Seçim var, değişim yok

1 Temmuz 2018 Pazar | 10:27
Bekir Azgın
bekir azgın

Geçen hafta heyecanlı iki seçim yaşadık. Seçimler birbirinden heyecanlıydı çünkü, sonuçta, hiçbirinde hiçbir şey değişmedi. Herkes halinden memnun.

Her iki seçimde de insanların çoğunlukla güçlüden yana olduğunu ve iktidarda olanı tercih ettiğini gördük.

Tarihsel kabile reisine bağlılık ilkesinin genlerimize işlemiş olmasından mı, yoksa “iktidarda pişer bize de düşer” çıkarcılığından mı böyle olur anlamış değilim.

İmkânsızın peşinde koşan insanların her zaman takdir edilmedikleri malumunuzdur. Ancak ben bu insanlara hayran olmaktan kendimi alamıyorum.

Belki pek az insanımız farkındadır ama yerel seçimlerde adaylardan biri imkânsız gibi görünen bir işi başarmıştır. Birbirine 180 derece zıt olan veya öyle olduğu sanılan, iki partiyi bir araya getirebilmiştir.

Ahmet Sennaroğlu geçen seçimlerde CTP’den aday olmuş ve %54 küsur oyla belediye başkanı seçilmişti. Büyükkonuk köyünde iki ayrı Ahmet Sennaroğlu yoksa, son seçimlerde aynı Sennaroğlu UBP’den aday oldu ve %55 küsur oyla belediye başkanlığını kazanmıştır.

Bundan sonra yapılması gereken bir iş var: Bu iki parti bir araya gelsin ve Sn. Sennaroğlu’nu ömür boyu “Başkan” atasınlar. Böylece hem çağdaş trende ayak uydurmuş olurlar hem de seçim yapıp adamı ve muhaliflerini yormamış olurlar. Üstelik belediyenin bir sürü parası ve enerjisi tasarruf edilmiş olur.

1976 yılından beri yapılan seçimleri izliyorum. Bu seçimler gibisini ne gördüm ne duydum. Neredeyse bir taş bile yerinden oynamadı. Köylerin durumunu bildiğimi iddia edemem. Ama kentlerde yaşayan dostlarımız, tanıdıklarımız az değil.

Bu insanların büyük bir çoğunluğu ağızlarını her açtıklarında şikâyet edecek bir vesile bulurlar. Ya hükümetten ya da belediyeden yakınırlar. Hele de belediyelerden. Dört büyük belediyenin başkanlarının tümünün de seçimleri kaybedeceğini sanırdınız. İyi ki “bahis”lere meraklı değilim yoksa cebimdeki paranın tümünü kaybedecektim.

Millet, başka birçok yerde olduğu gibi dört büyük kentte belediye başkanı olan adayların dördünü de yeniden seçti. Bizim seçimler gelinin hikâyesine benzedi: “Hem ağlarım, hem giderim”.

Ülkenin en köklü partisi olan CTP’nin kentlerde esamesinin okunmaması ve sadece 10 köyde borusunun ötmesi, üzerinde düşünülmesi gereken bir başka konu. Onu da CTP’liler düşünsün.

Türkiye’deki seçimler de ahım şahım bir değişiklik getirmemiştir. Bana sorarsanız en büyük değişiklik şuydu: Epey zamandan beri yasa dışı olarak yürütülen tek adamlık sistemi yasallaştırılmış oldu. O kadar. Dün de tek adamdı, bugün de tek adam.

AKP oylarında bir miktar düşüş oldu. İlginçtir, Reis bunu hemen farketti ve yaptığı balkon konuşmasında bunu dile getirdi: “Milletin mesajını aldık. Gereğini yapacağız”.

Gereğini yapıp yapmayacağından emin değilim. Bundan sonra en büyük muhalifi Gandhi rolündeki Kılıçdaroğlu olmayacaktır. En güçlü muhalefet ekonomiden gelecektir. Faize veya enflasyona “Düş” deyince düşmüyor. Zart zurt ile insanlara istediğini yaptırabilirsin ama ekonomi zart zurt dinlemez. Kendi kuralları çerçevesinde işler. Biraz da dıştan dürtüklemelerle hızlanır veya yavaşlar.

Seçimleri kazanan kişi, milletin mesajını aldı da kaybeden aldı mı? Ne gezer. Demokratik bir ülkedeki demokrat bir partide seçimlerden sonra ne olurdu? Dokuz defa seçim kaybeden parti başkanı istifa eder ve partisinden 10 puan daha fazla oy alan kişi onun yerine geçerdi.

CHP’de tam tersi oldu. Yönetimin istifa etmesi gerektiğini söyleyen milletvekili partiden atılıyor. Bugün yarın Muharrem İnce’nin başını da yerlerse hiç şaşırmayın. Partinin zayıf yanlarını arayıp bulacaklarına kendi aralarında didişip duruyorlar.

Bu konuda, kanımca, en gerçekçi analizi Soner Yalçın yapmıştır: “Türkiye’de 31,963 mahalle, 18,229 köy vardır. CHP, bu mahalle ve köylerin kaçında teşkilât kurmuştur?” Urfa’da sandık görevlisi bulamadığı için CHP komşu illerden 500 görevli taşımış. Sonra da 1.1 milyon seçmeni bulunan ilden CHP’ye 30 bin dolayında oy çıkar. Çok bile.

Öte yandan Yılmaz Özdil CHP’deki durumları sarakaya alıyor. “Dokuz defa kaybetti, koltuğu bırakmıyor… ‘Koltuk sevdasına tutulanların bizim partide yeri yok’ diyor” başlıklı yazısında şöyle diyor:

“CHP’yi geri almadan Türkiye’yi geri alabilmek mümkün değildir.

“Bari asrın liderimize sesleneyim …

“Bak bunca senedir senden hiçbir şey istemedim.

“İlk defa bi şey rica ediyorum.

“Tek adam seçildin, hazır OHAL da kalkmamışken, ilk icraat olarak, gözünü seveyim, şunu görevden alıver, kırma beni.

“Kayyuma bile razıyız gari”.

Güleriz ağlanacak halimize.