Köşe Yazarları

Şah’dık, Şahbaz olduk






Ülkemizde, maalesef “büyük hedefler” belirleyen yok.




Günü kurtarma derdinde herkes.



Böyle olunca da canımız yanıyor.

Ama, bu “Bittik, mahvolduk” havamız var ya…

Bizi hem “ırkçı” hem de “gelişime kapalı” bir hale getirdi.

Oysa, “Biz yönetiriz, yaparız, en iyisini yaparız” desek, iyi bir başlangıç olacak.

Kafalar, “gelişime açık” olmalı.

“Statükoyu” savunanların sesi bu ülkede, “maalesef daha gür” çıkıyor.

O nedenle, Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın düzenlediği dünkü etkinlik, benim için hayatiydi.

Ticaret Odası yönetimini kutlarım.

Hem başkan Turgay Deniz’in konuşması…

Hem de raporu hazırlayan hocaların “kendinden emin halleri”…

Beni mest etti…

Devlet erkanını karşılarına aldılar…

Adeta “sınıfta ders” verdiler…

Devlet erkanı da bundan rahatsız olmadı ha…

Ama…Dedim ki kendime…

“Bu devleti radikaller yönetsin…”

Neden mi?

Çünkü, neresini tutsan elinde kalıyor…

İş, “değişim yapmaya” geldi mi de…

“Ya seçilmezsem” korkusu ile kimse adım atmıyor.

Tufan Erhürman ve kabineye de çağrımdır…

“Kafanızı kesseler”, değişimi sağlayın…

 

Her yeri ile dökülüyor kamu yapısı…

İş ve yatırım ortamı önemli…

Gelişim de değişim de buna bağlı.

Hantal bir kamu yapısı…

Yatırıma kapalı bir algı…

Bırakınız yabancı yatırımcıyı…

Yerli yatırımcıyı bile düşman sanan bir algı…

Adalete güven yok.

Özeli sektör verimli değil.

İşletmeler gelişmiyor.

Ekonomik büyümeyi ne tetikler?

Yatırım.

Bu fiziki alt yapı ile bu ülke hiçbir zaman gelişmez, ekonomi büyümez.

Nedir bu?

Elbette ülkenin enerji ve ulaşım alt yapısı.

Çok Pahalı.

E- devlet halen daha bir hayal gibi duruyor. Üstelik KKTC’de tartışılırken, daha dünyada çok az ülkede vardı.

Şimdi her ülkede var, bizde yok…

Üretim pahalı…

Eğitimli işgücü yok, olursa da çok pahalı.

KKTC emek piyasasındaki beklenti ile eğitim sisteminin ürettiği arasında fark var.

Eğitimli ama vasıfsız bir kitle var.

Sonra diyoruz ki “neden yerli istihdam yok…”

Nasıl olacak?

İş piyasasının beklentisi ile piyasada var olan işgücü uyumsuz.

Yapısal sorunlar halen devam ediyor.

Hükümetler “reform” kelimesinden korkuyor.

Vergi reformu…?

Bekliyor…

Kamu reformu…?

Bekliyor…

E- devlet…?

Bekliyor…

Adalet reformu?

Gündemde bile değil….

Vatandaş gerekli Hizmeti alabiliyor mu?

Eğitim? Sağlık?

Ben susayım bu konuda…


Şamarı vuruyor

Ticaret Odası, geleneksel olarak KKTC Ekonomisi Rekabet Edebilirlik Raporu’nu açıkladı.

Geçen yıl 114’üncü sıradaydı KKTC…

Bu yıl 109…

Ne değişti?

Biz mi daha iyi olduk yoksa yarıştığımız ülkeler;

Senegal…

Şeyseller…

El Salvador…

Lübnan…

Dominik…

Paraguay…

Tanzanya mı daha kötü oldu…?

Beş sıra ilerledik ama…

Yarıştığımız ülkeye bakın…

Varın gerisini siz hesaplayın.

Dünyadaki yerimize bakar mısınız?

Geçen sene Şah’dık…

Bu sene Şahbaz


“Şahken Şahbaz olma hikayesi…”

Sultan 1. Abdulhamit, kılık kıyafetine pek bir itina gösterir imiş. Bir gün, kendisine yeni bir kaf­tan yaptırtıp giyinmiş.

Etrafındakilere:

Bakın bakalım yeni kaftanım nasıl olmuş?” diye sorduğunda, bir hizmetkârı mırıldanmış:

Pek yakıştı hünkarım, pek yakıştı! Şah idiniz, şimdi şahbaz oldunuz.

(Şahbaz, iri cüsseli doğan benzeri bir kuştur.)

Bu deyim, bir sebebten ötürü, olduğundan daha kö­tü olan kimseler için kullanılır.


Bakırcı hazırlanıyor

Erenköy ve Dipkarpaz belediyeleri birleşiyor ya…

Kaçarı yok.

Dünkü yazıma bakın, uzun uzun yöntemin ne olacağını anlattım.

UBP, bu çerçevede hızlı bir refleks geliştirdi, “iki bölgenin birleşmesinden en çok oyu alacak” kişiyi belirledi.

Son seçimlerde, kıl payı milletvekilliğini kaybeden, Dr. Hamit Bakırcı…

CTP’nin adayı ise Suphi Coşkun…

Kıran kırana bir seçim olacak…

 

 





Başa dön tuşu