Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

“Şifa’yı görünca diğer sevgililerimi unuttum”

Bu hafta Havadis sayfalarını yaşam hikayeleriyle renklendiren Şifa-Salih Alaminyolu çiftine öncelikle “Bir Yastıkta 50 Yıl” ekibi olarak bir yastıkta yaşlanmalarını diliyoruz. Şifa Teyzemiz 1942, Salih Dayımız ise 1939 ikisi de Larnaka kazasına bağlı Alaminyo köyünde doğmuş. Değirmenlik’te yaşamını sürdüren 54 yıllık evli Şifa Alaminyolu, hayatını çalışmaya, çocuklarına ve eşine adamış. Salih Alaminyolu ise çapkın bir delikanlı, köyün takım komutanı ve eşinin ve çocuklarının bir dediğini iki etmeyen bir kişi. İyi ve kötü günde hep birlikte olan Alaminyolu çiftine, ömür boyu mutluluklar diliyoruz…

Ali Atamer: Köyünüz hakkında kısa bilgi alabilir miyiz?

Ş.A: Mennoya, Geçitkale, Aytotoro köylerine yakındı. Bahçecilik yapardık. Ama Çoban gızıydık.
S.A: Duyduğumuza göre bizim köyün adı eskiden Ali Eminoğluydu. Ama yıllar geçtikçe Alaminyo galdı. Köyümüzde ağa olan Hacı Mustafa’nın bir çiftliği vardı. Bizim köyümüze Konya Karaman bölgesinden gelip yerleştiler. Bu Hacı Mustafa Ordan geldi gurdu köyü. Hacı Mustafa ‘’Öşür’’ yani vergiyi Türkiye’ye gönderen adamdı.

Ali Atamer: Haliyle yüzyıllar boyu birçok medeniyet geldi geçti Kıbrıs Adası’ndan. Onların izlerini hala daha görüyor musunuz?

S.A: Tabii birçok bildiğimiz eski isimler, yemek çeşitleri ya Fransız ya Lüzinyan ya da başka bir medeniyetin kalıntılarıdır. Bunları doğru bilmek lazımdır. Rumlarla çoğu kültürümüz benzer. Harmanda, ovada, davar beklerkan, yemek bişirirkan hep beraberdik. Nasıl benzemesin kültürümüz.

Ali Atamer: Gelelim Alaminyo’da geçen yaşam hikayene…

S.A: Hayatım dolu geçti. İhtiyarda para vardı gezmeyi de severdim. Biraz da çapkınlık vardı. Fırsat bulsam Şifa teyzenize rağmen şimdi da yaparım çapkınlık.

Ali Atamer: Çapkın bir delikanlı nasıl evlenmeye karar verdi?

S.A: Halamınan eniştem istedi Şifa’yı, ben da başladım ağlamaya çünkü benim gözüm dışardaydı
Ş.A: Aklı fikri açık saçık gızlardaydı.
S.A: Ben tanımazdım Şifa’yı. Rahmetli babası çok zalimdi. Önüne geleni döverdi. Nenesi da istemezdi benim için ‘’Hoppa’’ derdi herkese. Halamınan eniştem dedi bunun ailesine ne isterseniz alacayık yapacayık ev ise ev paraysa para. Ama ben görünca Şifa’yı diğer sevgililerimi unuttum. Ben 16, Şifa 13 yaşında daha çocuktuk.
Ş.A: Bilmezdim ki çapkın olduğunu. Sadece bilirim gelecekler barmağına yüzük ölçüsü alsınlar. Şişman Fatma’nın oğluynan evlenecen dediler bana. Hiçbirşeyden haberim yok. Hemenden nişan yaptık. Ben o kadar bir küçüktüm Salihden korkardım gideyim yanıma. 3 sene galdık nişanlı.

Ali Atamer: Salih dayıcığım nişanlılık evrelerinde gezme alışkanlıklarından vazgeçebildin mi?

S.A: Hala daha vazgeçmedim. İlkokulda bile sevgilim vardı kızları tutar öperdim. Eskiden çapkınlık anlayışı gülme ve bakışmadan ibaretti. Ama şimdi değişti.
Ş.A: Madem beni sever sayardı açıkta bırakmadı nestersa yapsın.
S.A: Ben özgürüm.

Ali Atamer: Şifa teyzeciğim birbirinize alışma dönemi ne kadar sürdü?

