Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sonumuz

 

Bir tımarhanede, elleriyle ayaklarından tavana asılmış biri varmış yatakhanede.
Yatakhaneye müdür girmiş ve hastabakıcıya sormuş:
– Bu ne yapıyor tavanda?
Hastabakıcı da:
– O, kendini bir elektrik ampulü sanıyor, demiş.
Müdür:
– Öyle bırakılmaz o, yatakhanenin tavanında. Çok tehlikeli. Hemen indir onu oradan.
Hastabakıcı:
– Ben de çok istiyorum ama demiş; sonra karanlıkta kalacağız diye korkuyorum.

Bizde ne çok kendini elektrik ampulü sananlar var.
İktidarı yakalayan birçok kimse, aydınlığın kendileri ile geleceğini sanmakta.
Ona inanlar da, eğer giderlerse karanlıkta kalacağını sanıyor…

Delinin biri bir gün balkondan aşağı olta sarkıtmış, yoldan geçen biriyse adama sormuş:
– Kaç balık tuttun?
Deli ise adama:
– Deli misin be adam! Burada balık ne arar?

Ülkemiz…

Akıl hastanesinde koğuşları gezen başhekim, bir delinin oturmuş, bir şeyler yazdığını gördü:
-Kolay gelsin ne yazıyorsun?
-Mektup yazıyorum efendim.
-Yaaa… Kime yazıyorsun?
-Kendime…
-Peki ne yazılı mektupta?
-İlahi doktor bey, deli misiniz siz? Mektubu daha almadım ki içinde ne
yazdığını bileyim…

Köşe yazarlarımız…

Bir gün Mısır’da bir mumya bulunur ve bunun kaç tarihine ait olduğu öğrenilmek için Amerika, İngiltere ve Türkiye’den uzmanlar istenir. Tabii ki Türkiye’den emniyet görevlileri gider. Neyse, ilk Amerikalılar başlar. 3-5 saat sonra çıkarlar ve olsa olsa MÖ 1300-1600 senelerine aittir derler.
İngilizler girerler. Bir kaç gün sonra çıkarlar ve olsa olsa MÖ 1300-1420 arasıdır derler. Nihayet sıra Türkiye’den giden emniyet görevlilerine gelir ve içeri girerler.
Girerler girmesine de, aradan 10 gün geçtiği halde hâlâ dışarı çıkmazlar. Nihayet 15. gün saç-sakal karışmış halde çıkarlar ve merakla gözlerinin içine bakan Mısırlı bilginlere tam tamına MÖ 1357 derler. Tabii ki herkes şaşar bu işe ve nasıl olur yahu derler. Bizimkiler gayet ciddi,
– “Biraz zor oldu amma, sonunda dili çözüldü keratanın…

Anavatanımız…

Delileri uçağa bindirip, bir şehirden ötekine naklediliyorlardı. Ama o kadar çok gürültü yapıyorlardı ki, sonunda pilot dayanamadı. Uçağı ikinci pilota teslim ederek içeride ne olup bittiğini görmek istedi.
Deliler uçakta hep bir ağızdan bağırıp çağırıyorlardı. Baktı, en başta bir deli, ötekilere uymamış, akıllı, uslu oturuyordu.
Pilot:
-Sen neden bağırmıyorsun? diye sordu.
Adam :
– “Ben bunların öğretmeniyim. Onlar da benim öğrencilerim. Şimdi teneffüsteler de onun için ses çıkartmıyorum” diye cevap verdi.
Pilot, çaresiz yerine döndü. Bir süre geçti. Bir an geldi ki sesler büsbütün kesiliverdi.
Pilot:
– “Aman çok güzel!” diye sevindi. “Herhalde kendini öğretmen sanan deli, ötekileri derse almış olsa gerek” diye düşündü.
Ama dakikalar geçiyor, arkadan hiç bir ses seda çıkmıyordu. Pilot biraz daha bekledikten sonra merak etti. Gidip bakmak istedi. Bir de ne görsün! Uçağın kapısı açık ve içeride öğretmenden başka kimsecikler yok! Dehşetle sordu :
-Öğrencilerin nerede? diye…
Öğretmen:
– “Dersler bitti. Hepsini evlerine gönderdim!”

Sonumuz…