Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
EkonomiKıbrısKöşe Yazarları

Senyoraj geliri ve kripto paralar

mahmut sezinler

Zamanında lordlar ya da senyörler kendi adlarına para basarlardı. Böyle bir hakları vardı. Bu paraların elbette bir değeri vardı üzerinde yazılan, bir de gerçek değeri vardı.

Bu iki değer arasında ki fark bu lordlara ya da senyörlere kalırdı. Bu yüzden bu tür gelirlere senyoraj geliri adı veriliyordu. Tıpkı şimdi tartıştığımız ve Türk Lirasının üzerinde yazan değeri ile gerçek değerinin arasında ki fark gibi.

Senyoraj paranın üzerinde yazılı olan değeri ile gerçek değeri arasında ki farktır. Zamanında yani orta çağdan gelen bu literatürel kelime bizim çok yakinen tanıdığımız bir tanım. Orta çağda lordlara kalan senyoraj şimdiler de ise para basma yetkisi Merkez Bankalarına verildiği için Merkez Bankalarına kalıyor.

Yirmibirinci Yüzyılda (yani çağımızda) ulusal paralar dışında kriptografi teknolojisini kullanarak sanal kripto paralar ortaya çıktı.

Her ne kadar adında para ifadesi olsa da aslında para olarak kabul edilmiyor. Paranın üç işlevinden ikisini yani alış verişte kullanılamıyor ve değer ölçüsü işlevini yapmıyor.

Buna karşın senyoraj geliri sağlıyor. Bu senyoraj geliri kime kalıyor? Kripto parayı çıkaranlara. Tıpkı Trump’ın başkan olduktan sonra çıkarttığı Trump Coin’den sağlamış olduğu servet gibi.

Trump’ın sağlamış olduğu bu senyoraj gelirinin hiçbir etik tarafı yok. Fakat kimse bu durumu sorgulamıyor. Önceleri yani çağımızdan önce bu gibi etik ve ahlaki davranışlar sorgulanır oluyordu.

Şimdilerde ise kimse sorgulamıyor. Nedeni ise çok basit bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışı yanında Trump’ın yapmış olduğu gibi etik ve ahlak dışı davranışlar kapitalizmin bel kemiği olmuş.

Çağımızdan yani Yirmibirinci Yüyıl’dan önce, soğuk savaş döneminde bile her şey çok daha etik, çok daha sorgulanır ve çok daha ahlaki bir dönemdi.