Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sahi, Amerika Afganistan’a niye girmişti?

Girmesi bir belâ, çıkması bin belâ. Amerika palas pandıras Kabil’den ayrılıyor. Bu filmi, biz yıllar önce Saygon’da da izlemiştik.

Ne var ki Saygon’da pılısını pırtısını toplamak için iki aya yakın bir süresi vardı. Afganistan hükümeti ise, 11 günde çöktü. Komutanlar teslim oldu, askerler silâhlarını teslim ettiler. Amerika elçiliği, gizli belgeleri doğru dürüst imha edecek zaman bile bulamadı.

Bunun sonucunda Amerikan nakliye uçaklarından fazla olgunlaşmış armutlar gibi genç Afganlar dökülmekte, düşmeyenlerin parçalanmış bedenlerini de uçağın tekerlek yuvalarından çıkarıyorlar. İnsanlar ölüme atlıyorlar. Dünya alem de onları korku filmleri izler gibi izliyor. Biden ise utanmadan “Biz 20 sene savaştık. Biraz da Afganlar savaşsın” diyebiliyor. 14 yaşında bir çocuk girdiği uçaktan Amerikalı askerler tarafından nasıl zorla çıkarıldığını anlatıyordu geçende BBC TV’de.

Talibanların kısa süre içinde başarılı olmaları, sanırım, epey Türk kanının dökülmesini önlemiştir. Amerikalıların dev istihbarat kurumları Talibanların Kâbil’e Kasım ortalarında gireceklerini öngörüyordu. Bu zaman içinde Kâbil’deki Hamit Karzai hava meydanı, Türk askerlerinin koruması altına girecek ve Amerikalılar rahatlıkla tahliye edilecekti. Türk askeri Talibanlarla karşı karşıya kalacaktı.

Türkiye Nato’ya katılabilmek için Kore’de kan akıtmıştı. Çok kötü yönetilmesi nedeniyle şimdi de Nato’dan atılmanın eşiğine geldi. Atılmamak için, bu defa da, Afganistan’da Türk kanının akıtılması kararlaştırılmıştı Biden ve Erdoğan arasında. Allah Taliban’dan razı olsun.

Kazanılan demokratik haklar, insan ve kadın hakları şimdi geri sarılacak. Şeriat hükümleri en kaba şekliyle devreye sokulacak. Ahlâksız ahlâk polisleri ellerinde kırbaçlarla sokakları dolaşacak. Kadınlar baştan ayağa örtünecek. Sanki bunlar Biden’İn çok umurundaydı.

Son 20 yılda Amerikalılara ve müttefik kuvvetlerine yardım eden Afganların hayatları tehlikede. Talibanlar eninde sonunda bunlardan hesap soracak. Bütün bu insanlar ABD, Birleşik Krallık ve AB tarafından ateşe atıldılar. Bu ülkelerin yöneticilerini TV’den izliyorum ve bunların hiçbirinin kulağının terlediğini göremiyorum.

Siyonizm propagandasının organı olan Middle East Forum sitesi The Jerusalem Post gazetesinde Seth J. Frantzman’ın 16 Ağustos günkü makalesini aktardı. Makalede Amerika’nın Afganistan’da küçük düşürülmesinden yararlanacak ülkeler arasında Çin, Rusya, Katar, Pakistan, Türkiye ve İran gibi ülkeler sayılmaktadır.

Çin ile Rusya anlaşılabilir. Az çok Katar’ı da anlayabiliriz. Ancak geriye kalan üç ülkenin Afganistan felâketinden nasıl yararlanacaklarını anlamak mümkün değildir. Yazar bu konuda bize hiçbir ipucu vermiyor.

Aslına bakılırsa bu üç ülke Afgan göçmenlerinin sığınmaya çalışacakları yerler olacaktır. Bu da yarardan çok zarar verecektir. Taliban zihniyeti, birkaç nesil iktidarda kalacak gibi duruyor. Göçmenler ülkelerine dönemeyecekler.

Pakistan kendi yurttaşları yanı sıra Danimarka elçiliğinde çalışan 400 Afganlıyı selâmete uçurdu. İran ile Türkiye, kendilerine yakın olan Afganları kurtarmaya çalışıyorlar. Geçenlerde gördüğüm bir İran gazetesinin haber başlığı şöyleydi: “Şeyh İsmail Han itibarla Meşhed’e vasıl oldu”.  Şeyh hakkında hiçbir bilgim yok ama tahminim odur ki İranȋ dillerinden biri olan Puştu dilini konuşan Paştunlardan biridir. Ve İran o hengâme içinde onu kurtarmayı başarmıştır.

Hava alanında sıkışıp kalan Karzai’nin dışişleri bakanı ile Gani’nin dışişleri bakanı, askeri uçak alanında bulunan Türk askerleri tarafından kurtarılıp İstanbul’a taşınmışlardır. Karzai’nin dışişleri bakanı Rengin Dadfar Spanta, üniversite tahsilini Türkiye’de yapan ve Türkçe bilen biridir.

ABD Genel Kurmay Başkanı Mark Milley, Afgan ordusunun ve hükümetinin Taliban karşısında 11 gün içinde çökeceğine dair hiçbir emare görmediklerini söyledi. Halbuki etrafta görmeleri gereken epey emare vardı.

Trump yönetimi, Doha’da Taliban’la barış masasına oturduğu zaman Afganistan’ın seçimle iktidara gelen yasal hükümet temsilcileri yan odada haber bekliyor durumundaydılar. Afganlar, doğal olarak, bundan pirelendiler.

Yapılan anlaşmada Amerikan askerlerine saldırı olmadığı takdirde 14 ay sonunda Amerika koşulsuz olarak Afganistan’dan çekilecekti. O gün bu gündür hiçbir Amerikalının burnu bile kanamadı. Ne tesadüf!

Biden iktidara gelince aynı politikayı devam ettirmekte ısrar edince Afganlar satıldıklarından kuşku duymaya başladılar. Amerika’nın hava desteği kesilince Afgan askerleri, hazan yaprakları gibi döküldüler.

Biden, Amerikalıların 20 yıl savaştıkları tezi de pek doğru değil. Çok para sarf ettiler ama az savaştılar. Savaşı yürütenler Afganlardı. Rakamlara bir bakalım, rakamlar yalan söylemez.

Amerikalıların ve müttefik kuvvetlerin verdiği ölü sayısı 3,500. Bunların 2,448’i Amerikan askeriydi. Afganların ölü sayısı 250 bin civarındaydı ki bunların 70 binden fazlası sivillerdi.

Amerika’nın Afganistan’da bulunduğu süre içinde Amerika ve müttefikleri 3 trilyon dolayında dolar harcamışlardır ki bunun 2.3 trilyonunu ABD sarf etmiştir. Bu konuda rakamlar Biden’i haklı gösteriyor. Çok para harcandı. Milyonu geçince benim havsalam o rakamları almıyor. Bu nedenle kaba bir hesapla bu miktarı Türkiye’nin bu yılki bütçesi ile karşılaştırdım. Rakamların değişmediğini varsayarsak bu para, Türkiye’yi 19 yıl idare eder.

Amerika Afganistan’a girerken amacı neydi? Taliban’ı iktidardan uzaklaştırmak ve ülkeyi terörist yuvası olmaktan kurtarmak. 20 yıl sonra ülkeyi Taliban’a teslim edip tabanları yağlamak neyin nesi oluyor?

Bu olay, bana “Madem ki hiçbir şey değişmeyecekti biz bu boku niye yedik?” fıkrasını anımsatıyor.