Ş.A: Görürkandan gendini yanar gavrılırdım. 6 ay sonra tutuşduk birbirimize.
S.A: Benim ateşime dayanabilir miydi? Bir gün Şifa’nın anası goyun makasıynan tuttu kesti bizimkinin saçını. Bir baktım erkek gibi garı oldu. Verdim gendine yüzüğü hade git dedim kısa saçlı gadın istemem.
Ş.A: Ama sonra geldi hade barışalım dedi da eniştem atacak beni evden barışmazsak. Ben da inat etmedim el ele tutuştuk barıştık.

Ali Atamer: Düğününüz Kıbrıs düğün gelenek göreneklerine göre mi oldu?

S.A: İki dünür garar verdi ağustosta düğün var diye. Eşyalar alındı davetiyeler dağıtıldı. Rum’u Türk’ü bütün köylü düğün evine yağ, badadez, bulgur herkse göynünden ne koparsa getirirdi. 1 hafta düğün oldu. 40 tane goyun bazladık. Gelin gecede 1 tane elbise geyecekti. Kına gecesi olurdu. Sele’nin içerisine çörek hellim yemişler gorlardı. Gavede Borodos, defteros çiftetelli ve arabiyeler oynanırdı. Kemanecilerin elinde gaveci tepsisiynan para toplarlardı. Sağdıçlar gollarına gırmızı mandil bağlarlardı. Gumbaro dediğim sağdıçlar güveyinin yardımcısıydı.
Ş.A: Pazartesi düğün başlardı. Gadınlar toplanır yorganlar gaplanırdı. Hep çalgıynan oldu bunlar. Yorganları gaplayacağımız akşam pembe kına gecesinde siyah gelinlik geydik. Ertesi gün gelin damadın evine giderdi. Geyen o gün beyaz gelinlik guşatma olur. Köy meydanında davul zurnaynan gezerdin. Ertesi gün paça ve yüz yastığı vardı. Küçük bir yastıcık dikerlerdi ve Davul zurna giderlerdi harmanlara. Yüz yastığını daha önceden alana 5 şilin verirlerdi. Ondan sonra Paça yani Mübareki olurdu. Davul zurna kapıya dayanır alırlar güveyiyi ve bütün yaşlıların elini öper macun ağırlanırdı. O gün bütün masraf sağdıçlardandı. 5-6 tane değirmen daşı, demir gazanlar toplanır Herseler bişerdi. Urumu Türkü yedi o dövmeden. Biz Glazner vardı orda çektik fotoğrafı. Düğünde gurşinilerdi davul zurnacı ve kemaneci.

Ali Atamer: Salih dayıcığım sohbetimizin başında köyün takım komutanı olduğunu söyledin. Anılarını paylaşır mısın?

S.A: Köyümde avaracıydım. Bütün gün top oynardım. Birisi dedi bana bir gün yarın bir yeşil araba gelecek ve onun içinde konuşacayık. Benim aklıma geldi ki transfer olacam Lefkoşadaki başka takıma. Neysa geldi araba bağladılar gözümü bre noluyoruk be dedim. Benim aklıma geldi o vakıt incittiğim kızların ya abisi ya da babası dövecekler beni. Meğerlim iş teşkilat işiymiş. Gendimi TMT’nin içinde buldum. Bugün dahi yeminliyik. 1974’de binlerce Rum askeri geldi köyüme. Bana silahların ve askerin sorumluluğu verildiydi. 20 tane şehit verdik ama silahları Rumlara vermedik.
Ş.A: Hiç bilmezdim naptığını. Mevzilerde olduğunu bilirdim. 63’e gadar olan zamanı bilmem. Çok ezgi çektik. 74’de göçmen olduk. 3 gün esir alındık. Dizdiler bizi duvara silahlar guruldu 5 tane çocuğumu sakladım arkama. Çok gorgular çektik.
S.A: Rumlar bizden gorkardı köyde Türk askeri olduğunu düşünürlerdi. Nöbete giderdik ama eve geri gelecek miydik düşünürdük. Bahçede çalışırkan bile bir haber geldiğinde köyü EOKACILAR basıyor hemen köye gider ne bulursak çapa kürekle savunurduk köyümüzü evimizi. Öyle Rum vardı ki çok iyi niyetliydi. Çok İyi ilişkiler vardı. Ama bu olaylardan sonra düşman olduk birbirimize.

Ali Atamer: Sizlerin anlatımıyla gelenek-göreneklerimizi ve savaş yıllarını dinledik. Halk bilimine yaptığını katkıdan dolayı içten teşekkürler…