Köşe Yazarları

Seçim sonuçlarının pek konuşulmayan yanları







Seçimler sonuçlandı, kazanan kazandı kaybeden kaybetti. Peki, bu seçimlerde göze çarpan ilginç hususlar nelerdi?




Son seçimler bize, açık ve seçik olarak, ülkenin iki partili sisteme doğru meylettiğini göstermektedir. Böyle bir gelişme, demokrasinin vaz geçilmez unsuru olan çok sesliliği devre dışı bırakma ihtimali olabilir.



Meclise girmeyi başaran üç küçük parti, ya sağa bakan orta yol partileri veya doğrudan sağcı partilerdir. Bunlar zaman içinde ya UBP’ye katılacaklar ya da değişimli olarak UBP’ye koltuk değneği olacaklardır.

XXXXX

Bu partiler, varlıklarını sürdürseler bile onları solda dengeleyecek karşılıkları yoktur. Bu eksiklik, CTP için de bir şansızlıktır. İktidara gelme olanağını bulduğu zaman, eğer bulursa, etrafına baktığı zaman işbirliği yapacak bir parti bulamayacaktır. Sağ partilere büyük tavizler vermek zorunda kalacaktır.

Dolayısıyla TDP’nin nerdeyse yüzde yarımla barajın altında kalması büyük bir talihsizlikti. Bir partinin Meclis’te ses vermesi ve devlet yardımı alması hayatiyetini sürdürmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur. Bireysel inatlaşmaları bir kenara koyup TKP ile TDP’nin yeniden bir araya gelmeleri gerekir.

XXXXX

HP kendi ayağına mermi sıkarak kanadı kırık kuşa benzemiştir. İktidara yürüyecek yerde barajda boğulmaktan kıl payı kurtulmuştur. Aslında HP, dörtlü koalisyon hükümetini yıkıp “Onlarla bir arada oturup kahve bile içmem” dediği UBP ile ortak hükümet kurduğu gün seçimleri kaybetmişti. Halkın güvenini kaybeden bir parti, yeniden kanatlanıp havalanabilir mi? Zor, hem de çok zor çünkü HP, UBP veya CTP gibi köklü bir parti değil.

XXXXX

Kadın milletvekili sayısının 11’e yükselmiş olması, gerek basında gerekse Facebook sayfalarında çok olumlu bir gelişme olarak değerlendirildi. Olumlu bir gelişme mi? Kuşkusuz ki evet. Yeterli mi? Kesinlikle hayır.

Kanımca ulaşılması gereken hedef 20’li bir sayı olmalı. Bu sayıyı kara gözleri, kara kaşları için kadınlara kimse vermeyecek. Mücadele ederek ele geçirmeliler. Bu unvana layık olduklarını dosta düşmana kanıtlamalılar.

1976 seçimlerinde nazarlık olsun diye CTP’nin adaylar listesine bir kadın adı eklemeye uğraşıyorduk ama bulamıyorduk. Bu seçimlerde aynı parti 6 kadın milletvekili çıkardı. CTP’li kadınların hedefi 10 olmalı. HP’nin çıkardığı 3 milletvekilinden 2’sinin kadın olması alkışlanmayı hak eder.

XXXXX

CTP ayıp etti. Birilerine 3. sıradan kontenjan veriyorsan ne yapıp edip onu seçtirmek zorundasın. Ha, o ilçeden birkaç milletvekili çıkarmışsan ve kontenjan dışarıda kalmışsa, bu durumu anlarım. Ama parti 6 milletvekili çıkarmış ve kontenjan dışarıda kalmışsa ortada bir yanlışlık var demektir. Ya partililerin benimsemediği bir kişiye kontenjan vermişsin ki yönetim hata yaptı anlamı çıkar. Ya da etrafta dolaşan tercih listelerine kontenjanın dāhil edilmemiş sonucu çıkar.

Bir parti bir kişiye neden kontenjan verir? O kişinin partiye parti dışından oy getireceği inanılmakta veya o kişinin Meclis çalışmalarında büyük katkısı olduğu beklentisi olduğundandır.  Her iki halde de kontenjanın dışlanmaması gerekir. Dışlarsan da inandırıcılığını kaybedersin. Bir sonraki seçimde kimse böyle bir partiden kontenjan adayı olmayı kabul etmez.

XXXXX

Meclis’te bir beyzadeler sınıfı oluşuyor. Beyzadeler, iktidara gelmiş eski politikacıların çocuklarıdır. Politikacıların çocuğu da elbette aday olup seçilme hakkına sahiptir. Ne var ki ondan önce adını bu yönde parlatması gerekir. Halbuki bunlardan bazılarının adını milletvekili seçildikten sonra duyuyoruz. Böyleleri kendi adlarıyla değil, soyadları ile seçim kazanıyorlar.

XXXXX

Seçim sonuçları üç aşağı beş yukarı beklendiği gibiydi. Ancak beni hayrete düşüren birkaç nokta vardı:

Biri, seçimlerde en çok oyu alan partinin başkanı ve başbakan olan Faiz Sucuoğlu, ikinci gelen partinin başkanı Tufan Erhürman’dan karma oylarda iki bine yakın daha az oy almış olmasıydı. Erhürman 5,376; Sucuoğlu ise 3,507 karma oy almışlar. Daha önce buna benzer tuhaf bir durumun vuku bulduğunu anımsamıyorum. Bunun esbab-ı mûcibesini çözemiyor ve anlayamıyorum. Bunu doğru dürüst izah eden bir yoruma da rastlamış değilim.

İkincisi, kuruluşundan çoğu insanın haberdar olmadığı Bağımsızlık Yolu (BY) partisinin %2’ye yakın oy alarak uzun yıllar ana muhalefet partisi durumunda olan yarım asırlık TKP’yi geride bırakmış olması. BY: %1.96, TKP: %1.54. Birileri bana bunun nedenini izah etsin ki ben de anlayım.

XXXXX

Her ne kadar bu seçimlerde özellikle de sanal alemde adı çok duyulmuşsa da seçimleri boykot etmek yeni bir olay değil. Alpay Durduran’ın Yeni Kıbrıs Partisi, yanlış hatırlamıyorsam kurulduğu zamandan beri seçimleri boykot etmektedir. Kuşkusuz seçimleri boykot etmek bir partinin veya bir kişinin en doğal hakkıdır.

Boykotçuların büyük bir çoğunluğu CTP’yi beğenmeyen kişilerdir. Bazıları CTP’yi yeterince solcu olmadığı için, bazıları da fazla solda olduğu için beğenmez. Boykot etmeye karar vermemiş olsalardı bu insanlar, herhalde, küçük sol partilere oy vereceklerdi. Bunun sonucunda, belki de, TDP barajın altında kalmamış olacaktı. O zaman UBP ve CTP birer ikişer daha az milletvekili çıkaracak, buna karşılık Meclis daha renkli olacaktı.









Başa dön tuşu