Herkesin aklında aynı soru. Türkiye’de ki seçimler. Sokaktaki vatandaş bile aynı şeyi düşünüyor. Seçimlere kadar hiçbir şey yapmayın. Seçimler olsun geçsin yine bakarız. Döviz alma veya bozma, borçlanma, ev alma, araba alma, yeni yatırım bile Türkiye’deki seçimlere havale edilmiş durumda. Hatta daha da ileriye giderek yeni istihdam bile seçimlere endekslenmiş. KKTC’de konut satışları eski seviyesinde değil, araba satışları da öyle. Bunun da ötesinde tüketim yani iç talepte düşük seyrediyor. Üretim verileri de bize aynı indikasyonu verirken net sabit sermaye yatırımları da yavaşlamış durumda. Bu ekonomik aktiviteler Türkiye’de de öyle. Üretim sanayinde gerileme görülüyor. Yani bekle gör politikası hakim. Küresel piyasalarda yaşanan durgunluk ve bunun sonucu talep eksikliği ile ABD Merkez Bankası FED’in faiz artırım zamanının yaklaşıyor olmasından dolayı piyasanın volatil olması durgunluğun sebeplerinden. Buna ek olarak Türkiye’de ki seçimler var. Türkiye’de daha önce yapılan seçimlerde seçim sonuçlarına göre beklentiler ve riskler oluşmamıştı. Haziran ayı genel seçimlerinde ise piyasa satın alabileceği bir sonucu bulmakta zorluk çekiyor. Tek başına iktidarda olan mevcut siyasi partinin seçimleri yine tek parti olarak kazansa bile bu partinin içine düştüğü güç dengeleri çatışması ve bunun yaratacağı güven azalması seçimler sonrasında bile bir politik risk olduğunu göstermektedir. Türkiye son yıllarda hiç yaşamadığı, ilk kez sonucunu tahmin edemediği ve seçim sonucunda oluşabilecek her senaryonun riskli olabileceği bir seçime gidiyor. Tüm bu riskli senaryoların yanında küresel durgunluk, ABD faiz artırım süreci, yükselen kurlar sayesinde piyasa durağana girmiş durumda. Bahsettiğim senaryo politik senaryodur. Bunun yanında Türkiye’nin büyük sorunu yüksek cari açık. Mart 2015 Türkiye’nin cari açığı rekora koştu. Mart 2015 döneminde 95 milyar dolar olan net cari açık, Türkiye’nin kur riskini de artırmaktadır. Bunun yanında doğrudan yatırımlardan kaynaklanan mart ayı net girişler bir önceki yılın aynı ayına göre 622 milyon dolar azaldı. Türkiye negatif şoklara karşı kırılgan bir ülke. Doların güçlenmesine ve sermaye akımlarında ki değişimlere karşı Türkiye savunma yapamıyor.
Seçimden sonra ne olur?
Piyasaların seçimlerde aradığı sonuç genelde aynıdır. Güçlü, istikrarlı, reformist, dengeleyici bir hükümet. Böyle hükümetler genelde tek parti hükümeti olur. Fakat Türkiye’de tek parti hükümeti iş başına gelse bile güven bunalımı bir süre daha devam eder. Başkanlık sistemi tartışmaları, AK Parti’nin iç güç dengeleri ekonomi üzerinde var olan sorunların uzun bir süre daha devam etmesine yol açar. Dolayısıyla her şeyi, yani dövizin artış hızını ve yukarıda sıraladığım diğer beklentileri seçim sonuçlarının hemen sonrasına bağlamak sanırım yine hayal kırıklığından başka bir sonuç getirmeyecek.
































