Soyer: 29+'nın sahibi Cumhuriyet Meclisi - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

Soyer: 29+’nın sahibi Cumhuriyet Meclisi

Meclisin en eski milletvekilleri arasında yer alan  Ferdi Sabit Soyer, Cuellar Belgesi’nin 2 kez parlamentodan onay aldığını belirterek, “29+” tartışmalarına yeni bir bakış açısı getirdi

Duygu ALAN

YÜZDE 29 NEDİR?
Soyer: Türk tarafı tüm görüşmelerde kuzeyde kalacak olan toprağın yüzde 30 olmasını öngörüyordu.  dönemin BM Genel Sekreteri, dedi ki bu yüzde 30 barajı bir psikolojik bariyerdir, onun için bunun altına düşün ve Türkiye hükümeti ve aynı zamanda KKTC Cumhurbaşkanı bunu benimsedi ve yüzde 29 plus dediler. Yüzde 29 0.1’den başlayarak yüzde 29.99’a kadar yapıdır


 DENKTAŞ NE DEMİŞTİ:
“BM Genel Sekreteri Perez de Cuellar zamanında BM Planını imzalamak üzere New York’a davet edilmiştik. Toprak talebimiz %30 idi. Cuellar bana ‘Lütfen bu konuda esneklik göster ve bu işi artık burada bitirelim’ dedi.  ‘Pek alâ’ dedim ve Cuellar’ın önünde duran kâğıdı alarak ‘%29+’yı yazdım. Cuellar memnun ve mesut; beni kutladı”

Cumhuriyetçi Türk Partisi Mağusa Milletvekili ve eski başbakanlardan Ferdi Sabit Soyer, Cuellar Belgesi’nin 1986 yılında mecliste onaylandığını belirterek, harita konusunun o dönemde gündeme geldiğini belirtti.

Soyer, 17 Mart  1986’da Perez de Cuellar’ın bir çerçeve anlaşması önerdiğini ve bunun meclise geldiğini söyleyen Soyer, “Taslakta federal devletin yapısı, federe devletlerin yetki ve salahiyetleri ve buna bağlı düzenlemeleri, anayasa mahkemesi yasama organını ve anayasanın bütün kurallarını belirleyen bir unsur taşıyordu” dedi.

Soyer, o belgede, Cumhurbaşkanını Kıbrıslı Rumlar, Cumhurbaşkanı muavinini de Kıbrıslı Türklerin seçeceğine dair öneriler yer aldığını da hatırlattı.

Harita yüzde 30’dan 29+’ya

Son dönemlerde tartışma konusu olan “harita ve oran” konusuna da değinen Soyer, “yüzde 30 toprak” ile başlayan önerinin, Culellar’ın ricası üzerine dönemin müzakerecisi Cumhurbaşkanı Denktaş tarafından yüzde 29+ olarak düzeltildiğini söyledi.

Soyer, harita ile ilgili şunları aktardı:

“O dönem Türk tarafı tüm görüşmelerde kuzeyde kalacak olan toprağın yüzde 30 olmasını öngörüyordu. Dönemin BM Genel Sekreteri, dedi ki bu yüzde 30 barajı bir psikolojik bariyerdir, onun için bunun altına düşün ve Türkiye hükümeti ve aynı zamanda KKTC Cumhurbaşkanı bunu benimsedi ve yüzde 29 plus dediler. Yüzde 29 0.1’den başlayarak yüzde 29.99’a kadar yapıdır.

Bunu artık şekillendirme çerçevesinde ele alınacak bir prensiptir. Dolayısıyla Yüzde 29+ ilkesel olarak Kıbrıs Türk tarafı tarafından kabul edildi. Bu vesile ile bu Perez de Cuellar  Belgesi ve içeriği Meclis’e getirildi.

