SON ANDA KRİZ: Türkiye'den biri alım garantisi, diğeri ise “uluslararası anlaşma ile belediyelerin devre dışı bırakılması, su yönetiminin tamamen devlete geçmesi” noktasında iki öneri ile gelen kabine üyeleri Bakanlar Kurulu'na sunum yaptı, “alım garantisi” kabul gördü. Maliye Bakanlığı'nın alım garantisi içeren yazı yazması kararını CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat önledi
BELEDİYE ŞARTI: CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, hükümetin gelen metinlerden birinin kabul edilmesi kararına itiraz ederek, belediyelerin çoğunluğunun ikna edilmesini istedi. Talat'ın çıkışı ile birlikte, UBP olağanüstü hal ilan etti, ciddi tartışmalar yaşandı
AKANSOY VE ÖZGÜR ÖNLEDİ: Gelişmeler üzerine UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, bazı milletvekilleri ve Bakanları genel merkeze çağırdı. UBP ile gerilen ilişkileri İçişleri Bakanı Asım Akansoy ve Maliye Bakanı Özgür, "Krize gerek yok, hızlı bir tartışma ortamına gerek var" diyerek yumuşattı. Talat, UBP’ye “belediyelerin çoğunluğunun vereceği karara saygılıyım” mesajını iletti
BAŞKANLAR TOPLANDI: Dün akşam saatlerinde Belediye Başkanları İçişleri Bakanlığı'nda toplandı. Toplantıya Belediyeler Birliği Başkanı Ahmet Benli, Dikmen Belediye Başkanı Yüksel Çelebi “mazeretsiz”, Mağusa Belediye Başkanı İsmail Arter ve Lapta Belediye Başkanı Fuat Namsoy, “mazeret” göstererek katılmadı. Belediyelerin eğilimi de “alım garantili” anlaşma
Türkiye'den iki öneri ile dönen dört bakan önce Başbakan, ardından Bakanlar Kurulu'nu bilgilendirdi. Bakanlar Kurulu'nda "uzlaşalım" kararı çıktı, ancak CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, belediyelerin çoğunluğunun ikna edilmesini istedi.
Talat'ın şartı, hükümet ortağı UBP içerisinde ciddi bir krize döndü. UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, partili bakanları apar- topar toplantıya çağırdı. Toplantıda zaman zaman Türkiye'nin Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Bakanı Tuğrul Türkeş de aranarak bilgi alındı.
Kilit belediyelerde
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, akşam saatlerinde UBP'li bakanlarla yaptığı istişarede, "Benim hükümet kararına itirazım yok. Belediyeler çoğunluk olarak hükümetin onayına destek verirse, yetki onlarda" dediği öğrenildi.
Bilindiği üzere, anayasa ve yasalar, suyu yönetme yetkisini belediyelere veriyor. Belediyelerin olası bir yatırımda özel şirket ile birlikte çalışması gerekiyor.
İki öneri
Türkiye’de yer alan görüşmelerin ardından, iki öneri ortaya çıktı. Birincisi, su maliyetlerini “fatura sahiplerine” yüklememek için, maliye bakanlığının alım garantisi taahhüt ettiği öneri, diğeri ise uluslar arası anlaşma ile, belediyelerin su üzerindeki yetkilerini yok sayan ve yönetimi hükümete devreden öneri.
CTP’li bakanlar ikinci öneriyi tamamen reddederken, UBP’li bakanlar da “belediyelerin mevzuatını ortadan kaldıracak ve su yönetimindeki yetkilerini sıfırlayacak öneriye” sıcak bakmadı.
Lefkoşa ve Gönyeli
Bazı belediyelerin “Türkiye’den gelecek suyu kullanmayı reddetmesi” ve oluşacak su arzının azalması nedeniyle artacak maliyetlerin, suyu kullanan belediyelerdeki nüfusa yüklenmemesi nedeniyle, Maliye Bakanlığı’nın “alım garantisi” vermesi istendi.
