Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

SESSİZLİĞİN ARDINDA NE VAR

Rum basınını yakından takip eden biri olarak, özellikle Kıbrıs konusunda Rumların büyük bir tartışma içinde olduklarını görüyorum.

Rumlar kendi aralarında özellikle geçmişte yapılan BM görüşmeleri ve planlarının ret edilmesiyle, hiç birşey kazanmadıklarını, bu politikaların artık izlenmemesi gerektiğini tartışıyorlar.

Kuzey’e gelince: Anlaşılamayan yoğun bir sessizlik her tarafı kaplamış.

BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Cuellar Ocak ayında adaya geliyor. Türkiye ve Yunanistan yakınlaşmaları ilerletilmiş, Türkiye Gazze olayları için, ULUSLAR ARASI DESTEK almak için,  DÜNYA BARIŞI için, öncü bir rol üstlenmiş. Kuzey’de ise ne Gazze ne de Kıbrıs konusunda doğru dürüst bir ses yok.

İktidar kanadının statükoyu korumak istediği için, bu konulardan kaçındığını anlamak mümkündür. Ancak anlaşılamayan, muhalefet partisinin ve sivil toplum kuruluşlarının bu konuda tek söz söylememeleri.

Oysa kitleler , ekonomik zorluklar nedeniyle alabildiğine bunalmış durumda.  Ekonomik mücadele eden sendikalarının ve sivil toplum kuruluşlarının bu mücadelelerle kazanımlarının ise, çok kısa bir zaman içerisinde eridiklerini artık herkes kabullendi.

Bu Kabullenmenin sonucu olarak kitlelerde, STATÜKONUN DEĞİŞİMİNİN ŞART OLDUĞU düşüncesi tek kurtuluş olarak gün geçtikçe güçlenmektedir.

Bu sessizlik içerisinde Türkiye Basınında da Kıbrıs ve Rüşvet olayları, Yahudilere ve diğer yabancı ulusların bireylerine  satılan mallar gündem olmaya başladı.

Türkiye halkı eskiden Kuzey Kıbrıs’a sempati ile bakarken, bu bakış açısının yerinde artık yeller esiyor.

Kuzey Kıbrıs, KUMARHANELER, GAZİNOLAR, Kadın ticareti, uyuşturucu mafyaları, Yüksek öğretim için adaya gönderilen öğrencilerin KUMAR VE UYUŞTURUCU tuzağına düşürüldüğü yer olarak geçmektedir.

Her yılbaşı döneminde Türkiye’nin kalburüstü sanatçılarının Kıbrıs’ta yüksek ücretlerle sahne almaları, gerçekte Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye’deki itibarını alabildiğine düşürmektedir.

Geçmiş yıllarda, Kıbrıs Üniversitelerindeki öğrenci sayıları 110 Bin üzerindeyken, şimdi bu rakamın 70 Binin altına düştüğü söylenmektedir.

Kaldı ki, buraya okumak için gönderilenlerin içinden, özellikle Afrika kökenlilerin büyük bir kısmının, öğrencilik dışında her alanda faaliyet gösterdikleri herkesin kabul ettiği bir gerçekliktir.

Eskiden insanların kapılarını kapatmadan uyudukları, dükkanların açık bırakılarak sahiplerinin eve gidip geldikleri  Kıbrıs adası, bugünlerde ,DÖVİZ BÜROLARININ soyulurken, sahiplerinin öldürüldükleri ada olarak anılmaktadır.

Hayatın hangi alanından bakarsanız bakınız, olumlu bir şeyler görmek artık mümkün değildir.

Hapishaneler tamamen dolu olduğu için, oteller kiralanmakta ve tutuklular buralarda tutulmaktadırlar.

Mahkemeler, borçlu insanların yargılanmalarının beklendiği dosyalarla doludur.

İnsanlar artık, neleri varsa satma peşindedirler. Kendilerine verilen tarım alanları da dahil, her şey adım adım ya yabancıların ya da çok zengin iş adamlarının eline geçmektedir.

Etrafımızdaki yoğun sessizlik, kopacak olan  toplumsal fırtına için enerji biriktirmektedir.

Toplumsal çaresizlik, depremden daha büyük patlamalara yol açacak enerji birikmesinden başka bir şey değildir.