Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sirenler Bizim İçin Çalarsa Ne Yapıyoruz?

İran’ın misilleme saldırıları sürerken,

Adadaki İngiliz üsleri de geçmişten farklı olarak artık yakın coğrafyadaki diğer üsler gibi hedefte.

İngiltere’nin üsleri ABD’nin kullanımına açması sonrası İran’ın  hava araçlarıyla Avrupa toprağında, İngiliz Egemen Bölgesi’ndeki askeri üsleri de hedef haline getirmesi, bu adada yaşayan herkes için artık somut bir gerçek.

Bu yeni savaş dalgası bize bir kez daha temel bir gerçeği hatırlatıyor.

Sınırlar sandığımız kadar kalın değil. Hele bu adada hiç değil.

 

Uzak sandığımız gerilimlerin ne kadar hızlı biçimde gündelik hayatımızın eşiğine dayanabildiğini son iki gündür bir kez daha görüyoruz. Güvenlik dediğimiz şeyin, bir anda bireysel ya da devletler bazında iradenin ötesine geçip, adanın kuzeyini de güneyini de ne kadar edilgen bir konuma itebildiğini de.

Üstelik birçok öngörünün aksine İran’ın öyle iki günde pes edip çökeceği varsayımı da şimdilik boşa düşmüş görünüyor. Demek ki bölgesel güç dengeleri, sosyal medyada yazıldığı gibi iki cümlelik özgüvenle çözülmüyormuş. Demek ki mesele sanıldığı kadar düz değilmiş.

Herkesin bir anda uzman kesildiği, hatta bölgenin güç dengelerini, İran’ın iç siyasi ve askeri dinamiklerini, vekil ağlarını, caydırıcılık stratejilerini bilmeden hamasi nutuklar atıldığı bu günlerde insanların en temel ihtiyacı güvende olduğunu bilmek. Ancak buna rağmen bağlamdan kopuk yorumlar, eksik bilgiler ve neredeyse temenniye dayalı analizler havalarda uçuşuyor.

Oysa duymak istediğimiz hamaset değil, işletilecek prosedür.

 

On iki gün süren son çatışma döneminde sığınakları konuşuyorduk. Aradan geçen zamanda bu başlıkta somut olarak ne yapıldı? Kuzeyde olası bir kötü senaryoda sivil protokol nedir? Sirenler bizim için de çalmaya başlarsa hangi kuruma, hangi talimata, hangi hiyerarşiye göre hareket edeceğiz? Zira daha önce de pek çok kez konuştuğumuz ve belli ki bir arpa boyu yol kat edemediğimiz gibi, kriz anında ihtiyaç duyulan şey soyut kavramlar ve hamaset değil; açık, şeffaf ve erişilebilir bir sivil savunma planıdır.

“Dijital egemenlik”, “stratejik derinlik”, “çok kutuplu dünya” gibi konuları bir ara tartışırız ama önce şunu netleştirelim: Siren çalarsa biz kimi arıyoruz?