Buna göre, ihaleyi alacak şirket, Türkiye’den taşınan suyu yeni sisteme dahil olan tüm bölgelere dağıtacak, alım garantisi verilecek miktarın altında su satışı gerçekleşirse aradaki farkı KKTC Maliyesi karşılamak durumunda kalacak.
Hükümet, demokrasinin çarklarının işlemesine ve belediyelerin kendi rızalarıyla yeni sisteme girmelerine olanak tanımak için “alım garantili” anlaşmaya sıcak bakarken, Lefkoşa Türk Belediyesi, Gönyeli Belediyesi ve Dikmen Belediyesi dışındaki belediyelerin de buna sıcak baktığı öğrenildi.
Türkiye ile varılan mutabakata göre ihale şartnamesi 3 ay içinde hazırlanacak. Bu süre zarfında tüm belediyeler yeni sisteme girmek için irade beyanında bulunursa şartnamede “alım garantisine” yer verilmeyecek.
Alım garantisinin on yıllar boyunca Kıbrıs Türk halkını tedirgin edecek bir risk taşıması nedeniyle 3 aylık sürede tüm belediyelerin yeni sisteme girme kararı alacağı tahmin ediliyor.
Tüm belediye başkanları ile belediye meclis üyelerinin su şebekesi, kanalizasyon ve yağmur suyu drenaj altyapı yatırımlarının 5 yıl içinde yenilenmesi, cirodan %10 pay, su alanındaki giderlerinin sıfırlanacak olması, tüm vergi tahsilatlarını artırma olanağı, seçmenlerini Türkiye’den taşınan ve arıtılmış temiz su ile buluşturma ve benzeri avantajlar nedeniyle yeni sisteme girme kararı üreteceği tahmin ediliyor.
Çoğunluk varsa, Talat itiraz etmeyecek
Hükümet UBP ve CTP arasında dün öğleden sonra başlayan kriz, İçişleri Bakanı Asım Akansoy, Maliye Bakanı Birikim Özgür ve Eğitim Bakanı Kemal Dürüst’ün arabuluculuğu ile geçici olarak aşıldı.
Belediyelerin su yönetiminde var olan anayasal yetkilerini anımsatan Talat, “Eğer belediyelerin çoğunluğu Maliye Bakanlığı’nın alım garantisi vereceği sistemle devam edilmesini öngörüyorsa, ben itiraz etmem. Sadece acele karar verilmesini istemiyorum ve bunun birkaç gün tartışılması gerektiğini düşünüyorum” dediği öğrenildi.
“Talat itiraz etti” diye başlayan kriz, dün akşam saatlerinde yerini, “belediyelerin çoğunluğunun vereceği karara” bıraktı.
Neden alım garantisi?
İhaleyi kazanacak şirketin yüzde 100 uygulamayı dört yıl içerisinde tamamlayacak olması ve yaklaşık, 600 milyon TL yatırım öngörülmesi, “alım garantisi” uygulamasını öne çıkardı.
Buna göre, arıtmadan çıkacak kullanım suyu, abonelerden tahsil edilecek. Sisteme girmeyen belediyeler nedeniyle su satış miktarında yaşanacak düşüşten kaynaklanacak kaybı ise Maliye Bakanlığı ilgili şirkete ödeyecek. Böylelikle suyun maliyeti elektrikte olduğu gibi, fatura abonelerinden tahsil edilmeyecek, herkes, kullandığı suyun miktarını ödeyecek.
Ayrı karede
Katılmayan belediyeler ne olacak?
Dün akşam yapılan toplantıda, 24 belediye suyun bir an önce şebekeye verilmesini isterken, bir belediye çekimser kaldı. Lefkoşa Türk Belediyesi ile Gönyeli Belediyesi’nin “BESKİ” ısrarı sürerken, Dikmen Belediye Başkanı Yüksel Çelebi’nin de Gönyeli Belediye Başkanı Ahmet Benli ile hareket ettiği öğrenildi. LTB Başkanı Harmancı’nın Belediye Meclisi toplantısında “başka seçeneğimiz” yok diyerek yeni sisteme girmeyi kabul edebileceği yönünde bir mesaj verdiği de gelen bilgiler arasında.
