Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

RUMLAR VE TÜRKLER BİR ARAYA GELMELİYİZ

Gazze olayları anlayana çok şeyler öğretmektedir.

Arapların bölünmüş halleri, Filistinlilerin uğradığı katliamlara rağmen, dünya kamuoyunu harekete geçiremiyor.

İsrail’de Netanyahu hem kendi toplumu, hem de tüm insanlıkla alay edercesine, tehlikeli macerasına devam ediyor.

İsrail’in bu pervasız politikalarının ardında Amerikan emperyalizminin bölgeyi kontrol planları var.

Kıbrıs da, tarihi boyunca Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’yu kontrol etmede önemli bir yer olarak görüldü.

Yakın tarihe gelince, 1974’lerde Amerika, Makarios’un Üçüncü Dünya’ya yakınlaşma politikalarından rahatsız olarak , Kıbrıs’ta bölünmeye yol açan politikalarını iki NATO ülkesini  kullanarak gerçekleştirdi.

Kıbrıs’lı Türkler olsun, Kıbrıslı Rumlar olsun, adanın bölünmesinden yeterli dersleri çıkartamadılar.

Bir sorunu çözmenin yolu, o sorunun nedenlerini, arka planda örgütlenen politikaları iyice analiz etmek gerekir.  Oysa gerek Rumlar, gerekse Türkler objektif durumu tahlil etmekten acizdirler.

1960 ta kurulan ORTAK CUMHURİYET, milliyetçi dürtülerle 1963’te yıkıldı. Kıbrıs Türkleri Cumhuriyetten atılırken, Rum milliyetçiliği ada üzerinde sadece kendi egemenliğinde, dikensiz bir bahçe yapmayı hayal ettiler.

Bu dar görüşlü MİLLİYETÇİ HAYAL, 15 Temmuz darbesini getirdi.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 1960 ANAYASA’sı adanın herhangi bir ülkesine bağlanmayı engellemek için, GARANTİ VE İTTİFAK antlaşmasıyla dış güçlere müdahale şansını vermekteydi.

Yunanistan’ın Kıbrıs’a yaptığı silahlı müdahale, Türkiye’ye adaya gelme ve adanın yarısını ele geçirme yolunu açtı.

Kıbrıslılar 1963- 74 döneminde Rumların kontrolünde, Türklere cehennemi yaşattılar. 104 Türk köyü, Rumların silahlı saldırıları sonucu, Rumların kontrolüne geçti.

1974’tte Yunanistan’ın Makarios’u öldürme planı esas olarak Türkiye’yi adaya getirmekle sonuçlandı.

Bunca felaketlere rağmen Kıbrıslılar dar kafalı olduklarını hala göstermeye çalışıyorlar.

Özellikle Rumlar, UZUN VADELİ MÜCADELE adı altında önce ANNAN PLANINA daha sonra da MONTANA SÜRECİNE karşı çıktılar.

Bu karşı çıkışlar Hamas’ın DAR GÖRÜŞLÜ BAKIŞ AÇISIYLA tamamen aynıdır.

Kıbrıs’ta herhangi bir çözüm, bugünkü durumdan daha gerçekçi ve iki toplum yararınadır. Bölünme yerine artık TÜM KIBRISLILARIN ortak menfaatleri dikkate alınmalıdır.

Kıbrıslılar birleşip, ortak bir vatan için mücadele etmeyi öğrenmedikçe, her iki taraf kaybetmeye devam edecektir.

Sorunun daha farklı yönü ise, Kıbrıs’ın bulunduğu coğrafi konumdur. Bu konum, dış müdahalelere açık bir bölge olmasından kaynaklanmaktadır.

Gazze olaylarında Filistinliler BİRLEŞMEYİ BECEREMEDİĞİ İÇİN, ağır bir bedel ödemek zorunda  kaldılar.

Kıbrıslılar için de ayni tehlike mevcuttur. Orta Doğu sorununda İsrail yanlısı bir politikayı öne geçirmeye çalışan Rum tarafı, Türkiye!nin Filistinlilere sahip olma politikalarını görmezden gelmektedir. Bu görmezden gelme politikaları,  Türkiye tarafından oluşturulacak yeni bölgesel politikalar içerisinde, Rumlara ağır bedel ödetme potansiyeline sahiptir.

Kıbrıslı Rumlar ve Türkler akıllarını başlarına almalı ve birleşerek, bölünmeyi engellemelidir.Bu yapılamazsa, Gazze’deki olaylar, Kıbrıs’ı da derinden ETKİLEYECEKTİR.