Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sır mıydı Kudret Bey?

 

“Bu sabah parti kuruyor olduğumu basından öğrendim!!! Daha önce de açıklamıştım: Bundan böyle yürünecek olan yolun ne olacağını, talebin de, ihtiyacın da, potansiyelin de sağlıklı şekilde belirlenmesi ertesinde kararlaştırmak gerekir. Bu nedenle önceden sözünü ettiğim istişarelere bir süredir başladık. Çok farklı kesimlerle toplantılar yapıp, bölge ziyaretleri gerçekleştireceğiz ve ona göre karar vereceğiz. Ancak bu aşamada bildiğim net bir şey var: Vatandaşların beklentisi YENİ bir yolun YENİ yüzlerle, yeni siyaset anlayışına sahip olan isimlerle yürünmesidir. Günün sonunda vereceğim karar ne isterse olsun halkın bu beklentisine ters bir şey yapmayacağımı şimdiden herkesin bilmesini isterim…”
Bu cümleler, Kudret Özersay’a ait…
Kritik cümle hangisi biliyor musunuz?
“Bu sabah parti kuruyor olduğumu basından öğrendim!!!”
Kudret Özersay ne yapacağına karar vermedi ama Havadis Gazetesi, kendisinden önce Kudret hoca adına karar verdi…
Bu mudur?
Bu değildir elbette…
Havadis Gazetesi olarak;
Lapta Belediye Başkanı Fuat Namsoy’un;
Çatalköy Belediye Başkanı Mehmet Hulusioğlu’nun;
Elbette o kadar açık olmasa da Alsancak Belediye Başkanı Fırat Ataser’in;
Desteğini manşetine taşıyan tek gazete olduk.
Seçime 24 saat kala…
“EROĞLU’NA DESTEK YOK” manşetini attık…
“Kudret’in propaganda ekibi” yakıştırmasını da o gün bize yapanlar çok oldu.
Haberdi bizim için.
Biz gazeteciyiz…

Bugüne ne değişti?
Peki…
Lapta Belediye Başkanı Fuat Namsoy’un;
O gün o desteği verirken, UBP’den koptuğu da aşikar değil mi?
Başka bir soru…
Havadis Gazetesi olarak, “Yahu bu Fuat namsoy, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda Kudret Özersay’a destek verdi, ikinci turda ne yapacak?” diye, merak hakkımız yok mu?
Ettik, aradık, sorduk…
“Eroğlu’na desteğim gene yok” demedi…
“Seçmenimiz serbest” dedi…
Yani Eroğlu’na destek vermedi.
Peki, seçim bitti.
Bir gazeteci olarak, Namsoy’un “UBP ile ilişkilerini merak etmemiz” gerekmiyor mu?
Aradık…
Ulaşamadık…
Numarayı gördü, döndü…
“Ne yapacaksın?” başkan sorusuna özet bir cevap verdi:
“Yeni bir yol yürüyeceğim. Bu yolu da Kudret Özersay ile birlikte yürüyeceğim…”
Cevabı sadece bu kadar…

Bizim aklımız yok mu?
“Yeni bir yol yürüyeceğim. Bu yolu da Kudret Özersay ile birlikte yürüyeceğim…”
Cevap bu kadar.
Gerisi Havadis’in yorumu…
Yani yeni parti kurulacağı…
Özersay’ın buna “yeni bir yol” dediği…
Hepsi, Özersay’ın sosyal paylaşımlarından anlaşılıyor.
Bunları birleştirecek kadar, siyasi yaklaşımımız ve bilgimiz, aklımız var herhalde…

Üzüldüm…
Dönelim en başa…
“Bu sabah parti kuruyor olduğumu basından öğrendim!!!”
Demek ki Kudret hocanın, parti niyeti yok Havadis’ten öğrendi.
Bunu bir kenara not edeyim…
Bal gibi de parti kuracağı ortada.
Bir gizem katmak isteyebilir…
Ne bileyim, köy köy gezerek, önce halka teşekkür edip, oralardan bir ateş yakmak isteyebilir.
Etkili bir basın toplantısı ile bunu açıklamak isteyebilir.
Bir PR çalışması yapmak isteyebilir.
Ama ben “siyasi memuru” değilim ki Kudret hocanın…
Gazeteciyim.
Benim işim haber vermek.
Bizim işimiz haber vermek.
Havadis, her siyasi ile ilgili haber veriyor.
Özersay ile ilgili de verecek.
Her siyasiye eleştirilerimiz var.
Özersay’ı da eleştireceğiz.

Niye gidildi o zaman?
Tek bir soru da sorma hakkım var sanırım.
Ancak bu aşamada bildiğim net bir şey var: Vatandaşların beklentisi YENİ bir yolun YENİ yüzlerle, yeni siyaset anlayışına sahip olan isimlerle yürünmesidir. Günün sonunda vereceğim karar ne isterse olsun Halkın bu beklentisine ters bir şey yapmayacağımı şimdiden herkesin bilmesini isterim…”
Bu cümle Fuat Namsoy’a, “Sen isteyebilirsin ama bu yolu senle yürümem” mesajı.
O zaman sorum şu:
“Madem Fuat Namsoy ile yürünecek yolunuz yoktu, Cumhurbaşkanlığı seçimine 24 saat kala, neden desteğini kabul ettiniz, bunun için Lapta’ya gittiniz?.. Namsoy, aynı Namsoy değil mi? Ne değişti?”
Cevabını merak ediyorum…

 

Siyasette frekans değişti

Artık, KKTC’de siyasetin frekansı değişti.
Kudret Özersay, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde, bu frekansın düzeyini belirledi.
Bunu doğru okuyan, doğru uygulayan, bu frekansla mücadele edecek.
Deniz bitti.
Seçmen farkında…
Siyasetçi de bunu fark edecek.
Akıncı da siyasetin frekansı ile oynadı.
Kıbrıs Türk siyasetinde artık eski yok…
Eski isimler olabilir.
Eski yöntemler olmayacak…

 

PM’nin neden suçu yok?

Cumhuriyetçi Türk Partisi, Parti Meclisi, “çoğunluğun kararı ile” sadece 14 Haziran’da başkan seçilmesine yönelik bir karar aldı.
Yanlış…
Özkan Yorgancıoğlu, “Bu bedeli ben öderim” diyebilir.
Bu onun, siyasi anlayışından, kültüründen ileri gelebilir.
Ama siyasette “kolektif akıl” ne olacak?
Hele CTP’de…
Sadece Özkan Yorgancıoğlu’na faturayı kesmek…
Yeni bir PM seçiminden neden korkuluyor ki?..
Delege, CTP’nin tabanı değil mi?..
Başkan suçlu…
MYK suçlu…
PM suçsuz mu?
Hayır, suçlu da aramıyorum da…
Siyasette eğer bir kültür oturacaksa…
CTP, tüm kurumları ile buna yardımcı olacak.
PM’nin “beni değişmeyin, başkanı değişin” tavrı, hoş olmadı…
Şık olmadı.
Yorgancıoğlu bunu hak etmiyor…
Ama CTP geleneği den buna uygun değil.
Şu anda tabanda başlayan ve “imza” aşamasına gelen “PM de seçilsin” çağrısı da, parti içi dinamiklerin “sağlıklı” çalıştığının bir göstergesidir.
14 Haziran kurultayı, öyle görünüyor ki, “Parti Meclisi” seçimli olacak.