Köşe Yazarları

Sokaktaki vatandaş da tehdit altında…







Toplum yapısı bozuldu. Demografi yapı bozuldu.




Tamam, aynı kalması beklenmezdi. Dünyanın gittiği yol bu…



Bir ülkeye yatırımlar başlayınca, o yatırımların beraberinde getirdiği insan profili, yerlilerden faklı oluyor. Dünyada homojen kültüre sahip ülke kalmadı.

Özellikle de eğlence sektörünün ağırlık kazandığı yerlerde, çeşitlilik sorun yaratıcı olabiliyor. Çünkü uğurlusu, uğursuzu her türlüsü gelebiliyor.

Ancak bu değişimin önüne geçemeyen devlet, her türlü güvenlik önlemini alıp, vatandaşını sokaktaki tehlikeden korumak zorunda.

Yine konu asayişe geliyor…

Adam ya bir eğlence yerini dağıtmış, ya da orada yan baktı diye birilerini bıçaklamış, ya da alacak verecek sorunu varmış, çekmiş vurmuş…

Bu tipler, her gün her an karşınıza çıkabiliyor. Basın mensuplarına saldırıyorlar, tehdit ediyorlar. En korkuncu trafikte hemen her gün bir tanesiyle tartışıyorsunuz. Yanınızda, yörenizde, apartmanınızda yaşıyorlar. Kuralları asla sallamadıkları gibi, bir de yanılıp uyarma gafletine düşerseniz, bu magandalar üstünüze yürüyorlar. Bir çoğunun silahı var. Sürekli havaya ateş açan birilerini duyuyorsunuz. Ve size de ne yapacaklarını tahmin edemiyorsunuz.

Sonuçta, sinip kalıyorsunuz…

Bunların hepsi de güvenlik zafiyetinin sonuçları…

Madem ki bu tür kriminaller üstlerinde silahla sokaklarda geziyor, sokakları onlara teslim etmemek gerekiyor.

Caydırıcı, suçu önleyici tedbirler alınmalı, çoğu tanınan, bilinen isimleri ve ilişkiler takip altında tutulmalı ve polis sayısını arttırarak devriyeler sıklaştırılmalı… Bunlar yapılmalı ki, serseri mayın gibi gezenler değil, vatandaş, kendini rahat hissetsin.

Geçtiğimiz yıl, ana caddelerin birinde, yolu tek şerit haline getirerek park eden ve trafiği tıkayan biriyle aramızda tartışma yaşandı.  Polisi aradık, “devriye var, nasılsa gelir” dediler. Bir saat bekledik. O arada yediğimiz hakaretin, aldığımız tehdidin hesabı yok. Dedik ki, “biz orman kanunlarına geçit vermeyeceğiz”. Ama olmadı. Tehditler dozunu arttırınca, çaresiz Polis Genel Müdürü’nü uykudan uyandırdık da, bir ekip gelmesini sağladık. Beklemeseydik, direnmeseydik, sinip kalacaktık. Şimdi düşünüyorum da, o gün başımıza daha kötü bir şey gelmemiş olması mucize…

Önceki gün, bu ülkenin artık yirmi yıl öncesinin politikalarıyla yönetilmesinin mümkün olmadığını yazmıştık…

Asayiş de bunun bir parçası…

‘Allem edeyim, kallem edeyim, koltuğu kapayım, abilerimden öğrendiğim kadarıyla idare edeyim’ olayı yok artık. Herşey çığrından çıkmış vaziyette. Yeni düzenlemelere, bugüne kadar alınmamış derecede sıkı önlemlere ihtiyaç var…

Sokaklarda ne olup bittiğini, ülkenin nereye gittiğini  görerek, korkmadan alınacak önlemler.

Kabul edelim ki, KKTC’de asayiş, artık polisin kapasitesinin dışına çıkmıştır.

Siyasetin de bunun farkına varması şart…

 

YERİN KULAĞI VAR

22 MAYIS ÖNEMLİ: Büyük bir rastlantı olsa gerek. 22 Mayıs bizim için bir dönüm noktası, belki de kaderimizi belirleyecek bir tarih olacak. Pazar günü hem Güney Kıbrıs’ta seçimler yapılacak, hem de Türkiye’de yeni Başbakan’ın kim olacağını belirleyecek Olağanüstü AKP kongresi yapılacak. Her ikisi de geleceğimiz açısından oldukça önemli. Güney’deki seçimler müzakere masasını, AKP kongresi ise, içişlerimizdeki yol haritasını belirleyecek…

İDDİALAR KORKUNÇ: KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil, “şu anda ülkede 86 bin üniversite öğrencisi var ancak yükseköğrenime devam eden öğrenci sayısı 56 bin civarındadır. 30 bin öğrenci var ki KKTC’de okula gitmeden öğrenci vizesi ile yaşıyor. Çünkü, kara para aklama, kumar parasının aklanmasında bu yöntem kullanılıyor” iddiasında bulundu. Aslında bu herkesin gördüğü ve araştırılması gereken bir konu. 30 bine yakın öğrencinin okula gitmeden neler yaptıklarını öğrenmek kolay. Her sabah bankalara gidiniz, o öğrencilerin sürekli para alışverişinde bulunduğunu görebilirsiniz… Altlarında kiralık arabalar, pahalı evler. ‘Bu değirmenin suyu nereden geliyor’ diye soran bir merci yok. Ülkede ciddi bir kara para aklama yapıldığını zaten bilmeyen yok…

DEVLETİN YÜZÜNDEN ÇEK YASAĞINA GİRDİLER: Müteahhitler artık ‘bıçak kemiğe dayandı’ demekteler. Devlete yaptıkları işin parasını aylardır alamıyorlar. Toplumun çoğunluğu maaş derdinde olduğu, müteahhitleri de parası bol işadamı gördükleri için, kimsenin fazla umurunda değil. Oysa küçük işler yapan ve devletten parasını alamayan bir çok küçük işletme, çek yasağına girmiş durumda. Mesleki hayatları da özel hayatları da darmadağın. Serdar Denktaş, ödemelerin başlayacağını söylüyor ama, devletin gecikmesinin bedeli bu insanlara ödetilmemeli. Çek yasakları konusunda da bir şeyler yapmak şart…

HİÇ BİR ŞEY BEKLEMEYİN: Taşocakları sorunu, on yıllardır ülkenin baş belası. Hafızanızı yoklayın, kaç örgüt, kaç  bakana bu konuda ziyaret yaptı, kaç bakan güzel sözler söyledi, vaadler verdi, sonuçta elde var hiç. Dün de hekimler, taşocaklarının akciğer hastalıklarıyla ilişkisini anlatmışlar yeni Çalışma Bakanı  Ersan Saner’e. O da, kendinden öncekiler gibi, “duyarlı olduklarını”, gereğini yapacaklarını söylemiş. Göreceksiniz dağlar oyulmaya, insanlar akciğer kanseri olmaya devam edecek. Dedik ya, batı cephesinde yeni bir şey yok. Eskinin devamı olan yönetim anlayışı sürecek ve bizler  daha nice bakanlardan, nice vaadler dinleyeceğiz… Sorun bizde, kendimizde. Değişim için gerekli talebi ortaya koymayan biziz…

BAHANE ÇOK: Restore edeceğiz deyip kapattılar, şimdi ise kapısına kilit vurmaya hazırlanıyorlar. Belki de birilerine peşkeş için hazırlanıyor… Dipkarpaz Belediye Başkanı Suphi Coşkun’un da korkusu bu yönde. Turizm bakanlığının kapatma gerekçesi ise hesaplarla ilgili şüphe. İnsanlar niyet ettikten sonra bahane üretmek kolay. Suçlu belediye mi, yoksa bakanlık mı, yoksa dediğim gibi işin altında başka nedenler mi var, yakında kokusu çıkar…

SEÇİM VAR, NORMALDİR: Bir tarafta kendisini Güzelyurt Belediye Başkanı sanan Pittas “Omorfo”yu isterken, diğer taraftan DİKO Başkanı Nikolas Papadopulos ise,  “DİKO açısından Kıbrıs sorununun çözümünün Girne’den geçtiğini” söylüyor. Bu açıklamaları pek önemsememek gerekir diye düşünüyorum. Çünkü Pazar günü seçim var. Bizdeki seçim dönemlerini ve partilerin meydanlarda verdikleri mesajları ne kadar ciddiye alıyorsanız, bu söylenenleri de o derece ciddiye alın…

[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”justified” bgcolor=”#ffffff” color=”#444444″ bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]ZİRVEDEKİLER: Serdar Denktaş: Maliye Bakanı Serdar Denktaş, BRT’deki istihdamlardan bahsetmiş ama, genelde kamudaki istihdam sorununun kaynağını kısaca özetlemiş, bakın ne diyor; “Her gelen hükümet 5’er onar kişi alsa, yılda bir hükümet değiştirdiğimizi düşünürsek bu sayı giderek artar. O alışkanlığımızdan da vazgeçmeliyiz”…Aslında olay bu kadar basit…[/quote]

[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”justified” bgcolor=”#ffffff” color=”#444444″ bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]DİPTEKİLER: Haralambos Pittas: Güzelyurt bölgesine yapılan yatırımlara tepki gösteren sözde Omorfo Belediye Başkanı Pittas,  Türkiye ve KKTC’nin Güzelyurt’taki uygulamalarının kabul edilemez olduğunu iddia ederek, “Omorfo’nun sadece Omorfolulara ait olduğunu ve geri dönüş hakkından hiçbir şekilde vazgeçmeyeceklerini” söylemiş. Kusura bakmasın ama, 40 yıl sizin gönlünüz olmasını bekleyemezdik. O bölge halkının ihityaçları da, siz istediniz diye ertelenemezdi…[/quote]









Başa dön tuşu