Sol siyaset Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde olan ekonomik sorunlara çare üretmeye çalışıyor. Çare üretirken sol siyasetin vizyonu gereği reformist reçeteler ortaya koyması gerekiyor. Şimdi şunu duyar gibiyim “Marksist” reçetelerden bahseder gibi bir söylem. “Hayır” ama kurulan ekonomik sistemin nasıl daha iyi yönetilebileceği değil elbette sol vizyon.
Bizde esas mesele şu; Kıbrıslı çalışmıyor dense de biz çalışıyoruz hem de çok çalışıyoruz. Maaşlarımızda senede en az iki kez artıyor ama hayat pahalılığı daha hızlı yükseliyor ve bizim bu hayat pahalılığından ötürü yaşam kalitemiz düşüyor. Fakirleşiyoruz. Esas sorunumuz bu. Bizde ki ekonominin esas sorunu burada. Sol siyaset bu soruna cevap bulmak zorundadır. Hiç kimse bana mevcut yapıda bu sorunun giderilebileceğini söylemesin. Bu sorun çözüldüğü anda Kıbrıs’ın kuzeyinde olan ekonomik sorun kendiliğinden çözülmüş olur.
Şuan bölgemizde savaş var ve bu savaştan mütevellit enflasyonun yükseldiğinden yakınılıyor. Savaşta olan ülkelerin enflasyonundan bile daha yüksek enflasyon yaşıyoruz biz. Bunun rasyonel açıklaması yok. Bizim sorunumuz yapısal ve kullandığımız para birimi.Üretimin yetersizliği ve de bu üretimin nasıl paylaşıldığıdır. Üreten, yani halk. Çalışan halk ne kazanıyor? Bunun karşılığında sermaye grupları yani halkın çalıştığı sermaye grupları ne kazanıyor? Kamu ne kazanıyor? Esas kritik soru bu üçlü arasındadır.
Çağımız teknoloji çağıdır. İnsanlığın büyük sorun haline gelecek olan yapay zeka, ve dijitalleşme insan emeğini ve bu emeğe olan talebi kıracak ve bu süreç çok yakın bir gelecekte bize de zirayet edecek ve emek talebi azalıp var olan işsizlik daha da artacak. İnsanlar gelir elde edemeyecek bir duruma gelecek ve bireysel refah daha da çökecek. Var olan kötü ekonomik sisteme çare üretilemeyecek.
Sol siyaset bunu tartışıp başarmak zorundadır. Bu motivasyon mevcuttur.


