Meclis, gizli bir oturum yaptı ve bu gizli oturumda bu Perez de Cuellar Belgesi, her yönü ile tartışıldı ve Meclis o zaman Sayın Denktaş Cumhurbaşkanı, Sayın Eroğlu Başbakan, CTP ve TKP ve aynı zamanda o zaman YDP milletvekilleri de vardı. Oy birliği ile Perez de Cuellar Belgesini yüzde 29 plus olarak toprak oranı olarak da benimsedi ve birlikte karar verildi. Ben hatırlıyorum.”

“Talat ve Özgür haritayı gördü”

“Yüzde 29+” haritanın Cuellar belgesinde yer aldığını belirterek, o gün mecliste yaşanan bir anıyı da aktardı:

O birleşimde Rahmetli Naci Talat, en son söz aldı ve rahmetli Sayın Denktaş’a şöyle dedi: Bu belgeyi getirdiniz, oturduk, tartıştık, biz de parti olarak bunu destekliyoruz ve oy vereceğiz ama bunun haritasını bize göstermediniz. Bunu UBP gurubuna gösterdiğinizi biliyoruz. Bu nasıl olabilir. Bu ayıptır’ dedi.

Bunun üzerine oturuma ara verildi ve rahmetli Özker Hoca ve Naci Talat gittiler ve bir harita eksizini de gördüler. Bir oran hazırlayacaksınız ama bir harita hazırlamayacaksınız bu eşyanın tabiatına, Denktaş’ın siyasetine aykırıdır.

Yani Denktaş bir oran söyleyecek, Meclis de bunu kabul edecek ama kimin aklı keser ki Türk tarafının kendisinin bununla ilgili olarak bir harita taslağı ya da ön hazırlı olmasın. Bu mümkün değil. Dolayısıyla bu temelsizdir.”

 

“Belge bugüne rehber oldu”

Cuellar Belgesi’nde yer alan bazı unsurların bugün de masada olduğunu söyleyen Soyer, “yasama organının iki tane olması, biri senato, biri temsilciler Meclisi. Birinde temsilciler meclisinde nüfus oranı, senatoda eşit ilkeler, Anayasa Mahkemesi’ndeki pozisyon” gibi noktaları da buna örnek gösterdi.

“Dönüşümlü başkanlık” konusu

“Dönüşümlü Başkanlık” konusundaki süreci de anlatan Soyer, şu ifadeleri kullandı:

“Şuanda Sayın Akıncı’nın sürdürdüğü görüşmelerde dönüşümlü başkanlık ki bu sayın Talat la da beraber olan bir unsurdur ama hakkını yememek lazımdır. Bu belgede Cumhurbaşkanını Rumlar seçecek Cumhurbaşkanı muavinini Türkler seçecek noktası kabul edildikten sonra Sayın Denktaş daha sonra gali fikirler dizisine doğru giderken dönüşümlü başkanlık konusunu gündeme getirdi.

Bu dönüşümlü başkanlık prensibini gündeme getirdiğinde o zaman biz de onu destekledik ve ilanihaye Kıbrıs Cumhuriyetinde olduğu gibi Cumhurbaşkanı Rum muavinin Türk olması iki toplumlu bir anlayışa terstir. Dolayısıyla bu dönüşümlü başkanlık konusunu Perez de Cuellar Belegesi mecliste kabul edildikten sonra sayın Denktaş yeniden gündeme getirdi. O zaman Kıbrıs Türk Toplumu Lideri olan Vasiliu’dan sonra Kleridis dönüşümlü başkanlık prensibini kabul etti.

Böylece bu çözümün bir unsuru haline geldi. Nitekim sayın Hristofyas dönüşümlü başkanlık konusu sayın Talat ile konuşup yeniden bir noktaya bağladığı zaman Kıbrıs Rum tarafından kendisine gelen saldırıları zamanında sağ bir  görüşe sahip olan Kleridisin kabul ettiğini e söyleyerek kendisini müdafaa etmiştir.

Dolayısıyla bu dönüşümlü başkanlık noktası Perez de Cuellar Belegesi’nde olmamış olmasına rağmen daha sonraki süreçte evrensel literatüre çözümün bir unsuru olarak girdiğini belirtmek lazım.”

