Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sarışın kurdun Cumhuriyeti

 

Haber enişteden geliyor,

O sırada ne MİT ne Genel Kurmay.

Hırıltıyı enişte seziyor…

MİT bir şeyler anlıyor ama çözemiyor.

Durumu saat 16’da bildiriyor.

Ama rapor “kısmi.”

Durum inceleniyor,

Genel Kurmay da “kısmi” hırıltıyı gerekli yerlere bildiriyor…

Durum bildirilir ama,

Vaziyet o-hal’deyken daha sonra komutanların düğüne gittikleri anlaşılıyor…

Koskoca MİT ve Genel Kurmay enişte kadar şüpheli değildi doğrusu…

Darbeciler deşifre olduklarını anlayınca,

Sabah üçte yapılacak olan operasyon,

Erkene alınıyor ve,

Operasyon, her taraf Bayram yeri gibiyken başlatılıyor…

Bir iki kamyon asker ve tank Boğaz köprüsüne gidiyor ki,

Köprünün diğer ucu açık…

Derken, Genel Kurmay Başkanı yakalanıyor,

Bir dakika diyor,

Namaz kılıyor…

Sonra kaçırılıyor,

Ardına sağ salim dönüyor…

Birinci Ordu Komutanı diğerleri yakalanırken, haberlere göre o darbecileri oyalayıp,

Dengeleri bozuyor…

Sonra Meclis de bombalanıyor.

Herkes sağ salim…

Birkaç tank Kızılay’a, bir kaçı da Beştepe’ye gidiyor.

Haliyle yola çıkan tankları,

Ahali karşılıyor.

El sallayacak değillerdi doğrusu…

Marmaris’te otel bombalanıyor,

İmam daha önceden kaçıyor,

Havalandıktan sonra da bulunamıyor.

Haberlere göre Yaver koordinatları alamamış…

İkide bir sosyal medyayı kapatan imam, sosyal medyaya sarılıyor.

Facetime’da karşı atak başlatılıyor…

Herkes şaşırmıştı doğrusu.

Kimdi bunlar?

Mustafa Kemal’in askeri miydi?

Eğer onlar idiyse, “Hani Türküm, doğruyum…” diyen?

Neydi bu sela sesleri?

Kimdi bu çember sakallılar, palalılar, Rabia işareti yapanlar?

Mesele sonra anlaşılıyor.

İmamlar imamlara karşı.

Vaziyet o-hal’deyken,

Tabiatı ile ahali meydanlara iniyor…

MİT de emniyet de bombalanıyor,

Yetkililer hayattadır.

Türksat falan bombalanıyor,

Medya ayaktadır…

Yaklaşık üç dört darbeci CNN’e,

7-8 kişi de İBB binasına gidiyor.

Kapıcı FTÖ’dendir…

Gece biterken şafakla birlikte darbeciler de çekip gidiyor.

Kimisi ormanlara, kimisi Dedeağaç’a kaçıyor.

Aralarında “Duran adam” yok…

Belli ki listeler önceden biliniyordu,

Anında binlerce insan tutuklanıyor,

Durum o–hal’deyken,

Demokrasi şölenleri başlıyor,

Zikirler yapılıyor,

Nakşibendiler, Aczmendiler, Mehter Takımları ve tekmil tekke ve zaviyeler meydanlara iniyor…

Kılıçdaroğlu 3 Eylül 2010’da yaptığı bir konuşmada,

“Kim darbe girişimi yaparsa o tankın önüne ilk ben çıkacağım” diyordu.

Çıkmamıştı.

Muharrem İnce 27 Temmuz 2013 yılında Erdoğan’a seslenerek Eğer bir gün darbe olursa, sana söz veriyorum, o tankın önüne önce ben çıkacağımdiyordu.

O da çıkmamıştı.

Ve aslında hiçbir siyasinin tanklara çıktığı görülmemişti.

Herkes hayatta, herkes sağ salimdi,

Olan vatandaşa olmuştu.

İmamın tankının altında kalanlar vardı…

Mesele bu-hal’deyken,

Gerçekten OHAL’e ihtiyaç vardı.

Önce, TSK, belediye tankerleri ile ablukaya alınmış,

Sonra İmam OHAL’i ilan etmişti…

Nazım’ın “sarışın kurt” dediği adamın cumhuriyeti,

Bu hal’lere düşecekti…