Maraş’ın durumu ne olacak?
Bu soru kırk yıldır soruluyor.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri var.
Adaylara aynı soru soruluyor.
Beş yıl sonra bir seçim daha olacak.
Yine aynı soru sorulacak.
…
Keşke tartışmalar “sorun çözme” üzerinde olsa.
Bir sorun nasıl çözülür?
Belki de Maraş sorusundan önce bu soruya yanıt aranmalı…
…
Herhangi bir sorunu çözme konusunda beceriksiz olduğumuzu söylemek mümkündür.
Çünkü ispatını yapabileceğimiz tek şey budur.
…
1930-1948 yılları arasında Filistin Araplarına yüzlerce genç kadınımızı sattığımız bilinir.
Bu iş için simsarlar vardı.
Köy köy, kasaba kasaba gezip tozarlar, yoksul aileleri saptarlar ve kızları Filistin’den gelen Araplara satmak için çalışırlardı.
…
O dönem milliyetçi duygular ve Türkçülük yükselen bir trend göstermekte, memleketin ileri gelenleri ahaliyi örgütlemeye çalışmaktaydı.
Bunlar olurken, bir taraftan da kızlar Filistin Araplarına satılmakta ama kimseler kılını kıpırdatmamaktaydı.
…
Araplarda kadın satışı kara borsaya düştüğünden, yarım akıllı Arap ta Kıbrıs’a gelip kadın alıyordu.
Bizim yarım akıllılar da satıyordu.
…
Bu acıklı hikayeler 1948 yılına kadar sürmüştü ki, memlekette gazeteler de vardı, politikacılar da, Evkaf da, okul da, muallim de, hacı da hoca da…
Ama sorun bir türlü bunların gündemine gelememiş, gelmişse bile kulak tıkanmıştı.
…
Diyeceğim, böylesine dramatik ve insani bir sorunu bile çözümsüz bırakmış, kızlar satılmaya devam etmiş, mesele İsrail’in Filistin topraklarında kurulması ile kendiliğinden son bulmuştu.
…
Yani, kendi kendimize yarattığımız ve sadece bizi ilgilendiren dramatik bir konuyu bile ellemeye yönelik irade gösterilememişti.
…
Konu ile ilgili ne alakası var denecek ama köklerimiz oraya uzanıyor.
…
Peki,
Tarihteki talihsiz olayları bırakalım.
Çeken çekmiş, bir neslin kızları harap olup gitmiş.
Ve zaten koşullar çok değilmiş…
…
Bak,
Sanki insanlar denizlere girebiliyor mu?
Sahiller parsellenmiş, ona buna peşkeş çekilmiş durumda.
Hepsi yetkili yerlerden gelip geçti.
Sorun,
Karşıydınız da engel neydi?
…
Gazeteci adaylara soruyor?
Maraş konusunda ne düşünüyorsunuz?
Cevap:
Şey yani, parça parça… Aslında bütünlüklü… Bana kalsa şey yani…
…
Bizim irademizle olacak sorular sorulsa:
Küçük meseleler:
-Kutlu Doğum Haftası konusunda ne düşünüyorsunuz?
-Mum yakmak İslam’a göre adetimiz değilmiş. Görüşünüz nedir? Siz hiç mum yaktınız mı?
-Siz de geldiğinizde çorba çeşmesi orada kalacak mı? Hiç o çeşmeden çorba içtiniz mi? O çorba Ezo Gelin çorbası mı?
…
Bak gör,
İstenilen irade yine ortaya konulamayacak…
…
Şey yani…
































