Şu kasım ayı, sonbahar günlerinin son demi keşke hiç bitmese, zaman dursa, evet öyle…
Serin havalar vursun Quirini ve Rokkas Burçlarına, boylum boylum servi ağaçları yaslansın birbirlerine, böyle kalsın, hiç bitmesin…
Ara sokaklar, eski kentin, kasım kasım kasılsın Kasım ayında, iyice gururlansın pencereleri, taştan ve ahşaptan balkonları ve köşkleri, böyle olsun…
Parçalı bulutlar düşsün panjurlara mektup yazarken bir vücut ürpersin tepeden tırnağa, birkaç kumral saç teli düşsün mektup kanatlarına, o günlerdeki gibi, birkaç damla gözyaşı düştüğü de olurdu, belki sıklıkla böyleydi çoğunlukla hicran düşerdi sevdalıların payına, doğrusu buydu galiba…
…
Akasya ya da dut ağaçlarının dalları gibi uzanan o sokaklar nemsiz kuru akşamlara batıp çıksın, ufkun kızıl ışıkları bulaşsın damlarına, demek istediğim bu şehrin, böyle daha iyi…
Bir prensesin gölgesini andırsın Venedik marifeti bir taş duvar, hayal et…
Cızırtılı müzikler yükselsin radyolardan, eşlik ederek o solo şarkılarla yürümek ne güzel…
Kasım hiç bitmesin, şu sonbahar çekip gitmesin. Gitmesin…
…
Bir rüzgar kalksın birdenbire tabyalardan, tekrar kalktığı yere oturur gibi dinsin birdenbire. Evet…
Sürüklensin yapraklar nerede duracakları belli değil, kuşlar gözetler ama…
Dağılan bir kuş yuvasını kim onarabilir? Bu işi kuşlar bilir sadece…
…
Gündüz düşsün, gece olsun, ay dolunay, tez çıksın doğudan, şu Kasım günlerinde şehere vursun ışıkları, öyle bir şeher şeher değil gayrı bir masal, o dolunay bilinen ay değil artık yüzü bazan ağlamaklı, bazan güleç, baktıkça şaşıralım…
Sonra şu Kasım günlerinde yani sonbahar ve son demlerinde, havalar serin, gece vaktidir, dışarıdayken ince bir hırka yeterli, uyarsa birbirimize sarılalım, yıldızlar çoğalsın, sanki kulaklarımızda küpe, boynumuzda kolye, koynumuzda bir demet yasemin, evet böyle…
…
Bir sokağı roman olsun, bir sokağı müzik, bir sokağı şiir, bu isimde sokaklar var mı? Niye koymuyorlar?
Seyyar satıcılar evlerine dönerken tanıdık tanımadık kapılara selam versinler, alınları serin, bisikletliler de…
Yaşayacaksak serin havalarda yaşayalım, öleceksek serin havalarda ölelim, evet, en güzeli işte…
Son dem olmasın her dem böyle…
Ayasofya nöbetine devam etsin, dimdik ayakta, hiç bükmesin boynunu, güneş alsın gölge versin, binlerce yıl daha anlatsın bu şehri gelip geçenlere, şu Kasım günlerinde…
































