Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

Refikoğlu, 45 yıldır sahnede!

100’den fazla oyunda rol aldı

Ada da tiyatro denilince ilk akla gelen isimlerden biri olan Erol Refikoğlu, 100’den fazla tiyatro oyununda rol aldı. Ayni zamanda heykel sanatı, saz çalma ve öykü yazarlığıyla da ilgilenen Refikoğlu birçok genç sanatçının idolü oldu.
Tiyatroya 1969 yılında başlayan Erol Refikoğlu ayrıca 45 yıldır tiyatroya devam ederek en uzun yıllar tiyatro da kalan isim olma özelliğini taşıyor. Refikoğlu 45 yılda hem kendini yetiştirdi hem de birçok gence tiyatroyu sevdirdi.  

İlk oyunu Cengizhan’ın bisikleti…
6 buçuk yıl mücahitlik yaptıktan sonra 1969 yılında yapılan tiyatro oyunculuğu sınavına katılan Erol Refikoğlu, bu sınavı geçerek tiyatro eğitimi almaya hak kazandı. Hemen ardından Cengizhan’ın bisikleti adı altındaki oyunun provalarına başlayan Refikoğlu o dönemi şöyle anlattı:
Altı buçuk sene dağların tepelerin üzerinde mücahitlik yapıp gençliğimi tükettikten sonra ansızın 1969’dabir kurs düzenlendi tiyatro sanatçı yetiştireceklerini söylediler. Müracaat kabul ediliyorlardı. Askerdim daha. Oradan müracaat ettim. 3 ay kursa girdik. Kurs sonucunda bir çeşit sınav yapıldı. 3 arkadaş alındık. Başarılı bulunduk. Ben, eski eşim Işın Cem, Erdil Nihat alındık tiyatroya. Daha kurs devam ederken Türkiye’den Tekin Akmansoy geldi. 1969 yılıydı, kavgalı dövüşlü bir sezondu. Hemen provalara başladık Cengizhan’ın bisikleti oyunu için. İlk oyunum o oldu. Ardından o sene 3 tane büyük oyun “Merdiven”, “Duvarların Ötesi”, “Yakut Balık” diye bir çocuk oyunu oynadık. Ondan sonra devam etti tiyatro hayattım.

“Ben kendimi eğittim”
Tiyatro yaşantısı boyun kimseyi kendisine idol seçmediğini hep kendisini eğittiğini söyleyen Refikoğlu, bundan okuduğu kitapların önemine değindi. 6 buçuk yıllık mücahitlik süresi boyunca sürekli kitap okuduğunu kaydeden Erol Refikoğlu Devlet Kütüphanesi’nden birçok kitap çaldığını ve daha sonra kendisine de birçok kitap satın alıp şu anda devasa bir kütüphaneye sahip olduğunu belirtti. Refikoğlu şu ifadeleri kullandı:
Eğitici kitaplar var. Tiyatroyu öğreten kitaplar var, oyunlar var. Tabi ki tiyatroda da mutlaka ve mutlaka bir yeteneğin iyi ve doğru gören araştırmaya yapan okuyan bilgisini çoğaltan olması gerekir. Durmadan herkes balığa giderlerdi, ava giderlerdi. Ben de giderdim ama kitaplarla giderdim. Onlar balık avlardı bende kitap okurdum.

“Tiyatro zaten bir okul”
Tiyatro da her oyundan bir şey öğrenildiğini anlatan Refikoğlu, her oyunun bir felsefesi olduğundan söz etti. Refikoğlu bir oyun oynandığında o oyunun neden oynandığı ve seyirciye katacak neyi olduğunun  anlatılması gerektiğini söyleyerek bir oyundan hem oyuncunun hem de seyircinin çok şey öğrendiğine değindi.

 

 

 

 

 

 

