Değişen dünya koşullarında, Rumlara akıl vermek bize düşmez. Ancak görüşlerimizi özet olarak paylaşmayı da bu dönemde gerekli görüyorum.
Öncelikle değişen dünya koşullarından ne anlıyoruz?
Ukrayna-Rusya çatışmasıyla birlikte, AB nin güvenliği, AB nin enerji ihtiyacı, Rusya’ya bağımlı enerji politikalarının tehlikeleri daha yoğun bir şekilde tartışılmaya başlandı.
Bir dönem dünya çapında yükselen NATO karşıtlığı, bu dönemde NATO’ya girme NATO’yu güçlendirme şekline büründü.
Dünyadan iyice tecrit olan Türkiye, bu krizle birlikte yeniden çok önem kazandı.
Türkiye de bu dönemde Batı’ya daha fazla yaklaşması gerektiğini anladı.
Türkiye, Ukrayna-Rusya krizinde tarafsız olma siyasetini izlemesine rağmen, Rusya ile komşu olmanın anlamını daha derinden hissetti. Bu nedenle, esas olarak Ukrayna’nın işgal edilmesine karşı çıktı. Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savundu.
Son bir haftada, Antalya’da, Dışişlerinin düzenlediği DİYALOG konferansına yoğun bir katılım oldu
Türkiye Dışişleri Bakanı Çzvuşoğlu, Rusya ve Ukrayna Dışişleri Bakanları ile önemli bir toplantıyı başlattı.
Pazar günü Yunanistan Başbakanı Mitsodakis ile Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan baş başa iki saatten fazla süren bir görüşme yaptılar.
Bu görüşmede Ege Denizinin bir BARIŞ denizi olmasının önündeki engeller, Doğu Akdeniz’deki sorunlar, Kıbrıs Sorunu, YENİ ENERJİ YOLLARI gibi çok önemli konular ele alındı.
İsrail Cumhurbaşkanının Yunanistan, Kıbrıs ve Türkiye gezilerinde de ana konu DOĞU AKDENİZ’deki enerji konuları ve AB’ye ulaşacak yeni enerji yolları oldu.
İsrail Cumhurbaşkanı’nın gezisinde ARABULUCULUK rolü de mutlaka gündeme geldi.
Güney Kıbrıs, bu yeni dönemde eski SOĞUK SAVAŞ politikalarıyla bir yere varamayacağını artık ANLAMALI.
Güney Kıbrıs’ın , Kuzey Komşusu Türkiye ile hiçbir alanda mücadele etme gücü artık YOK.
AB’ye katılırken, bu ülkelerin yardımıyla Türkiye’ye istediğini yaptırabileceğini düşünen Rumlar, gerçekte sadece ülkenin bütünleşmesini geciktirmekten başka bir şey elde edemediler
Maraş’a karşılık, Ercan Havaalanının uluslar arası trafiğe açılmasını öneren Türkiye’nin önerisini ret eden Rumlar, şimdi Maraş’ı da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadırlar.
Türkiye’nin bölgesel öneminin arttığı bu dönemde, Kıbrıs Cumhuriyeti Türkiye ile iyi ilişkileri nasıl geliştireceğini ele alıp, gerçekçi politikalar üretmek zorundadır.
Türkiye’den gelen veya Kıbrıs’ta yaşayan BASIN MENSUPLARININ, Güney Kıbrıs’a geçişini bile esnetmeyen Kıbrıs Rumları, Türkiye ile iyi ilişkiler geliştirmeyi nasıl sağlayacaktır.
Türkiye insanları Yunanistan’ı ziyaret etmeyi, orda tatillerini geçirmeyi sevmektedirler. Kıbrıs Cumhuriyeti bu yönde bir açılımla, hem önemli bir turist potansiyelini kazanmış olur, hem de Türkiye halkı ile daha olumlu bir etkileşim kazanabilir.
Rumlar isterse daha birçok açılımla,Kıbrıs Türkiye ilişkilerinde olumlu bir hava yaratabilir. Bu olumlu hava da Kıbrıs Sorununda mutlaka ilerlemeler sağlar.
