 “Siyaset sahtekarları” suçlamasına cevap

Soyer, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun “siyaset sahtekarları” çıkışına çok üzüldüğünü de ifade ederek, Cuellar Belgesi’nden örnekler vererek, bir çok konuya açıklık getirdi.

Soyer şunları söyledi:

“Burada çerçeve anlaşması olduğu için bu, bu çerçeve anlaşmasında Mesela Tahsin Ertuğruloğlu dün bunu müdafaa etti ve sahtekar da dedi buna çok üzüldüm. Şunu da dedi: Ama yüzde 29’u kabul ettik fakat aramıza hiçbir Rum girmeyecekti.

Perez de Cuellar Belegesi’nde 7’nci başlıkta aynen şöyle yazıyor: Kıbrıslı Türklerin Ağustos 1981 önerilerinde belirtilen toprak ayarlamalarına ek olarak toprak ayarlaması taraflar arasında anlaşılır bu toprak ayarlaması sonucu Kıbrıs Türk eyaleti veya federe devletine yüzde 29 ve (yüzde 29 plus) oranında toprak kalır. Şöyle ki taraflar gerçek toprak ayarlaması konusunu görüşürken Kıbrıslı Türkler için meydana gelebilecek bazı pratik güçlükler de dahil olmak üzere 1977 tarihli Doruk Anlaşması’nın 3’üncü maddesini ve yeniden iskan ile ilgili meseleleri dikkate alırlar.

Bu 3’üncü maddeye baktığınız zaman, Denktaş- Makarios anlaşmasının 3 maddede şunu söyler: Dolaşım özgürlüğü, yerleşme özgürlüğü mülkiyet hakkı ve başka özel konular görüşmeye açık olacak.

Bunlar üzerinde görüşme yapılırken 2 toplumlu federal sistem temel ilke olarak dikkate alınacaktır. Aynı zamanda Kıbrıs Türk toplumu açısından ortaya çıkabilecek bir takım pratik zorluklar göz önünde tutulabilecektir.

Yani mülkiyet meselesini de görüşecek ve başka özel konuları da görüşecek yerleşme özgürlüğünü de görüşecek (Rumların yerleşme özgürlüğünü() ama Kıbrıslı Türkler için hassas olan konular dikkate alınacak. Bizim o zaman da dile getirdiğimiz hassas olduğumuz konu nüfus ve mülkiyet çoğunluğu bizde olacak bu temel prensipler kondu.

Ertuğruloğlu yerleşme hakkı diye bir hak yok dedi halbuki burada çok açık bir şekilde bunun da var olduğu gözükmektedir. Bu tartışmalar gerçekten çok kötüdür hafızamızı silmeye çalışıyorlar. Ama burada bu belgenin kabulünden sonra arkasından gelen gali fikirler dizisi orda da çıkmaz olunca dönemin genel sekreteri 1992 itibari ile BM güvenlik konseyine bir rapor sundu ve o raporun içinde bulunan bazı maddeleri güvenlik konseyi onayladı. Bu maddelerden biride şudur:

Kuzeyde kalacak topraklarda nüfus ve mülkiyet çoğunluğu sarih çoğunluk olarak Kıbrıslı Türklere ait olacak kuralıdır. Bu da BM güvenlik konseyinin kararıdır. Bütün bunlar birbirini bütünleyen birbirlerinin eksiğini tamamlayarak bizi günümüze taşıyan belgelerimizdir bu belgeleri yok sayamazsınız ve bunları göz ardı ederek bugünü ele alamazsınız. Unutarak umduğunuza varamazsınız. Hele yok sayarak hiç varamazsınız. Bu bakımdan bu 1986 belgesi üzerinden yapılan tartışmalar ayıptır. Utanç vericidir. Çünkü yok sayarak kendi kafanızda umduğunuza ulaşamazsınız ulaşmak isterseniz bunların özünü ve bunlara dayanarak meydana gelen tüm gelişmeleri doğru ele almanız gerekmektedir.”

Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar