Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Şimdi o bahçeler de yok

Böyle bir yaz mevsimiydi.

Şimdiki gibi polis, memur ve her çalışan tatilini yaz aylarına göre ayarlardı.
Yurt dışı tatilleri yoktu.
Ne Avrupa ne de Uzakdoğu tatilleri vardı hesapta.

68 yılı olmalı,
Kapılar açıldığında, ahali de açılmıştı.
Karpuz mevsimiydi ve deniz kenarlarında karpuz hellim sefası yapmamak düşünülemezdi.

Deniz kenarlarına çadırlar kurulurdu.
Lapta, altı ve altı buçuk mil, bir de üç mil denilen deniz kenarındaki bölgeler en çok rağbet edilen yerlerdi.
Herkes çadırını ve gerekli ekipmanını önceden hazırlar, istediği yeri mekan edinirdi.

Denizler de kıyılar da halkındı…

Yıl 68’di, kapılar yeni açılmıştı.
Çok çekmişti ve daha çekeceği vardı muhterem cemaatimizin…
Afrodit yüzünden ada “Aşk Adası” olarak anılıyordu ama her tarafından yüzlerce yıl kan akmıştı.

Karpuz ve hellim şimdiki gibi vazgeçilmezdi.
Ve hatta kurulan çadırların bir köşesine karpuz yığılırdı.
Galiflerde herkesin kendi yemeğini getirmesi serbestti.
Bu çerçevede geniş masalar kurulur,
Ma aile etrafına geçilir bir güzel ziyafet çekilirdi.
Biralar, kolalar galiften tedarik edilirdi.

Herkesin ufku, denizin ufkundan ötesine geçmezdi…

Halbuki bu adanın her köşesinde gizli çığlıklar vardı.
Hatta şu olay bile olmuştu:
1400’lü yılların başında Kıbrıs’a saldıran Araplar Lefkoşa’dan çekilirken, anaların kucağındaki emzikteki bebeleri alıp, ta Tuzla’ya gitsinler onları çalılıklara atıp taşlayarak öldürmüşlerdi…

11 yıl kapalı dönem yaşamıştı insanlar.
Yetmişli yıllara doğru kapılar açıldığında, Lefkoşalılar Girne ve çevresine giderken, yurt dışı seyahat yapar gibiydiler.
Eski Girne yolu neşe ile tutulur, yaz aylarında on beş gün deniz kenarında çadırlarda vakit geçirmenin heyecanı yaşanırdı.

Bir yanı kan revan, bir yanı bahar bahçe gibiydi memleketin.
Tarihinde de hep böyle olmuştur.

Yine Arap saldırılarında Limasol Kalesi’nin komutanı esir alınıp Mısıra götürüldüğünde, iyi bir savaşçı olduğu için Sultan’a kahraman olarak sunulmuş.
Sultan da eğer İsa’nın dininden vazgeçip Müslüman olması halinde onu büyük bir komutan yapacağı vaadinde bulunmuş.
Ama cesur asker bunu kabul etmediği için vücudu iki parçaya ayrılmıştı.

Zorla fikir veya inanç değiştirmeye zorlanmak her dönemde mevcuttu.
Yakın geçmişte de bir dönem insanlar baskı altına alınıyor, liderliğin görüşleri benimsenmezse ortadan kaldırılacakları yolunda tehditler yağıyordu,
Ki yapılmıştı da…

Kimi zaman Kıbrıslı bir Lüzinyan inançları doğrultusunda ortadan kaldırılmış, kimi zaman Kıbrıslı bir Türk veya Rum.

Galiflerde hayat neşe içinde geçerdi.
Ve denizler kadar kıyılar da halkındı.
O kadar acı içinde yine de bir tarafı bahar bahçeydi memleketin.
Şimdi o bahçeler de yok…