Su uzlaşısının sağlanmasının ardından, hükümet, ada genelinde suda tek fiyat uygulayacak. Bu kararla birlikte, Türkiye’den gelen suyu kullanan belediye de, Güzelyurt’tan gelen suyu kullanan belediye de abonelerine aynı fiyattan suyu satacak.
Bir başka deyişle, arıtmadan çıkan içilebilir su da, Güzelyurt kuyularından gelen tuzlu su da aynı fiyata satılacak.
“Uluslararası anlaşma” modeli reddedildi
Anayasaya göre, su yönetiminde söz sahibi olan belediyelerin itirazını aşmanın tek yolu, TC ve KKTC arasında imzalanacak uluslararası anlaşma…
“Uluslararası anlaşmaların anayasal uygunluğuna bakılmayacağı” yönündeki hüküm, belediyelerin su üzerindeki etkinliğini düzenleyen mevzuatı devre dışı bırakacaktı.
Hem CTP hem de UBP’li bakanlar, “belediyelere rağmen” uzlaşılması fikrine sıcak bakmadı. Bakanlar, “Mevzuatı devre dışı bırakacak, belediyelerin de yerel mevzuat rejimini sarsacak” bir kararı “toplumsal barış açısından” da doğru bulmadı.
Bu noktada, arıtmadan sisteme verilecek su miktarının tamamının tahsil edilmesini maliye Bakanlığı’nın garanti edeceği sistem, uygun bulundu.
Ankara’daki görüşmelerde bu konuda yaşanan tıkanıklığın Tuğrul Türkeş’in alım garantisi sistemini önermesi ile aşıldığı da gelen bilgiler arasında. Ankara’daki görüşmelerde CTP’li bakanların Maliye açısından riskler içerse de belediyelerin demokratik hakları konusunda tavizsiz bir tavır sergilediği, UBP’li bakanların da hükümet kararı olarak Ankara’ya iletilen ileri istişare önerilerinin arkasında durduğu öğrenildi.
UBP’de hareketli saatler
Bakanlar Kurulu’nda alınan, “belediye başkanlarının hemen bir araya toplanacağı bir ortamda bilgilendirilmesi” ve “Maliye Bakanlığı’nın alım garantili taahhüdünü” içeren anlaşmanın uygun bulunması ciddi bir rahatlamaya neden oldu.
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat’ın, “önce belediyeler ikna edilsin” tavrı, UBP’de ciddi bir krize neden oldu.
UBP’li bakanlar, Hüseyin Özgürgün tarafından toplantıya çağrıldı. Toplantıda, ortaya konan çabanın sonuç bulmaması halinde, “hükümetten çekilme de dahil” geniş çaplı değerlendirmesi yapıldı. Bu arada, İçişleri Bakanı Asım Akansoy ve Maliye Bakanı Birikim Özgür, UBP ile temas kurdu.
UBP’li bakan Kemal Dürüst de, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ile telefon trafiği yaşadı. Talat’ın, “Eğer belediyelerin çoğunluğu uzlaşırsa, benim itirazım olmayacak” demesi, ortamı rahatlattı.
Bugün gün içerisinde, UBP ve CTP genel başkanlarının bir araya gelerek, krizi daha fazla büyümeden önlemesi bekleniyor.
Bakanlar memnun…
Ankara’nın suyu KKTC’ye teslim etme ve belediyelerin işletme içinde temsil edilmesinin yanı sıra Türkeş’in alım garantili sistem önerisi ile belediyelerin demokratik mekanizmalarla sisteme dahil edilmesi konusunda sergilediği yapıcı tavır nedeniyle Ankara’daki görüşmelere katılan 4 bakan adaya memnun döndü. Hükümetin büyük önem verdiği kritik ileri istişare önerileri kabul görürken, bazı önerilerin ise Lefkoşa’da hazırlanacak ihale şartnamesinde değerlendirilmek üzere anlaşma metninden çıkarıldığı kaydedildi.
































