Senin yüzünden!

25 Eylül 2018 Salı | 10:45
Ahmet Okan

Belki de üç dört nesil Ahmet Gürses’in sesi ile büyümüştür…

(Ve bir o kadar da onun eşliğinde son yolculuğuna uğurlanmıştır.)

Ayasofya Camisinden beş vakit çıkan o ses, Lefkoşa’nın ara sokaklarına yayılırdı, ve doğrusu sanki sıradan bir ses değil tekmil sokaklara huzur yağardı beklenen yağmurlar niyetine…

O ses işitilince kahvelerde, iş yerlerinde, dairelerde, okullarda ayak ayak üstüne olanlar hemen ayaklarını indirirlerdi ta ki o ses bitene kadar…

Belki kimse dini bütün falan değildi,

Belki camiye gitmez bayramdan bayrama giderdi,

Fakat içten bir saygı vardı, böyle bilir, böyle davranır, böyle yaşardı…

Kıbrıs Türkü dine şekil vermemişti; siyasallaştırmamıştı ve tarikatlara da bölünmemişti bu yüzden…

Eski kadınlar başörtüsü takarlardı ama mini etekli torunlarına karşı hoşgörülüydüler; karışmazlardı, zorlamazlar, mızmızlanmazlardı, tam aksine yeni nesillerin ilimle, bilimle uğraşmaları, yeni yaşam tarzlarına uyum göstermeleri onlar için bir gurur kaynağıydı…

Kim camiye giderse saygı içerisinde giderdi hatta dine inanmayanların bile bayramlarda camiye gitmeleri bir alışkanlıktı…

O zamanlar kimsenin camilerde okunan ezan sesinden rahatsızlık duyduğu ve bunun bir mesele haline geldiği ne işitilmiş ne görülmüştü…

Ve yine o zamanlar mahalle çocukları imamların emellerine kurban gitmez, kimsenin çocuğu camilere götürülmez; kursalar falan düzenlenmez; çocuklar çocukluklarını yaşardı…

Türkiye’de Menderes hükümetleri iktidarı ele alınca Türkçe okunan ezan tekrardan Arapça okunmaya başlanmıştı.

Halbuki Türkçe ezan heyecan yaratmış, anlaşılır hale gelmişti.

Kıbrıs, birçok baskıya ragmen Türkçe ezanı uzun yıllar okumaya devam etmiş ama sonuçta o baskılara boyun eğmek durumunda kalmıştı.

(Bugün oldu o baskıları aşan yok adada!)

Bir hocaya, imama saygı büyüktü.

Din işleri ile uğraşanlar toplumun içinden yetişen kimselerdiler ve bulundukları çevrelerde saygı görürlerdi.

Dini kendi emelleri için kulanan kimi tarikatlar da Kıbrıs’ta barınamazdı; bu konuda arşivler ortadadır ve çıkan sorunlar ve gürültüler de bilinmektedir…

Böyle geçip giderdi yıllar.

Ta ki dini siyasete bulaştıranlar güç elde edebilsinler.

Öyle ki bunu yapan imamlar sadece kendi yaşadıkları topraklardaki insanları din açısından şekillendirmekle kalmayıp, ellerini ta buralara kadar uzatmışlardır.

Ezanın Arapça okunmasına yönelik yapılan baskıların çok ötesinde, bir toplumun kültürünü başkalaştırmaya yönelik yayılmacılık hızla sürüyor.

Bu konuda Kıbrıslı Türkleri şekillendiremeyen imamlar, ne yazık ki bunu “truva atı” modeliyle uygulamaya çalışmakta, bazı kesimleri kullanmakta, bulmadığında da nüfus ihraç etmektedir!

Niyet nedir?

Bir gün gelince bir haklın karşısına başka bir halkı dikmek mi?

Böyle olunca,

Artık cami dendiğinde,

İmam dendiğinde,

Din dendiğinde başka şeyler akla geliyor.

Eskiden olduğu kadar camilerden yükselen seslere gösterilen saygı bile erozyona uğramış.

Din meselesi bir sorun olarak toplumun kucağına atılmıştır ki bugüne kadar böyle bir mesele yoktu…

Ahmet Gürses’in sesi eşliğinde yetişenler huzurluydu.

Günümüzde bu huzurdan uzaklaşılmışsa,

Her şey apaçık ortada.

Senin yüzündendir imam!