Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sadece iç siyaset… Yazık oluyor…

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, ciddi bir süreci omuzlayarak, ileriye götürme derdinde.

Aday olduğu zaman, halka bir söz verdi.

Halka tam farklı bir söz veren Derviş Eroğlu ile yarıştı…

Eroğlu kaybetti…

Akıncı kazandı…

Akıncı, 1.5 yıllık bir müzakere sürecini de, Eroğlu tarafından imzalanan 11 Şubat Belgesi’ne uygun olarak sürdürdü.

Şöyle bir farkla…

Eroğlu attığı imzaya inanmadı…

Akıncı ise, BM belgesi haline gelen o belgeye göre hareket etti.

Ne diyordu 11 Şubat belgesi… Eroğlu imzalı…

  • Mevcut durum kabul edilemez ve sürdürülmesinin Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler için olumsuz sonuçları olacaktır.
  • Liderler, demokratik ilkelere, insan haklarına ve temel özgürlüklere ve aynı zamanda birbirlerinin ayrı kimlik ve bütünlüğüne saygı gösteren ve AB içindeki birleşik bir Kıbrıs’ta ortak geleceklerini güvenceye alan bir çözümün, öncelikle ve özellikle Kıbrıslı Türklere ve Kıbrıslı Rumlara yarar sağlayacağını ve bütün bölgeye olumlu etkisinin olacağını teyit etmişlerdir.
  • Çözüme bağlanmamış tüm ana konular masada olacak ve birbirleriyle bağlantılı olarak görüşülecektir. Liderler mümkün olan en kısa zamanda bir çözüme ulaşmayı ve bunu müteakip ayrı ancak eş zamanlı referandumlar düzenlemeyi hedefleyeceklerdir.
  • Güvenlik Konseyi kararlarında ve Doruk Antlaşmalarında belirlendiği üzere, iki toplumlu ve iki kesimli, siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon zemininde olacaktır.
  • Federal yasalar tarafından düzenlenen tek bir birleşik Kıbrıs vatandaşlığı olacaktır.
  • Tüm birleşik Kıbrıs vatandaşları aynı zamanda ya Kıbrıs Rum kurucu devletinin ya da Kıbrıs Türk kurucu devletinin vatandaşları olacaktır.
  • Birleşik Kıbrıs federasyonu çözüm ve bu çözümün ayrı ancak eş zamanlı referandumlarda onaylanmasının neticesinde ortaya çıkacaktır.
  • Müzakereler her şey üzerinde anlaşılmadan hiçbir şey üzerinde anlaşılmamış olacağı ilkesine dayalıdır.
  • Atanmış temsilciler her konuyu her zaman görüşmeye tam olarak yetkilendirilmiştir
  • Onlar nihai karar alma yetkisini uhdelerinde tutacaklardır.

Yine o günün sabahında, yani 11 Şubat 2014 belgesinin ortaya çıkmasının hemen ardından…

Türkiye Dışişleri Bakanlığı şu açıklamayı yaptı:

“KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu’nun müzakere sürecinin yeniden başlatılması amacıyla sürdürülen çabalarda göstermiş olduğu takdire şayan siyasi liderlik ve KKTC’deki siyasi parti liderlerinin yapıcı tutumları esasen, önümüzdeki süreçte Kıbrıs Türk tarafının izleyeceği çözüme dönük çizginin bir göstergesidir. Türkiye, her zaman olduğu gibi bu müzakere sürecinde de KKTC ile yakın işbirliği içerisinde bulunacak, bütün kurumlarıyla gereken desteği sağlayacak ve sürecin başarıyla sonuçlandırılması için üzerine düşenleri yerine getirmekte bir adım önde olmaya devam edecektir.”

Ne oldu?

Ne oldu o “takdire şayan siyasi lider” Derviş Eroğlu’na…

Ne oldu o, “Kıbrıs Türk tarafının izleyeceği çözüme dönük çizgi”ye…

Zira…

Cenevre sonrası “ilk taşı” da o attı…

Derviş Eroğlu…

Tepeden tırnağa Mustafa Akıncı’yı “hata yapmakla” suçladı…

Oysa, “Türkiye zoruyla” imzaladığı 11 Şubat belgesine hiç inanmayan Derviş Eroğlu, raydan çıkan süreci, çözüme odaklayan isimdi, tarih bunu unutmaz…

 

Özgürgün, Denktaş, Ertuğruloğlu…

İki devletten oluşacak…

Siyasi eşitliğe dayalı…

Türkiye’nin fiili garantisinin devam ettiği…

Adil…

Yaşayabilir bir çözüm…

Herkesin üzerinde uzlaşması gereken nokta budur…

“Federal çözümden vaz geçtiysek” eğer, böyle bir karar varsa ada, bilelim.

Yok…

Ancak…

Gerek Cenevre’de…

Gerek Cenevre’den döndüğümüz ilk günden itibaren hükümet sert bir dille Mustafa Akıncı’yı eleştirdi…

Harita sunarak hata yapmakla…

Pazarlık payını tüketmekle…

Halkın çizgisinden sapmakla…

Suçladı da suçladı…

Başbakan Hüseyin Özgürgün suçladı…

Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş suçladı…

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu suçladı…

Eline mikrofon alan herkes…

 

Ne yapsaydı?

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da cevap verdi.

Mesela, “Tek bir santimetre kare toprak vermeden, federal çözüme nasıl ulaşılacağını” sordu…

Hükümetin buna cevabı  var mı?

“Tek karış toprak vermeyiz” diyerek, köy köy dolaşıyor kabinedeki bakanlar…

27 vekil…

Neden?

Ne gerçekliği var ki bu söylemin…

“Global takasla” Kıbrıs’ta mal- mülk sorununun çözüleceğine inananlar var hala…

Çözülmeyecek, öyle bir kaynak yok…

Güneyde mal bırakan Kıbrıslı Türklerin malları üzerinden Kuzeyde başkaları zenginleşirken…

“Global takas” da neyin nesi?

Mustafa Akıncı da, hem Türkiye kamuoyuna kendisini “davayı satan” olarak lanse edenlere…

Hem de iç kamuoyuna dönük  zeminsiz, temelsiz açıklama yapanlara cevap hakkını kullandı…

“Azınlık” dedi hükümet için, bu kıyameti kopardı…

“24 milletvekiline dayalı, üç bağımsız milletvekilinin desteği ile devam eden bir hükümet” azınlık değil de nedir?

Ama sorun Akıncı’nın ne söylediği değildir.

Sorun, ne zaman çözüm süreci bir noktaya ulaşsa, yaşananlardır…

İsimler değişiyor ama…

Çözüm karşıtlığı değişmiyor.

Üstelik çözümsüzlüğü dayatanlar, çıkış yolunun ne olduğunu da söylemiyor…