Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

SARAY’IN MEMURLARI SARAY’IN TETİKÇİLERİ VE BİR SAPTAMA

Gece yarısını aşan uçuş telaşı ve yorgunluğu, sürekli kesilen 3G stresi ve bir dizi olumsuzluk! nedeniyle gerekli özeni gösteremediğim son yazıma ilişkin Ali Bizden (bendeki namıyla Alim) mesaj attı;

– Evet
yanıtı verdim.
Doğrusu soruyu da anlamadım.
– Eroğlu (onun kullandığı sıfatı iznini almadığım için yazmayacağım) New York’ta değil mi türünden bir soruydu.
Müthiş yorgunluğa rağmen cumartesi de çalışmanın ve birkaç günlük yokluğumda biriken konuların-toplantıların sarmalında Alim’e “nedir ama dediğin” diye soramadım.
O da, bu aralar besiciliğe ve tarım işlerine merak sardığından çok meşgul olsa gerek konuyu sürdürmedi, beni ikaz etmedi.
Neyse, unuttum gitti.
Ta ki konu Twitter denilen mecraya düşene kadar.
O’nu da yakından takip etmiyorum ya, bizim cennahın Twitter uzmanlarından Hüseyin Ekmekçi ikaz etti “abi bir bak istersen” dedi.
Baktım.
Uuu, Saray memurları ve birkaç kişi benim yazı üzerinden kendi kendilerine eğleniyorlarmış.
Beşir Atalay Eroğlu’nu ziyaret etmeyecek demişim de Eroğlu’nun New York’ta olduğunu bilmiyor muymuşum!
Aslında Eroğlu buradaymış da kopyasını New York’a göndermişler.
“Yazın 8 sütuna Eroğlu New York’a gitmedi” diye de cevval espriler yapmış bir memur.
Doğrusu gözlerim yaşardı, patronuna karşı böylesi yaratıcı olduğundan dolayı.
Bir ara girip “Twitter eğlencesine” ben de dahil olayım dedim ama baktım konuya aileden biri de katıldı “demek durum ciddi” dedim ve vazgeçtim.
Meseleyi “Başaran Düzgün özür dilesin” kampanyasına çevirmeye çalıştılar.
Dönüp yazımı birkaç defa okudum. Zorlanırsa kastettikleri anlam çıkabilir dolayısı ile ben de “sorry be gardaş” diyebilirdim.
Yapmadım.
Hüseyin Ekmekçi’ye “bak bu konu yarın sarayın tetikçisi gazete çıkacak, hem de birinci sayfadan, eğer çıkmazsa adımı değiştiririm” saptamasında ve taahhüdünde bulundum.
Şükür ki Saray’ın tetikçisi gazete beni yanıltmadı.
Birinci sayfadan, ikinci sayfadan, beşinci sayfadan verdi veriştirdi.
Kendilerine teşekkür ederim, bu vakitten sonra isim değiştirmek zor olacaktı vallahi.
Sayelerinde benim ismim sabit kaldı da onlar “Saray’ın tetikçileri” olduklarını bir kez daha kendi elleriyle tescil etmiş oldular.

***

Tabii bu havela içinde bizim yazının ana fikri güme gitti.
İlgili cümleleri bir kez daha yayınlayalım da durum neymiş Saray memurları ile saray tetikçileri belki anlarlar.
“Uzun bir süredir buna dikkat çekmeye çalışıyoruz, Türkiye ile Kıbrıs Türkü’nün ilişkilerini zehirleyen noktanın bu olduğunu söylüyoruz da bazı tetikçiler tarafından adımız “Eroğlu düşmanına” çıkarıldı.
Aynı tetikçiler kafa kafaya verip AK Parti hükümetine ve buradaki temsilcilerine karşı kara propaganda yapabiliyorlar.
Tüm bunlar isim isim bilinmiyor mu sanıyorsunuz.
Saray danışmanlarının AK Parti Hükümeti’ne karşı küfre varan yayınlar yapan bir yayın organında nasıl cirit attıklarını.
Eroğlu ve etrafındakiler tehlikeli bir oyun oynuyorlar.
Bu oyun Kıbrıs Türkü’ne zarar veriyor.
Doğrusu kimsenin şahsi bekası için Kıbrıs Türkü’nün kılına zarar gelmesine rıza göstermemek lazım.”