Köşe Yazarları

Şanslıyız!

Yeni yıl hepimiz için yeni umutların, hayata dair taze fikirlerin filizlendiği zaman.

Her yıl dönümünde daha iyiye kavuşmak için dileklerimiz yeni başlangıç hayallerine karışıyor.

‘’Yeni’’ sözcüğünün bizlerde uyandırdığı heyecan ve umut, yeni yılın arifesindeki yazdan bozma serin kış günlerinde bir an için de olsa etrafımızda olan tüm olumsuzluklardan arındırma etkisi yaratıyor.

Yaşadığımız modern çağda yeniliğin, her zaman iyilikle eş değer algılanmasından da kaynaklanan bu durum sonucunda yeni yıl tüm toplumlarda insanlara umut aşılıyor.

Oysa hepimiz biliyoruz ki yaşamın her yeni anı yepyeni mutluluklar kadar riskleri de barındırıyor.

Bu riskler eskiye göre hem çok fazla hem de çeşit artmış.

‘’Zamana bırak’’ ya da ‘’zaman her şeyin merhemi ya da ilacıdır’’ sözleri eskide kalmış sözler gibi geliyor bana.

Yine geçmişten bugüne kadar taşıdığımız ve zaman ile ilgili bu gün geçerliliği olan cümle en iyi ihtimalle ‘’zamanın nötr’’ olduğu ile ilgili olan.

Bugün yaptığın, yapmadığın ya da her ne sebepten dolayı olursa olsun yapamadığın ile zaman lehine de aleyhine de çalışabilir.

Bugünün şartlarında bir problemin çözümü ya da fırsatın değerlendirilmesi için bir şey yapmazsan, zaman büyük ihtimal çok daha kısa zamanda aleyhine çalışır.

Yarının mutluluğuna kavuşmanın en sağlıklı yolunu, riskleri bugünden düşünüp kendimizce analiz ederek gerekli önlem almak oluşturuyor.

Hele bir de elimize riskleri değerlendirmek için bir de fırsat geçerse bunu en iyi şekilde değerlendirmek lazım.

Örneğin bir sonraki Pazar seçim var.

Bunu fırsat bilelim.

Yılbaşı akşamı yeni yıl dileklerimizi tanıdık ve sevdiklerimize söylemekle kalmayalım.

Bir hafta sonraki seçim öncesinde kendimize zaman ayırıp düşünelim.

Test edilmiş, tecrübeli olanlar mı?

Acaba yaptıkları hataları bir kez daha yaparlar mı, hatta daha da ileri giderek üstüne yeni anormallikleri koyarak mı devam ederler?

Yoksa devlet yönetiminde bulunmadıklarından dolayı söylediklerini yapıp yapamayacakları belli olmayanlar mı?

Hangisi daha ağır basıyor.

Bilinen ama içimize sinmeyenler mi yoksa bilinmeyen ve içimizde belirsizlik ve serüven hissiyatı yaratanlar mı?

Kaybedecek neyimiz var düşüncesi mi?

Yoksa olanları da kaybederiz düşüncesi mi?

Oy verdikten sonra eve dönünce keşke diyeceğimiz düşüncelere kapılmak mı?

Yoksa çocuklarımıza ve torunlarımıza ‘’ben de parçasıydım’’ diyeceğiniz ezber bozan bir seçimin parçası olmak mı?

Hangisi daha ağır basıyor?

Mühür ve kalem bizim elimizde.

Yeni yıl dileklerimizin gerçekleşmesi için hangi tercihlerin dileklerimizin gerçekleşmesini sağlamaya katkı sağlayacağına biz karar vereceğiz.

Yalnız kendimiz için değil.

Yılbaşı akşamı iyi dilek dilediğimiz herkes için ama en önemlisi çocuklarımız ve torunlarımız için bunu düşünme ve yapma sorumluluğumuz var.

Yılbaşı akşamı birbirimize söyleyeceğimiz iyi niyet dileklerinde ne kadar samimi olduğumuzu test etmek için bir hafta sonra elimize fırsat geçecek.

Yeni yıl iyi dileklerimizi bu kadar kısa bir zamanda test etme imkanı herkese nasip olmaz.

Şanslıyız!

Bunun değerini bilelim.

Her şey elimizde.

 




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı