Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Siyasetçinin “gelgitleri”

Siyasetçi politika üretme ve yönetme yetkinliğinin yeterli olmadığını önüne gelen konularda bir şey yapamaz hale düştüğünde anlar.

Etrafındakilerden de hayır gelmez, çünkü onları seçme kriterleri de bambaşkadır.
İçine düşülen durumun farkına varırlarsa, etrafındakiler “Takma” der.
Bizim siyasetçi gördükleri karşısında dayanamayıp kızacak olur.
Etrafındakiler iş yapma derdinde olmadıkları için “Değmez” der.
Bir yerden sonra boş verdiğini hafif belli edecek olur.
Bu kez de karşısındakiler devreye girer ve hemen “Gamsız” der.
Bırakayım varacağı yere varsın deyip bir süre susma kararı alır.
Bu kez hem etrafındakiler hem karşısındakiler ağız birliği etmişçesine “Lider sen değil misin iki çift laf et” der.
Artık dayanamayıp belki faydası olur deyip ağır konuşur.
O zaman da etrafındakiler “Muhatap olma” der.
Olacak iş değil deyip çekip gideyim diyecek olur.
Etrafındakiler araya girer “Yılma, senin görevin mücadele etmek” der.
Soğukkanlılığa davet etmek için alttan alır.
“Tepene çıkardın” derler.
Dayanamayıp bu defa da bağırır.
“Sakin ol” derler.
Aklı başında bütünü düşünerek davranmaya kalkar.
Etrafındakiler yine devreye girer “Bu kadar uslu olunmaz” der.
Otoritesini kullanıp parti içi disiplini sağlamak için dikine gider.
“Geçmişine yakışmaz, bu kadar agresif olma” derler.
Ayrılıp gitse ne diyecekler?
Muhtemelen; “ona bu gidiş yakışmadı, keşke kalsaydı” diyecekler.
“Ee normal tabii görevdeyken beğenmediler ki, gidişimi mi beğenecekler” diye düşünüp bizim siyasetçi gittiği yere kadar deyip devam eder.
“O zaman da kazık çaktı” derler.
Siyaset bu dalgalı duygu seli içerisinde su yutsan da batmamayı gerektirir.
Bizdeki siyaset ve siyasetçinin hem kendi hem de etrafı ve karşısındakilerdeki ortak algısı bu.
Ama siyaset ayni zamanda tadında bırakıp başka bir safhaya geçmeyi başarmayı da gerektirir.
Politika üretemeyecek siyasetçi seçmek yanında, eksik olan bir de bu var.
Başarısızlığa rağmen bir üst göreve aday olabilmek için “mahsustan gidenleri” de aynı kategoriye koyuyorum.
Siyasetçi en büyük hatayı bırakma zamanının gelip gelmediğini ayırt edemediğinde yapar. Hatayı bir kenara koyun siyasette kalma mücadelesi verip rol modeli olarak siyaset kurumuna zarar verir.
Yalnızca kendisiyle sınırlı kalmaz bu hatanın bedeli. Temsil ettiği siyasi kurumu da derinden etkileyecek noktaya gelir. Ama buna rağmen dönülmez bir yola etrafındakilerin ve karşısındakilerin söylediklerinin etkisiyle kapılıp giderler.
Yolun sonuna gelmiş olsa da onurlu çıkış yolunu bulamazlar.
Aslında bu yola hiç girmemesi gerektiğini de bir ihtimal belki o zaman anlarlar.