Köşe Yazarları

SORUN SADECE ENFLASYON DEĞİL

Mahmut Sezinler yazdı







Türk lirası’nın yabancı paralar karşısında yüksek değer kaybı yaşanmasıyla enflasyon adeta patlamıştır. Faiz sebep enflasyon neticedir. Faizler düşerse enflasyonda düşer inancıyla Türk lirası faizlerini ekonomik bilimden uzak bir şekilde mevcut konjonktürde düşük tutan Türkiye Cumhuriyeti otoriteleri Türk lirasının süratle dibe vurmasına sebep olmuştur.




Enflasyon oranları 2000’li yılların ötesindeki seviyelerine yaklaşmaya yüz tutmuşken, Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan insanların geçim maliyeti artmış, yıllık %100’ün üzerine çıkmıştır. Tüketici fiyatları ise yıllık %95 olmuştur.



YÜKSEK ENFLASYONDA VAR PAHALILIKTA…

Bir ülkede enflasyon yüksek olabilir. Örneğin; İngiltere’de şu an %7,0 Güney Kıbrıs’ta %7,0 ABD’de %5 gibi fakat eğer Milli gelir yüksekse ve yaşanan nüfus üretilen milli gelirden eşit pay alıyorsa yani harcanabilir milli gelir yüksekse nüfus başına düşen harcama yüksek olur ve o ülkede yaşayan nüfus için memur, emekli ve özel kesim çalışanları bakımından hayat pahalılığı etkileşimde yüksek enflasyon oranından olmaz. Burada önemli olan harcanabilir milli gelirin yüksek olmasıdır. Türk lirası kullanan bizlerin ve tabi ki direk olarak Türkiye’nin enflasyonla mücadelesinde faiz temel silahtır. Enflasyon parasal bir olgu olduğuna göre faiz bunun temel önleyici unsurudur.

Tabi enflasyon eğilimi karşısında fiyatları düşürebilir bir politika izleyebilirsiniz. Bu deflasyona sebebiyet verir. Deflasyon geliri düşüren bir iktisadi siyasettir. Bu siyaset harcanabilir milli geliri düşürebilir. Bu ise gelir dağılımını bozduğu için yaşayan nüfusun enflasyondan çok daha fazla etkilenmesini sağlar. Fakirlik artar. Enflasyon karşısında tek yapmamız gereken şey harcanabilir gelirleri çoğaltmaktır.









Başa dön tuşu