***
“Akıncı ile büyük bir şans yakaladık”

Devlet Tiyatroları’nın pısırık bir döneme girdiğinde Mustafa Akıncı ile büyük bir şans yakaladıklarını kaydeden Refikoğlu tiyatroya 1969 yılında başladığını ve ardından da Yaşar Ersoy ve Osman Alkaş’ın Devlet Tiyatroları’na katıldığını ifade etti. Ardından Devlet Tiyatroları’nın pısırık bir döneme girdiğin kaydeden o dönemin Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mustafa Akıncı’nın kendilerine belediye çatısı altında tiyatro kurmayı teklif ettiğini anlattı. Refikoğlu şu şekilde konuştu:
Yaşar, Osman ben ve ışın hanım küçük bir oda içinde tiyatro yapmak için uğraşıyorduk. Ancak devlet tiyatroları pısırık bir döneme girmişti. Ne bir yönetim vardı ne de bir icraat. 1980’leri düşünün Türkiye’de Kenan Evren Darbesi olmuş, kan revan içinde Türkiye ve insanlar sağ sol diye ayrılmışlar. Ülke savaş halinde. Bizim seçimimiz burada sağ olamayacağına göre sol kanatta bir kavganın içine girdik. Yaşar, Osman, ben, Işın hanım ve Deniz hanım bu kavgaya girdik. Fakat buradaki yönetim “Bunlar ne yapıyor” “Bunların hepsi solcu bunlar darbe yapabilir” diye düşünüyordu. Dinlemeler soruşturmalar. 4 arkadaş derneğimiz vardı. Çağdaş sanatçılar derneği yazarı ressamı hepsi vardı. Devamlı dergi çıkarıyoruz. Kültür sanat için ne yapılabilir onları irdeliyoruz. Sergiler açıyoruz. Bizimde bir şeyler yapmamız lazım. O dönem Mustafa Akıncı ikinci dönemi. Belediye başkanlığını yine kazandı. Bir yerde buluştuk. “Gelin” dedi belediye tiyatrosunu kuralım. Daha şutlanmış değildik. Ben bir yıllığına bile dayanamadım oradaki baskılara ve emekliye ayrıldım. Ancak eşim ışın hanım hala oradaydı. O da kadrolu olduğu için atamazlardı onu oradan. Yaşar ve Osman da sözleşmeli olduğu için atıldı. Gerekçe ise vatandaş oyunu çalışmaları. Belediye şenliklerinde ki o şenlikleri de biz düzenliyorduk oynadık vatandaş oyununu. Ben zaten emekliyim bana bir şey yapamazlar, ışın hamım kadrolu onu bıktırmaya çalıştılar. Akıncı’nın teklifi ise ülke tiyatrosu için dönüm noktasıydı. Bir alternatif yarattı. Gerçek tiyatro kurulmuş oldu, tohumu atıldı. Senede üç dört tane oyun çıkardık. Bir sürü merkeze turneler yaptık.

“Dıştan bize destek verenler oldu”
Dıştan birçok kişinin kendilerine destek verdiğini anlatan Refikoğlu, 100’ün itsinde kişinin bu dönemde tiyatroya katılıp sonra ayrıldığını belirtti. Refikoğlu Devlet Tiyatroları’nın ise o dönemde önce binasının yandığını ardından da kapandığını kaydetti.

***
“Yaptığımız işle aç kalmadık”

Tiyatroya olan sevgisi her cümlesine yansıyan Refikoğlu “Yaptığınız işten mutlu musunuz” sorusunu şu şekilde yanıtladı:
Aç kalamadık. Kazandığım parayla çocuklarımı büyüttüm, ev aldım, araba aldım. Zaten amacım para kazanmak olsaydı, tüccar olurdum. Ama tüccar olduğumuz da mutlu mu olacaktık. İnsan sevdiği işi yaparsa mutlu olur. Ayrıca bu ülkede sanatçı olmaktan da çok mutluyum. Çocuklarım bana gelip konservatuar okumak istiyorum dediğinde tek şartım ülkelerine geri dönmeleriydi.

“Yaptığım işten gururlu ve mutluyum”
Yaptığı işten dolayı onurlu ve gurulu olduğunu kaydeden Refikoğlu, ayrıca gençleri yetiştiriyor olmakta da ayrı bir mutluluk duyduğunu ifade etti. Refikoğlu tiyatronun insanların midesini değil beynini besleyen bir alan olduğunu kaydetti ve seyirciyi bir yandan mutlu ederken bir yandan da bilgilendirmenin önemine değindi. Bu nedenle seçilen oyunlarında güncelliğinin önemine dikkati çeken Refikoğlu “Bir tiyatro oyuncusu hem oyunu hem de tavrı ile öncü olmak zorundadır. İnsanların elinden tutmak zorundadır” dedi.

***
Kitap yazdı, heykel yaptı, saz çaldı

Refikoğlu tiyatro oyunculu ve yönetmenliğinin yanı sıra kitap da yazdı. Şu ana kadar iki kitabı yayınlanan Refikoğlu şu şekilde konuştu:
45 yıldır tiyatro hayatının içindeyim. En uzun süredir tiyatro da kalan kişi benim. 100’ün üzerinde oyun oynadım. Bunun yanı sıra kitap yazıyorum, heykel yapıyorum. Sanatı her anlamı ile seviyorum. Sazı elime alıp çalıp söylemeyi de seviyorum.