Köşe Yazarları

SU biterse herkes SUSAR…






Su, uzun bir süreden beri harcanmış, yanlış yönetilmiş ve gereğinden fazla kullanılmıştır. Belki de bu saydıklarım olmasa beni bu yazıyı yazmaya iten çokta fazla bir şey olmayacaktı. Çoğu şeyin hayatımızda var oldukları müddetçe değerini bilmemek ne yazık ki doğamızda var! Tamamen tükenmeden veya tüketmeden de bir türlü anlaşılmaz bu değer. Neye uzaksa onu arzu eder insan… Yazken kışı kışken yazı arar… Aslında bu hiç doğru değil. Su konusundan çıkmak istemiyorum fakat insanoğlu dünya üzerindeki en doyumsuz varlıkların başında geliyor. Bunun böyle olması asla kabul edebileceğim bir durum değil. Herkes hak ettiğini yaşar ve yaşatır bu hayatta. Gördüğünüz sevgi veya ilgi size yetmiyorsa önce kendinizi sorgulayın derim. Böylelikle siz fark etmeden de olsa kendinizi geliştirmiş olursunuz. Bu geliştirmek de nerden çıktı? gibi soruların şimdiden kafanızı kurcaladığını görüyor gibiyim. Saygı, sevgi, güven, sadakat… Her biri ayrı birer uzmanlık alanı aslında. Kendinizi geliştirmek için ne kadar ağır, zor ve zaman isteyen konular değil mi? Herkes bir ŞEYE ulaşmak ister fakat en baştan elinde ulaşabilmesi için yeterli birikimi var mı? veya istediğini elde ettiğinde bu onun için sürdürülebilir olacak mı? hiç sorgulamaz! İşte bu yüzden kaybediyoruz ve ya kazanıyoruz… En kolayı karşılık beklemeden iyilik yapın derim. Yukarıda saydığım aslında hepimizde var gibi görünen o zor temel taşlar daha sonra… İzin verin sizin farkınızı karakterinizi o taşlar belirlesin. ‘SEVMEK’, sevmeyi becerebilmek…  Apayrı gibi görünen aslında bizi biz yapan bir konu. Başka bir zaman uzun uzun tüm güzellikleriyle kaleme almaya çalışırım inşallah. Sözü uzatmadan ‘olmazsa olmazımız’dan bahsedelim biraz.

Dünya ekosistemi milyonlarca yıllık bir döneme sahip. Bizler bu dünyada bu adada yalnızca birer misafiriz. Gerek yapılan çalışmalar gerekse gözle görüyoruz ki ekosistem üzerinde son 200 yıl içerisinde ciddi ve geri dönüşü olmayan bozulmalar başlamıştır. Bunun yanı sıra ülkemizde gerek su gerekse hayat kalitemiz son yıllarda çok hızlı bir bozulma gerçekleştirmiş ve giderek gerilemektedir. Ne yazık ki kalitenin düşmesinin başlıca sebepleri arasında ‘Çevre’ var. Doğanın kendine has bir yönetimi olduğundan çevre yönetiminin konusu ve amacı çevre ve doğal varlıkların yönetilmesi olmamalıdır.

 Milyonlarca yıldan beri var olan canlı türlerinin bazıları yok olma tehdidi ile karşı karşıya. İklimler değişmeye, buzullar erimeye çoktan başlamıştır… Dünya sular altında kalacak olsa ilk giden bir Ada ülkesi olarak biz oluruz belirteyim. Tüm canlılar aslında suya bağımlıdır. Su tüm özelliklerini hiçbir maddeninkine benzemeyen kendine özgü molekül yapısına borçludur. Yaşamın devamı ise çeşitli yollarla yitirilen suyun geri alınmasına bağlı. İçilen suyun kalitesi hemen hemen bütün canlılar için önem taşımaktadır. İnsanların bulmak için yıllar boyu savaş verdikleri, toplumların gelişmesinde temel etken olan su geçmişte pek çok ülkenin çöküp yok olmasına neden olmuş ve olacaktır.

Su kaynakları giderek azalmakta, su sorunuyla karşılaşan toplumların oranı giderek artmaktadır. Dünyanın yaklaşık dörtte üçünü kapsayan bir madde için ‘kıt’ sözcüğünün kullanılması şaşırtıcı olabilir. Ülkemizde giderek yeraltı su tablasının seviyesi düşmekte buna bağlı olarak yüzeysel ve yer altı su kaynaklarının kirlilik oranı artmaktadır. Yeryüzünde kullanılacak suyun sınırlı olması ve teknolojinin ilerlemesiyle insanların su ihtiyaçlarının artmasından dolayı buzullardan ve deniz suyundan tatlı su eldesi çalışmaları uzun yıllardan beri devam etmekte, ancak çok pahalı olan bu yöntemlerden sınırlı olarak yararlanılabilmektedir.

Ülkemizde Türkiye’den ‘Asrın Projesi’ kapsamında boruların içinde bizlere ulaşan suyu kullanıyoruz. Peki, bu gelen su sonsuz bir kaynağa mı sahip? Tabiki hayır!  Türkiye’den su geldi hadi bol bol kullanalım gibi bir algı var insanlarda. Evlerimizin bahçesine, yol kenarlarına, çemberlere bol bol çim ekelim. Yeşil yeşil güzel durur.   Çimin tek istediği tek derdi su zaten arada bir da biçen da tamamdır. Kulağa ve göze hoş geliyor evet, fakat bunu yazarken bile fikrime mantıklı gelmedi kusura bakmayın. Hiçbir kaynak sonsuz değildir ve bunu bilinçli kullanma zorunluluğumuz var. Gelecek nesilleri düşünmekle yükümlüyüz bırakın yolda giderken çim görmeyelim onun yerine iklimimize uygun sıcağa dayanaklı uzun ömürleri olan bitkileri görelim. Hem belki arka koltukta oturan çocuklarda yolda giderken yere değil de yükseklere bakıp ağaç görür. Onlara bu fırsatı verecek olan bizleriz. Ne zaman mı? Ben size söyleyeyim. TAM DA ŞU AN.

Zaman hızla akıp gidiyor…. Elimizdekilerin kıymetini geç olmadan anlayalım. Genci yaşlısı, zengini fakiri herkesin suya ulaşmaya hakkı vardır. İnanın bana su bitince konuşacak tek bir şey bile kalmayacak…






Başa dön tuşu