılmaması ve herkese eşit insanlar olarak bakılmasıdır.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı