KıbrısKöşe Yazarları

SERDAR DENKTAŞ’TAN KIBRIS AÇILIMI


Sadece ben değil herkes şaşırmıştı.
Serdar Denktaş Demokrat Parti Genel Başkanlığı’ndan ayrılmış ve üstüne üstlük cumhurbaşkanlığına da aday olmayacağını söylüyordu.
İnanmadım.
Oğlunun ofis olarak kullandığı binada buluştuk.
Karşımda yorgun ve çokça da yılmış bir Serdar Denktaş vardı.
Bir yanda babasının adını yaşatma gibi ağır bir yükü omuzlarında taşıyor, diğer yanda da bununla ilgili yaptıklarından dolayı siyasi olarak linç ediliyordu.
Rauf Denktaş Üniversitesi için yaptıklarından dolayı sadece kendisi değil dörtlü koalisyon hükümeti de linç edilmişti.
HP, Serdar Denktaş’ı ve DP’yi gerekçe göstererek “bir kahve bile içmem” dediği UBP ile önce gizli gizli flört etmiş sonra da bir gece yarısı operasyonu ile nikah kıymıştı.
Dörtlü hükümetin bozulmasının sorumluluğu da Serdar Denktaş’ın omuzlarına yüklenmişti.
Sadece bununla da kalınmamış babalarının adına sahip çıkmaya çalışan ailesi de mağdur edilmişti.
Rauf Denktaş’ın anıt mezarı bir türlü bitirilmiyor, siyasetten uzak durması gereken bir bilim yuvası olan Rauf Denktaş Üniversitesi her türlü siyasi çekişmenin öznesi yapılıyordu.
Enteresandır bir zamanlar bu topraklarda gücü ve hakimiyeti ifade eden Denktaş soy ismi yeni zamanlarda nerdeyse lanetli bir şekle sokulmaya çalışılıyordu.
Bu bir operasyondu.
Bir ucu deniz aşırı çetelerin organize ettiği, diğer ucu eskiden rahmetli Denktaş’ın yanında çıraklık yapanların icra ettiği pis bir operasyon.
Sanırım Serdar Denktaş tüm bunlardan negatif etkilenmiş ve “daha fazla zarar vermemek” için kendi köşesine çekilmeye karar vermişti.

***

İkindi saatlerinde telefonda görüştük.
“Hade hayırlı olsun, aday oluyorsun” dedim.
“Perşembe saat 10:00’da basın toplantım var, mutlaka gelmeni istiyorum” diye yanıtladı.
Şüphesiz bu basın toplantısında yer alacağım.
Serdar Denktaş’ın aday olmasını da seçim süreci açısından pozitif olarak değerlendiriyorum.
Kıbrıs sorununda ezber bozacak açılımlar yapacakmış.
Dinleyip, öğreneceğiz.
Ama bu tüm adayların kulağına küpe olsun.
Şükür ki cumhurbaşkanlığı dünya tarafından kabul edilen ve muhatap alınan son kalemizdir.
Diyesim odur ki öyle agresif tavırlarla, iç politika malzemeleri ile, covid kavgalarıyla kazanılacak bir seçim değildir.
Adaylar, Kıbrıs sorunuyla ilgili eteklerindeki taşları dökmek zorundadırlar.
Çünkü o makam hayatımızın sorunu olan Kıbrıs ile ilgilidir.
Seçim davulları çalmaya başlayınca başka herşey teferruat olur…


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı