Şimdilik Hoşca Kalın

26 Kasım 2017 Pazar | 13:04
Bedia Balses

Yayın hayatına girdiği 2009 yılından itibaren her Pazar yazdığım Havadis Gazetesi’ne biraz ara veriyorum.  Bir başka deneyim yaşamak için çıktığım bu yolculukta bana zor gelen bir ara.  Şiirlerimin, öykülerimin halkla ilk buluşma yeri olan Havadis Gazetesi hiçbir yazıma  hiçbir konuda müdahale etmeyen,  isteklerimde her zaman büyük bir hassasiyetle davranan kocaman bir aile.

Bir seçim yolculuğuna çıkıyorum. Hiç reklama girmeden seçilmek/seçilememek üzerine birkaç söz yazmak istedim, birkaç haftalık deneyimde bile çok şey yaşayan birisi olarak.  Bu kararıma sevinen dostlarımın bazı yorumları geldi aklıma : Allah utandırmasın! Diyenler…

Elbetteki çok güzel bir temenni. Hepimizin istediği, arzu ettiği de bu. İnsan neden utanır sizce? Seçime katılınca kaybetmekten mi? Koskocaman ülkenin karar vereceği, farklı dengelerin, farklı kuralların olduğu bir seçime girmekle her şeyi göze alan ama bilemeyen ben şunu düşündüm: İnsanın utanç duyacağı şeyler benim için seçim kaybetmek değildir.  Çalmak, çırpmak, taciz, tecavüz, haksız kazanç, birinin önünü kesmek, birilerinin başarısına engel olmak, haksız kazanmak (seçim bile olsa), hile yapmak, para gücü kullanarak seçilmektir utanç duymak mesela.  Ben hayatım boyunca bunlarla mücadele eden bir insanım. Benim için kazanmak ya da kaybetmek kelime anlamları dışında başka anlamlar da taşır. Ülkenin gerçek yüzünü görmek, insanların beklentilerini, kırıldıkları yerleri, partilerin uzun yıllar boyunca açtıkları yaraları, dostluğu, vefayı, vefasızlığı, namussuzluğu,inancı, güvensizliği iç içe yaşadığım,  açık ve net bir şekilde gördüğüm bir zaman dilimi bu.

Başarılı olmak ama neye kime göre? Sevilme, tiklenmek, tercih edilmek… Hangi değer yargıları taşıyarak ve hangi anlam yüklenerek. Hangi terazi ile?

Ben kendi bölgemde ilkleri yaşamaya alışkınım. Birileri deneyince diğerinin işi daha kolay olur. Birkaç adım ileride başlar. Ben hep bunu yaşadım. Cesaretle kendi sorularımın peşine düştüm. Kendi cevaplarımı almak için.

Söz söyleme, iş yapma yeri sadece meclis midir?

Bazı entelektüel arkadaşlarımın alaylı yanıtları. Ben Bedia, doğdum doğalı sivil toplum örgütleri içinde çalışan, kuran, bunlarla varolan. Ben, hep bu ülkede söyleyecek sözü olan, sayısız gazete, dergide yazısı, şiiri çıkan. Son 15 yıl her hafta sayfalar hazırlayan, yaza yaza bitmeyen ben, söyleyecek sözümün sadece meclis olduğu sorularına güler geçerim. İkinci kitabım çıkıyor bugünlerde. Devamı olacak ömrüm yeterse. Ne olursa olsun her zaman söyleyecek sözüm, yapacak işim olacak bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Hem de satılmadan, yenilsem de sürünmeden, seçim sonucu kazansam da değişmeyen birisi olarak.

Erkek dünyasının içinde, erkek egemen kuralları ile mücadele ederek , biraz ürkek, biraz çekingen ama güçle, direngenlikle, insanca mücadelemi sürdürerek. Kimsenin üzerine basmadan, kimseyi aldatmadan.

Seçime katılmak biraz da ülkenin arka mahallelerini görmek gibidir. Başka kapılar açılır, başka beklentiler gelişir, başka duruşlar ortaya çıkar. Her şeye rağmen seçilmek,  ya da oyunu belli bir çıkar karşılığında vermek siyastetin bir kuralı olduğu için bizde “pis siyaset, kirlenmiş ortam” ortaya çıkıyor. Her iki taraf da aslında aynı duruşu sergiliyor. Çıkar için pazarlamak, pazarlanmak.

Bu davranışlar utanç olmaz da herhangi bir olası durumda kaybetmek utanç mıdır? Gülerim. Ben hayat boyu bir yola çıkarken tüm sonuçları hesaplayarak yola çıkarım. Hepsini de karşılayacak gücüm vardır.  Şu anda kendimin ve çevremin yaşadığı güzel ortam, dostluk, destek umarım ki hep sürer. Benim gibi yeni yüzler, yani acemiler bu pis ve kokuşmuş siyasetin içerisinde kirlenmeden halk insanını temsil eder. Bunu kimse yabana atmasın.

Köylerdeki insanlar yıllarca ihmal edilmiş. Halk seçim zamanı hatırlanmaktan usanmış. Sahte yüzler, sahte yeminler, sahte sözlerden bıkmış.

Yeni, temiz umutlara yelken açmak, denemek, sorularımın peşine düşmek, bir başka platformda çalışmak ve mücadele etmek için şimdilik biraz izin istiyorum dostlar. Yeni şiirler, yeni yazılar yazılacak. O vakte kadar hoşça kalın…